Cenazelere yönelik insanlık dışı uygulamalar ve yaptırımlar Galibe Gezer’in hayatını kaybetmesi ve defnedilmesi esnasında yaşananlarla yeniden gündeme geldi. Hayatını kaybetmiş devrimcilerin, ezilenlerin ve gerilların devlet tarafından zulme uğraması özellikle son yıllarda sistematik olarak uygulanıyor. Cenazelere devlet tarafından el konulması, cenazelerinin abluka altında defnedilmeye zorlanması, defnedilmesinin engellenmesi, mezarlıkların tahrip edilmesi hatta cenazelere doğrudan fiziki müdahalenin yapılması gibi uygulamalar sürüyor.
Umut Gazetesi olarak “zulmün bütünlüğü, hafızanın bütünlüğüdür” diyerek cenazelere yönelik devlet zulmüne ilişkin kısa bir derleme yaptık.
Devletin gerilla cenazesine işkencesi ve kadın bedeninin teşhiri: Ekin Wan

Muş, Varto’da 10 Ağustos 2015 tarihinde katledilen Kevser Eltürk (Ekin Wan)’ın cenazesi çıplak olarak teşhir edildi. Başta feminist örgütler ve kadın örgütleri olmak üzere pek çok kurum olaya tepk gösterdi.
Hafızalardan silinmeyen görüntü, zulmün fotoğrafı: Hacı Lokman Birlik

Şırnak’ta 3 Ekim 2015 gecesi devlet tarafından katledilen ve ardından bedeni akrep tipi zırhlı araç ardından sürüklenen Hacı Lokman Birlik’e yapılan işkence hafızalara yayılan görüntü ve videolarla kazındı. Birlik’in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada ise 4 yıldır ilerleme kaydedilmedi.
Buzlukta bekletilen insanlık: Cemile Çağırga

Sur ve Cizre’de başlayan savaş esnasında sokağa çıkma yasağının olduğu Cizre’de 13 yaşındaki Cemile Çağırga polis kurşunlarının hedefi oldu. Buzlukta bekletilen genç kızın cenazesi akşam saatlerinde güçlükle gömülebildi.
Sokakta 7 gün cenazesi bekletilen Tayibet Ana

Şırnak’ın Silopi ilçesinde 19 Aralık 2015 günü komşusundan evine dönerken vurularak katledilen Taybet İnan’ın cenazesi 7. gününde sokak ortasından kaldırıldı. Tayibet İnan’ın oğlu yaşanan işkencesi şu sözlerle anlatmıştı.“Annem tamı tamına 7 gün sokakta kaldı… Hiçbirimiz uyuyamadık, köpekler gelir, kuşlar konar diye, o orada yattı biz 150 metre ilerisinde öldük… Bir insan bir insana ne kadar acı çektirebilirse devlet de bize 7 günde bunu yaptı. 7 gün tam 7 gün annenizin cenazesi sokak ortasında kalsın… İnsan çok iyi olamıyor, insan kalamıyor… Annemin elleri kaskatı olmuş ve öyle sıkmış ki eşarbını, belli ki canı hayli acımış, öptüm ellerinden helal et hakkını diye ama… Kanı kurumuş annemin, elleri, yüzü ki yüzü düşerken toprak olmuş, elbiseleri kandan ıslanmış sonra kurumuş, sonra taş olmuş annemin… Kokusu gitmiş, toprak ve kan kokuyor annem, saçları sertleşmiş, kirlenmiş, annemin canından can almışlar Allah’a inananlar! Gözleri açık kalmış annemin, yüzü eve dönük, ayakları toplanmış bir takat gelsin diye belli ki çabalamış. Benim annem, siz benim annemi öldürdünüz, çocuklarınız var mı bilmiyorum sizin yoksa bile sahiplerinizin var, nasıl bir acı demeyeceğim zira ağır… 7 gün benim annem 7 gün kara kış soğuğunda kaldı, en acısı kaç saat yaralı kaldı bilememek, keşke diyorum hemen ölmüş olsa. Siz benim annemi öldürdünüz.”
Kargoyla gönderilen gerilla cenazesi: Agit İpek

2017’de hayatını kaybeden PKK gerillası Agit İpek’in ailesine 2 yıl sonra cenazenin bulunduğu bilgisi verildi. Aile Diyarbakır’dan Dersim’e gitti ve kan örneği verdi. DNA testi sonucu cenazenin İpek’e ait olduğu kesinleşti. Tunceli Başsavcılığı, Adli Tıp’tan gelen cenazeyi PTT Kargo yoluyla Diyarbakır’a gönderdi. Cenaze, anneye çağrıldığı Adli Emanet’te koli içinde verildi.
Kaldırıma gömülen cenazeler: Yerin dibine batan insanlık

Bitlis’in Tatvan ilçesine bağlı Yukarı Ölek (Oleka Jor) köyündeki Garzan Mezarlığının 3 yıl önce tahrip edilerek, cenazelerin adli tıp incelemesi için getirildiği İstanbul’da Kilyos Mezarlığının içinde kaldırıma gömülmesiyle devletin cenaze ve mezarlıklara zulmü yine gündeme geldi.
TİKKO gerillalarının cenazesine işkence

5-6 Ağustos 2018 tarihlerinde Dersim’deki Mercan dağında bulunan Şahverdi köyü kırsalında TC ordusuyla çıkan çatışmada yaşamını yitiren 6 TKP/ML-TİKKO gerillalarını teşhis için Malatya Adli Tıp Kurumu’na giden aileler cenazelerin yakıldığı ve teşhis edilemediğini belirtti. 2020 yılında Dersim’de ölümsüzleşen TİKKO gerillaları Gökçe Kurban ve Ali Kemal Yılmaz’ın cenazelerine de işkence yapıldı. Gökçe Kurban’ın cenazesine yapılan işkencenin gizlenmeye çalışıldı, otopsi raporları saklandı.
Müziği isyanla buluşturanlar: Grup Yorum üyelerinin cenazelerine devlet zulmü

Adil yargılanma talebiyle Grup Yorum üyesi İbrahim Gökçek, Helin Bölek ve Mustafa Koçak açlık grevi direnişine başladı. Helin Bölek direnişinin 288. gününde, Mustafa Koçak 297. gününde, İbrahim Gökçek ise 323. gününde hayatını kaybetti. İbrahim Gökçek’in cenazesinin yapılacağı Kayseri’de faşist çeteler örgütlenirken tüm Yorum üyelerinin cenazeleri devlet ablukasında ve devletin cenazeleri kaçırma girişimleriyle yapıldı.
Hukuksuzluğa karşı bir direniş: Ebru Timtik

Devrimci Avukat Ebru Timtik girdiği açlık grevi eyleminin … gününde ölümsüzleşti. Timtik’in cenazesi adli tıp morgunda başlayan devlet zulmüyle tamamlandı. Devlet defalarca cenazeyi kaçırma girişiminde bulundu. Gazi Cemevi’nde Timtik’i uğurlamak için toplananlara dafelarca polis saldırısı oldu. Timtik’in hukuksuzluğa karşı sürdürdüğü direnişi cenazesinde de devam etti.
Zülme karşı direnişin sembolü, 59 gün sınırda bekleyen insanlık: Aziz Güler

21 Eylül 2015 günü katliamcı IŞİD çetelerine karşı verilen savaşta ölümsüzleşen Birleşik Özgürlük Güçleri komutanı, Devrimci Komünarlar Partisi savaşcısı Aziz Güler’in cenazesi tam 59 gün sonra defnedilebildi. Güler’in ailesi ve yoldaşları tarafından yürütülen mücadele sonucu Gazi Mezarlığı’nda defnedilen Aziz Güler cenazelere yönelik devlet zulmünün simgelerinden oldu. Güler’in cenazesini almak için ailesi ve yoldaşları imza kampanyları, sokak eylemleri, basın açıklamaları gibi sayısız eylem yaptı. Direniş sonucu cenazesi Rojava’dan Türkiye’ye getirelen Aziz Güler’i onbinler karşıladı. Aziz Güler Gazi’de yapılan büyük töreninin ardından defnedildi.
Ve vakur bir damla olmak için: Eylem Ataş

27 Haziran 2016 yılında IŞİD’e karşı DKP/ BÖG saflarında savaşırken ölümsüzleşen Eylem Ataş’ın cenazesi ise tam 101 gün boyunca defnedilemedi. Ataş’ın ailesi ve yoldaşları 101 gün boyunca cenazemizi, Eylem’i verin sloganlarıyla eylem yaptı. Ataş’ın cenazesinin sınırdan geçmesini aylarca engelleyen devlet zulmüne karşı mücadele 101 sonra sonuçlandı. Ataş’ın cenazesi için kadın örgütleri, milletvekilleri ve binlerce insan direndi. Eylem Ataş, 7 Ekim 2016’da memleketi Adana’da toprağa verildi.
Bedreddin Akdeniz’in mezarına saldırı

Rojava’ya IŞİD saldırısı başladığında Kobane’de 25 Mayıs 2015’te hayatını kaybeden Birleşik Özgürlük Güçleri savaşcısı Bedreddin Akdeniz’in mezarı defalarca saldırıya uğradı. Mezar taşındaki örgüt amblemi ve resimler “gerekçesiyle” polis Akdeniz’in mezarını tahrip etti.
Suruç Katliamı ve ailelere tehdit

Rojava’da IŞİD saldırıları devam ederken yeniden inşaa için yola çıkan SGDF üyeleri Amara Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptıkları sırada devlet destekli IŞİD çetelerinin bombalı saldırısına uğradılar. 33 kişinin katledildiği canlı bomba saldırısı nedneiyle hayatını kaybedenlerin aileleri polisler tarafından tehdit edildi. Suruç Katliamı’nda ölümsüzleşen Aydan Ezgi Şalcı tehditler nedeniyle gece yarısı toprağa verildi.
Tuğluk’un annesinin mezarına saldırı

14 Eylül 2020’de ise tutuklu Aysel Tuğluk’un annesi Hatun Tuğluk’un cenazesine faşistlerce saldırı düzenlendi. Cenaze yerinden çıkarılarak, Dersim’e götürülüp, yeniden defnedildi. Faşist saldırı faillerinden birinin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile daha sonra fotoğrafı ortaya çıktı.
Şafak Yayla’nın mezarına beton döküdü

31 Mart 2015 günü DHKP-C savaşçısı Şafak Yayla, Bahtiyar Doğruyol yıllardır Berkin’in faili polisi koruyan ve davada herhangi bir ilerleme kaydetmeyen yargılama sürecine tepki göstererek Berkin Elvan davası soruşturmasını yürüten Cumhuriyet savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı rehin alındı. Polis Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol’un taleplerine karşı binay ablukaya alan polisler Şafak Yayla, Bahtiyar Doğruyol ve savcı Mehmet Selim Kiraz’ı katletti. Eylemin ardından Şafak Yayla ve Bahtiyar Doğruyol için düzenlenen anmalara ve eylemlere saldırılar yapıldı. Şafak Yayla’nın cenazesi faşist saldırılar nedeniyle aile evinin bahçesine defanedildi. Aile gelen tehditler nedeniyle mezarının üzerine beton dökmek zorunda kaldı.
Mezarlıklar bombalandı, helikopterlerle saldırıldı, dozerlerle yerle bir edildi
Yeni Yaşam’dan Reyhan Hacıoğlu’nun haberine göre ise; 2015’te ilk olarak Mardin Nusaybin’de Bagok’ta 43 PKK’linin defnedildiği “Agit Suruç Şehitliği” yıkıldı. Ekim ayında ise Şırnak Cudi dağı bölgesinde bulunan “Şehit Cuma ve Şehit Binefş Şehitliği” tahrip edildi. Yine aynı ay içinde Dersim Alacık (Zage) Köyü yakınlarında, PKK’lilere ait cenazelerin ve 38 Dersim Katliamı’ında yaşamını yitirenlerin kemiklerinin de bulunduğu “Suna Çiçek ve Doktor Baran Şehitliği” helikopterle bombalandı. Mezarlık içindeki cem evi ise, içine yerleştirilen patlayıcılarla yerle bir edildi.
Cizre’de, Sur’da, Rojava’da sınırda bekletilen, işkence gören, mezarlıkları tahrip edilen, hala morglarda bekletilen, bedeni teşhir edilen ve tahrip edilen sayısız cenazenin olduğu biliniyor. Kimi gerilla cenazeleri ise kimsesizler mezarlığına ya da devlet tarafından bellirsiz alanlara defnediliyor. Elbette bunun yanında hayatta olmadığı açıklanmamış faili meçhuller söz konusu.
