Narenciye paketleme fabrikalarındaki işçiler, iş güvenliği olmadan çalıştırıldıklarını belirterek, “Bu koşullarda çalışmak istemiyoruz, ancak çalışmak zorundayız” dedi.
Mersin’de, 15 Kasım’da çalıştırıldığı narenciye paketleme fabrikasında makinaya kapılarak yaşamını yitiren 15 yaşındaki Suriyeli Ula Kerem’in ölümüyle birlikte paketleme işinde çalışan emekçilerin sorunları ve alınmayan tedbirler bir kez daha gündeme geldi. Bahçeden toplanan narenciye kamyonlarla fabrikalara getirilip paketlenmesinin ardından öncelikle yurtdışına ihraç ediliyor, geriye kalanlar ise iç piyasada satılıyor. Fabrikalara getirilen narenciye, ilk önce “döküm” yeri denilen bölüme dökülerek işçiler tarafından çürük olanlar ayıklanıyor. Bantlar aracılığıyla “tekne” olarak adlandırılan bölüme sevk edilen narenciye yıkanıp paketleme alanına ulaşıyor. Daha sonra kadınların çoğunlukta çalıştığı bölümde narenciye kasalara konularak bantlar aracılığıyla götürülüp istifleniyor.
Durdurma butonu
Makinenin açıkta olan silindirlerin çalıştığı alan ise işçiler için en tehlikeli alan. Bu alanda herhangi bir koruyucu önlem alınmazken, Kerem’in ölümüyle birlikte bu bölümlere demirden çitlerin yapılacağı, ancak şu ana kadar herhangi bir çitin yapılmadığı aktarıldı. Çalışır durumda olan makinenin altına dökülen çürük narenciyenin temizlenmesi sırasında Kerem’in eşarbın silindirlere takılıp yaşamını yitirdiği öğrenildi. Önlemlerin alınmadığı işyerlerinde, olası bir kazayı önlemenin tek yolu ise makineleri durdurma butonu. Eğer, olası bir kaza anında butona basacak kimse yoksa kişi ya yaralanıyor ya da yaşamını yitiriyor.
Çalışmak zorundalar
İşçilerin günlük mesaisi ise yoğun bir tempo içerisinde geçiyor. Sabah saat 06.00’da evlerinden yola çıkan emekçiler, kapasitesinin üzerinde minibüslere bindirilip götürüldükleri işyerlerinde saat 08.00’da iş başı yapıyor. İşyerinde herhangi bir koruyucu elbise giymeden işe başlayan işçiler, alınmayan tedbirlere rağmen saat 17.30’a kadar çalışmak zorunda. Gün içerisinde ikisi ara, biri de öğle yemeği arası olmak üzere toplamda bir buçuk saat işlerine ara veren işçilerin herhangi bir sağlık güvencesi de bulunmuyor. Günlük 100 TL ücrete çalışan paketleme işçileri, işyerlerindeki denetimsizliklere dikkati çekerek kaygı ve korku içerisinde çalışmak zorunda kaldıklarına vurguladı.
‘Akşama kadar bir yağa çalışıyoruz’
Evli olan 24 yaşındaki Serhat Okumuş adlı işçi, geçim sıkıntısına işaret ederek, “5 litrelik yağ 80 TL olmuş, bizler de 100 liraya çalışıyoruz. Akşama kadar bir yağa çalışıyoruz. Akşama kadar parçalıyoruz kendimizi, 100 TL alıyoruz. Yılda en fazla 8 ay çalışıyoruz. Bir işçi, burada yıl boyunca 24 bin para kazanıyor” diyerek tepkisini dile getirdi.
‘İşçiyi değil işvereni savunuyorlar’
5 yıldır narenciye sektöründe çalışan İsa Teylan (24) adlı bir başka işçi, emekçilerin en büyük problemlerinin narenciye dernekleri olduğunu kaydederek, “Bu dernekler, tam sömürge devletleri gibidir. Bunlar işçinin hakkını savunacaklarını söylerler, ancak işvereni savunurlar” diye konuştu. Herhangi bir sağlık güvencelerinin olmadığını belirten Teylan, işçilerin savunulmadığı karmaşık bir düzen içerisinde olduğunu belirtti.
‘Denetim yok’
İşyerlerinde herhangi bir denetimin olmadığına vurgu yapan Teylan, yaşamını yitiren Kerem olayını hatırlatarak, “18 yaş altı çalışan işçi sayısı çoktur. 15 yaşındaki çocuk ölümü, bizleri çok üzdü. Günlerce bunun etkisinde kaldık. Ne yapacağımızı şaşırdık, çalışsak olmuyor, çalışmazsak olmuyor. Kara kara düşünüyoruz. İşveren, karına bakıyor, böylesi kazalarda işveren işçinin şikayetçi olmaması için işçiye yalvarıyor. İşyerlerinde denetim yok. Ölümüne bile olsa yaşamak için ayakta durmak zorundayız. Ölümü göze alarak çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
