Devrimci İşçiler, 15-16 Haziran işçi Ayaklanmasının yıl dönümünde yaptığı açıklamada ”15-16 Haziranın direniş ruhu ile kapitalist barbarlık düzenine karşı, cepheden, göğüs göğüse, militan bir sınıf kavgasını büyütelim” çağrısı yaptı.
Burjuva cumhuriyetin ilanından sonra yaklaşık 40 yıl boyunca, en ağır kölece çalışma koşullarına mahkum edilen Türkiye işçi sınıfı nihayet 1960’lı yıllarla beraber üzerindeki ölü toprağını atmaya başlayarak sendikal, sosyal, ekonomik hak ve özgürlükleri için, bir sınıf olma içgüdüsü ve refleksiyle, 31 Aralık 1961 yılında, 200 bin işçinin katılımıyla, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin, ilk kitlesel ve militan, işçi mitingi olan, Saraçhane mitingini gerçekleştirdi.
Saraçhane mitingi ile işçi sınıfının, kendine olan güveni artmış sendika kurma özgürlüğü, Toplu sözleşme yapma, grev hakkı gibi birçok kazanım elde edilmiş 28 Ocak 1963 yılında yapılan kavel direnişi ile kazanılan bu haklar, göreceli de olsa anayasal güvenceye alınmıştır. İşçi sınıfının, bu tarihi kazanımları, sermaye iktidarında, ciddi rahatsızlıklar yaratmaya başlamış, 1970 yılına geldiğimizde, işçilerin, bedeller ödeyerek, büyük mücadeleler sonucu kazanmış oldukları hakları, gasp edilmeye başlanmış, özellikle, sınıfın, sendikal örgütlenme hakkı fiilen kaldırılmaya çalışılmıştır.
Saraçhane mitingi ve Kavel direnişiyle örgütlenme ve mücadele etme pratiğini, önemli ölçüde, ortaya koyan işçi sınıfı, bu güven ve İnançla, sendikalarına, sendika hak ve örgütlenmelerine yapılan bu saldırılara, iki uzun gün boyunca, tufeyli’nin, asalakların, sermayenin, uykularını kaçırıp, burjuvazinin, yurt dışına kaçmak için, havaalanlarına koştuğu, o görkemli direnişi o Şanlı 15-16 Haziran işçi ayaklanmasını başlattı.
İşçi sınıfının, sermayenin bu saldırısına cevabı çok sert oldu. 15-16 Haziran 1970’te, İstanbul, Kocaeli Gebze’de, Otosan, Renault, Türk kablo, Arçelik, Türk Demir Döküm, Sungur’lar, Derbyy olmak üzere, 160 fabrikada, yaklaşık 200 bin işçi, şalteri indirerek, hayatı durdurdu. İstanbul’da, Kocaeli’nde, on binlerce işçi, sokaklara dökülerek, kendisine uzanan, burjuvazinin o kanlı, kirli elini, kırarak hesap soruyordu.
Örgütlenmiş sınıf bilincine ulaşmış, işçi sınıfını hiçbir güç durduramazdı. Sermayenin ve devletinin, ordusuyla, polisi ile, tankıyla, topuyla, panzeriyle, bombasıyla, kurşunuyla, kurduğu barikatlar tek tek yıkılıyor, işçi sınıfı, eşsiz sınıf öfkesi ve kini ile burjuvaziden hesap soruyordu. Proletarya buzu kırıp, yolu açmış, su yolunu bulmuştu. Bu görkemli işçi ayaklanması, tüm toplumu ve ülkeyi derinden sarmıştı.
Sermayenin tepesine bir Karabasan gibi çöken, şanlı iki uzun gün sonunda, burjuvazi, hayata geçirmeye çalıştığı, saldırı yasalarını geri çekmek zorunda kalmıştır. 4 işçinin ölümsüzleştiği, 200 kişinin yaralandığı, 15-16 Haziran büyük işçi direnişinde, yüzlerce sendikalı işçi ve sendikacı, işten atılıp, sermaye devletinin, mahkemelerinde yargılanmışlardır. Türkiye işçi sınıfı tarihi, grev, işgal ve direnişlerle dolu bir geçmiş ve deneyimlere sahiptir.
1800’lü yılların ortalarından itibaren, bir sınıf olarak, boy göstermeye başlayan, Türkiye işçi sınıfı, 1872 yılında başlayan, Hasköy Tersanesi ve Beyoğlu telgraf eylemleriyle, 1908 grevleri, Saraçhane mitingi, Kavel direnişi, 15-16 Haziran 1970 işçi ayaklanması, 1989 Bahar eylemleri, 1991 Zonguldak Madenciler yürüyüşü ve sayısız eylem ve direnişler yapmıştır.
Tüm bu direnişler, işçi sınıfının, bir sınıf olarak ayağa kalktığında, sermaye egemenliğinin, sarsılmaz olmadığını, öncüsüyle buluşmuş örgütlü bir sınıfın, sermaye iktidarını ortadan kaldırabileceğini göstermiştir.
Burjuvazinin uykularını ve huzurunu kaçıran, 15-16 Haziran işçi Ayaklanması, ücretli kölelik düzenine karşı, bağımsız, devrimci, militan bir sınıf hareketinin, yol ve yöntemlerini ortaya koymuştur. 15-16 Haziranın direniş ruhu ile kapitalist barbarlık düzenine karşı, cepheden, göğüs göğüse, militan bir sınıf kavgasını büyütelim. İşçi sınıfı, defalarca buzu kırıp yolu açmıştır.
Yaşasın 15-16 Haziran işçi Ayaklanması
Kahrolsun Sermaye İktidarı Yaşasın İşçi İktidarı
