Gündem

Cumartesi Anneleri: “Siz olmasaydınız biz burada olmayacaktık.”

Kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemlerinin 771’inci haftasında Galatasaray Meydanı’nda buluşmak isteyen Cumartesi Anneleri, bir kez daha polis tarafından engellendi. Cumartesi Anneleri Galatasaray Meydanı’nin barikatlarla engellenmesi üzerine yeni yılın ilk eylemini İHD İstanbul Şubesi önünde yaptı. 

Eyleme HDP milletvekilleri Oya Ersoy ve Musa Piroğlu ile CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu destek verdi.

Bu haftaki açıklamada 12 Eylül 1980 darbesinden sonra gözaltında kaybedilenlerin akıbetleri soruldu. Açıklamayı İHD İstanbul Şubesi Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon üyesi Sebla Arcan yaptı. Açıklamada kayıp yakınlarının taleplerini tekrar hatırlatan Arcan sözlerine şöyle devam etti: “Devlet, gözaltında kaybetmelerdeki sorumluluğunu kabul etsin, kaybedilen sevdiklerimizin akıbetlerini açığa çıkartacak mekanizmaları hayata geçirsin. Zorla kaybetme suçu, Türk Ceza Kanunu’nda insanlığa karşı suçlar başlığı altında düzenlensin. Gözaltında kaybetme suçunun faili olan devlet görevlileri üzerindeki cezasızlığa son verilsin ve evrensel hukuka göre yargılanmalarını sağlayacak düzenlemeler yapılsın. Gözaltında kaybetmeyi yasaklayan ve ailelerinin kaybedilen yakınlarıyla ilgili gerçekleri öğrenmesini zorunlu bir hüküm olarak öngören ‘Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme’ derhal imzalansın.”

Yeni yılın herkes için hukukun ve adaletin yılı olması temennisiyle bir araya geldiklerini ifade eden Arcan, “Biliyoruz ki temennimizin gerçekleşmesi Türkiye’de yaşanan hukuk devleti krizinin aşılması ile mümkün olacaktır. Bu yüzden tüm baskılara, engellemelere rağmen hukuk ve adalet mücadelemizi sürdüreceğiz. Gözaltında kaybedilenler için hakikate, hukuka ve adalete dair duyulması, bilinmesi gerekenleri söylemekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Ardından 6 Aralık 1993’te Urfa Siverek’e bağlı Bağlar Mahallesi’nde gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Hüseyin Taşkaya’nın eşi Sultan Taşkaya sözü aldı. Taşkaya, İnşallah bu yeni yılda kayıplarımız bulunur ve katilleri yargılanır. Bizi bu dar sokağa mahkum ediyorsunuz. Kayıplarımız bulunsun ki biz de rahat edelim siz de. Kayıplarımız bulunana kadar bizler mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçmeyeceğiz”  diye seslendi.

12 Eylül 1980’de gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır’ın ağabeyi Mikail Kırbayır ise 40 yıldır mücadele ettiklerini hatırlatarak “Bizi buraya iten etmen devletin güvenlik güçleridir. Siz olmasaydınız biz burada olmayacaktık. ” dedi. Kırbayır sözlerine şöyle devam etti: “1980 darbesinden beri gözaltında kayıplar oluyor. Darbecilere karşı her yıl seslendik. Bu 12 Eylül zihniyetinden vazgeçin dedik. Her gelen iktidar ‘darbelere karşıyız’ diyor. Madem darbelere karşısınız neden Galatasaray’a çıkmamızı engellediniz. Bizler adaletin yerini bulmasını talep ediyorduk. Bizim burada oluş nedenimiz keyfi değil. Yakınlarımızı aramak için buradayız.”

21 Mart 1995’te gözaltına alındıktan sonra cenazesi bulunan Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak her geçen yeni yılda beklentilerinin değişmediğini söyledi. Ocak, “25 yeni yılı gördük bu meydanlarda. Ve her yeni yıl girişinde beklentilerimizi dile getirdik. Yeni yıllar geçmiş yılları aratmaktan öteye gidemedi. Zulüm, işkence, gözaltında kayıplar, hak ihlalleri, hapishanelerde ölüm oruçları, hasta tutsakların ölümleri bunları her gelen yeni yılda yaşadık. Ülkeyi yönetenlerden bu yeni yılda herhangi bir beklentimiz yoktur. Çünkü bu ülkede adalet, hak, hukuk yok; zam, işkence, gözaltında kayıplar, cezaevlerinde infazlar var, hasta tutsakların ölümü var. Bu yeni yılda da bu yaşananların devam edeceğini biliyorum” diye konuştu.

12 Eylül 1994’te Ankara’da gözaltına alınarak kaybedilen Kenan Bilgin’in kardeşi İrfan Bilgin ise her yeni yılın geride kalan yılı arattığını kaydetti. Zulüm, işkence, gözaltılar, gözaltında kayıplar, hak ihlalleri, hapishanede başlayan ölüm orucu, hasta tutsakların ölümlerinin yeni yılda yaşandığını söyleyen Bilgin, “Bizim bu ülkenin sisteminden beklentimiz yok. Bu sistemde hak yok, hukuk yok. Zulüm, adaletsizlik, haksızlık, cezaevlerinde işkence var” dedi.

1980 darbesinde gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren’in ablası İkbal Eren de, kayıp arayışlarının bu yıl da yasak nedeniyle dar bir sokakta sürdürmeye devam ettiklerine dikkat çekerek, baskılara karşı mücadeleyi büyütme çağrısında bulundu. Eren, şöyle devam etti: “Onun mücadelesi deva ediyor, edecek. Ama dilekle olmuyor arkadaşlar, yetmiyor bunun için mücadele etmek gerekiyor. Eğer bu mücadele büyümezse, görünür kılınmazsa olduğumuz yerde kalırız. 2020 yılında bu mücadelelerin büyütülmesini ve demokrasi umudu diliyorum. Yine umut diyorum. Umutlarımız tükendiğinde biz de tükenmiş oluyoruz. Hak ve adalet mücadelesini büyütelim.”

Son olarak söz alan İHD İstanbul Şube Başkanı ve kayıpların avukatı Gülseren Yoleri, devletin uzun yıllardır cezasızlık politikası yürüttüğünü belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “İşlenen suçlar ortadayken bu suçlar cezasızlıkla sonuçlandı. Dargeçit JİTEM Davası beraatla sonuçlandı. Yine Ankara JİTEM davası beraata doğru gidiyor. Hakikatleri devlet bilmiyor mu? Biliyor. Bu suçların kimler tarafından işlendiği belli. Abdulkadir Aygan bu suçları tek tek anlattı. Kimse bunu yargılamadı. Yine Ayhan Çarkın medyaya çıktı ve yaptıklarını tek tek anlattı. Ama buna ilişkin herhangi bir dava açılmadı. Cezasızlığın bu güne kadar nasıl sürdürüldüğünü gördük. Cemil Kırbayır dosyasında neler olduğunu gördük. Ama yarım kaldı. Adaletin sağlanması için devletin gücünün yettiğini biliyoruz. Ama yapmıyorlar. Biz bugün yine şunu istiyoruz. Komisyonlar kurulsun, etkin soruşturma yürütülsün. Faillerin cezalandırılmasını sağlamak zorundadır. Cumartesi Anneleri yola çıkarken hala gözaltında kaybetmeler çokça yaşanıyordu. Cumartesi Anneleri mücadelesi bunun önüne geçti. Cemil Kırbayır dosyası eğer bu noktaya geldiyse o verilen mücadele sayesindedir. Bizler bu mücadelenin her boyutuyla çok daha etkili ve güçlü sürdürülmesini istiyoruz.”


Paylaşın