DİSK, KESK, TMMOB ve TTB İstanbul örgütlülükleri, resmi rakamlara göre 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma Katliamı’nın 4. yılı vesilesiyle basın açıklaması düzenleyerek taşeron çalışmanın ölüm getirdiğine dikkat çekti.
Eylem için saat 17.00’de Taksim’deki Tünel Meydanı’nda toplanılarak “Soma’yı unutmadık unutmayacağız” pankartı açıldı.
Eylemde ilk olarak TMMOB İKK Sekreteri Cevahir Efe Akçelik konuştu. “Soma maalesef son büyük işçi katliamı olmamıştır” diyen Akçelik sonrasında yaşanan madenci katliamlarına dikkat çekti. Sermaye devleti sözcülerinin iş cinayetlerini “kader” ve “fıtrat” olarak nitelendirmesine tepki gösteren Akçelik, dünyada 3., Avrupa’da birinci sıraya oturan Türkiye’deki iş cinayetlerinin nedeninin güvencesiz çalışma ve sendikasızlaştırma olduğunu ifade etti.
“Tek adam sistemi taşeron cumhuriyetini tahkim ediyor”
İş cinayetlerinde yaşamını yitiren işçiler için yapılan saygı duruşunun ardından sözü KESK İstanbul Şubeler Platformu adına Kadri Kılıcı aldı. Geçtiğimiz yıllarda Zonguldak’ta katledilen işçiler için sermaye devleti şefleri tarafından “Güzel öldüler” dendiğini hatırlatan Kılıcı “Maden patronları kazanıyor, işçiler bunun bedelini ödüyor. Tek adam sisteminde taşeron cumhuriyeti daha fazla tahkim edilmeye çalışılıyor” dedi.
İstanbul Tabip Odası (İTO) adına konuşan Osman Küçükosmanoğlu da Soma Katliamı’nı ‘taammüden cinayet’ olarak niteleyerek sözlerine başladı. Başka katliamlar yaşanmaması için sorumluların cezalandırılması gerektiğini söyleyen Küçükosmanoğlu, katliamın ardından Başbakanlık Müşaviri Yusuf Yerkel’in madenciyi tekmelemesini hatırlattı. TTB’nin ‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ başlıklı açıklamasını hatırlatarak sözlerini “Taşerona bağlı iş cinayetleri de bir halk sağlığı sorunudur” diyerek sonlandırdı.
Konuşmaların ardından 4 kurum adına ortak açıklamayı Cevahir Efe Akçelik okudu. Rekabet, kâr hırsı ve ucuz üretim için işçi ve emekçilerin vahşi koşullarda çalıştırılmaya devam ettiği belirtilen açıklamada, Soma Katliamı’nın yaşandığı Eynez Ocağı’nın böylesi bir çalışma koşulunun kaldırılamayacağı için devredildiği ancak katliamın göz göre göre geldiğine dikkat çekildi.
Güvencesiz ve kuralsız çalışma koşullarının işçileri açlık ile ölüm arasında bıraktığı belirtilerek “Bu sistem, hak ihlallerinden, uzum zamana yayılan ve sonuçsuz kalan hukuki süreçlerden, kamu denetiminin önemsenmemesinden, yasaların duruma göre değiştirilmesinden, demokratik sendikalaşma hakkının engellenmesinden, emekçilerin güvencesiz bırakılmasından beslenmektedir” denildi.
“Katliamın sorumluluğu birkaç kişiye yıkılmak isteniyor”
Açıklamanın devamında 2014 yılından beri devam eden Soma davası başlarken başsavcının sarf ettiği “Gözaltına alacağımız herkes işçilerle birlikte öldü” sözleri hatırlatılarak, katliamın sistemin yarattığı bir sonuçtan ziyade, birkaç mühendisin hatası gibi gösterilmeye çalışılmasına dikkat çekildi. “Soma Katliamı’nda sorumluluk sadece, üretimi arttırmak için tüm standartları ve yasaları çiğneyen şirketin değildir. Soma Kömür İşletmeleri A.Ş., TKİ, MİGEM, ETKB, ÇSGB ve hükümet yaşanan tüm maden facialarında olduğu gibi sorumludurlar ve hesap vermelidirler” denilen açıklamada AKP iktidarı ve özellikle OHAL döneminde üretim alanlarının yandaşlara peşkeş çekilmesi, denetimsizlik, özelleştirme, piyasalaştırma ve taşeronlaştırma nedeniyle iş cinayetlerinin toplu katliamlara dönüştüğü ifade edildi.
Açıklamanın okunmasının ardından sonlanan eylemde “Kaza değil bu bir katliam!”, “Taşeron çalışma yasaklansın!”, “Taşeron değil güvenceli çalışma!”, “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!”, “Madencinin kaderi ölüm değildir!”, “Soma’yı unutma unutturma!”, “Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek!” sloganları atıldı.
Kaynak: Kızıl Bayrak
