Gündem, Kadın - LGBTİQ+

‘Erkekleri aklama, yargıla İstanbul Sözleşmesi’ni uygula’

Haklarımızdan Vazgeçmiyoruz İstanbul Sözleşmesi Uygulansın Kampanya Grubu, Batman’da uzman çavuş Musa Orhan’ın tecavüz ederek ölümüne sebep olduğu İpek Er için Süreyya Operası önünde bir araya geldi. “Erkekleri aklama, yargıla, İstanbul Sözleşmesini uygula” pankartının açıldığı eylemde, “Şiddete isyan”, “Kadınlar şiddeti affetmeyecek” dövizleri taşındı. Çok sayıda kadının katıldığı eylemde sık sık taciz, tecavüz ve şiddeti kabul etmediklerine dair sloganlar atıldı.

Açıklamayı kampanya grubu adına Ceylan Çağrı okudu. Çağrı, kadınlara şiddet uygulayan ve katleden faillerin cezasız kaldığını, serbestçe dolaştığını belirterek tepki gösterdi.  

Çağrı, devlet yetkililerinin ya da yakınlarının fail olduğu sayısız vakada ve  Musa Orhan gibi sayısız fail için ancak sosyal medyadan yükselen tepkiler ve kadınların mücadelesiyle yakalama kararı çıkartılarak tutukladığını belirtti. Çağır, isyanlarının büyük olduğunu söyleyerek, son zamanlarda erkekler tarafından intihara sürüklenen kadınlara dikkati çekti. Çağrı, “Zaynal Abakarov gibi sayısız şüpheli yargılanmadan, ceza almadan aramızda dolaşabiliyor. İstanbul Sözleşmesi uygulanmadığı gibi tartışmaya açıldığı için şiddet artarak devam ediyor. Artık yeter diyoruz” şeklinde konuştu.

Duygu Delen’in de geçtiğimiz günlerde katledildiğini anımsatan Çağrı, İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı kadın katliamlarının olmayacağını, katillerin de korunamayacağını söyledi.

Çağrı, şunları söyledi: “Soruyoruz: ‘Tecavüze, şiddete prim vermeyiz’ diyenler, neden faillerin yakalanması için sosyal medyadan tepkilerin yükselmesini bekliyor? Kadınların mücadelesi neden engellenmeye çalışılıyor? Kadın cinayetlerinin üstü neden örtülüyor? Nadira Kadirova’ya, Rabia Naz’a ne oldu?

Sözleşme gerçekten uygulansaydı kaybettiğimiz yüzlerce kadın bugün aramızda olurdu

Yaşanan katliamlar üzerinden İstanbul Sözleşmesi’nin önemine değinen Çağrı,  “İşte bu yüzden İstanbul Sözleşmesi bizim yaşam güvencemiz; derhal uygulayın, şiddeti durdurun diyoruz. Çünkü biliyoruz ki sözleşme etkin bir biçimde uygulansaydı Uzman Çavuş Musa Orhan gibi failler ortaya çıkmayacaktı. Eğer sözleşme uygulansaydı Gülistan Doku için gün sayıyor olmazdık; Zainal’ın babasının soruşturmaya müdahale etmesi, failleri aklamak, korumak söz konusu olmazdı. Sözleşme gerçekten uygulansaydı, cezasızlık ortadan kalkar, kaybettiğimiz yüzlerce kadın bugün aramızda olurdu” diye konuştu.

Çağrı, açıklamanın devamında şunları dile getirdi:

“Bizim bugün buraya sığdıramadığımız; şiddete, istismara uğrayan ve katledilen kadınlar, çocuklar, LGBTİ+’lar, sayısız vaka söz konusu. Failler korunurken, aklanırken biz kadınlara, LGBTİ+’lara haklarımıza ve hayatlarımıza saldırı ise aralıksız devam ediyor. Bir yandan İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açarken, maddelerinin yeniden yazılması konuşulurken sokaklarda yaşam hakları için bir araya gelen, broşür dağıtan kadınlar engellenmeye çalışılıyor. Bu süreçte de kadınlar İstanbul’da, İzmir’de defalarca gözaltına alındı, kadınlar polis şiddetine maruz kaldı ve polis şiddeti devam ediyor. Ancak bütün baskılara rağmen sokakları terk etmedik, etmeyeceğiz.

“Evde, sokakta, kampüslerde, iş yerlerinde; erkek şiddetinin münferit olmadığını çok iyi biliyoruz; cezasızlığın bir devlet politikası olduğunu çok iyi biliyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni tartıştıranların; yargıya ‘Erkekleri korumaya, aklamaya devam edin’ dediğini, ‘Eşit değilsiniz’ diyerek bizi baskıya, şiddete açık hale getirdiklerini çok iyi biliyoruz, çünkü sonuçlarını yaşıyoruz. Yargısıyla, polisiyle, medyasıyla bu iktidarın erkek egemenliğini güçlendirdiğini ve bunun için çabaladığını görüyoruz. Ancak bizler daha önce de söylemiştik; bu mücadele hayatlarımız için ve mücadelemizin geri dönüşü yok. Eşit, özgür ve şiddetsiz bir dünyayı birlikte kuracağız.”

Paylaşın