DEM Parti Hukuk Komisyonu Eş Sözcüleri Sevda Çelik Özbingöl ve Öztürk Türkdoğan yaptığı yazılı açıklamada, “Bugün 26 Haziran Uluslararası İşkence Görenlerle Dayanışma Günü. Birleşmiş Milletler’in “İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı ya da Onur Kırıcı Muamele ya da Cezaya Karşı Sözleşmesi”nin yürürlüğe girdiği bu tarihi gün bizler için işkenceye karşı sesimizi yükseltme günüdür.” dedi.
Türkiye’nin, bu sözleşmeye 1 Eylül 1988’de taraf olduğunu ve her ne sebeple olursa olsun işkencenin asla haklı gösterilemeyeceğini taahhüt ettiğini hatırlatan DEM Parti, şöyle devam etti:
“Ancak bugün geldiğimiz noktada Türkiye, altına imza attığı bu uluslararası sözleşmenin hiçbir gerekliliğini yerine getirmemektedir. İşkence kâğıt üzerinde insanlığa karşı bir suçtur, zaman aşımına uğramaz ve şikâyete bağlı değildir. Fakat pratik, iktidarın yargı eliyle ördüğü kalkan sayesinde bunun tam tersini söylemektedir. 12. Yargı Paketinde, kamu görevlilerinin işkence suçlarının “Hükmün Açıklanmasının Geriye Bırakılması” kapsamından çıkarılmasına dair yasa teklifi Adalet Komisyonunda kabul edilmiş olsa da bu adım iktidarın yıllardır sürdürdüğü cezasızlık politikasının bir itirafı niteliğindedir. Aynı zamanda oldukça gecikmiş olup işkenceyi önlemekten uzaktır ve göz boyamaya yöneliktir.
İyi biliyoruz ki yasalarda yapılan bu yamalar sokakta, emniyette, karakolda ve hapishanelerde işlenen işkence suçlarını örtmeye yetmez! Daha geçtiğimiz günlerde Rojhilat sınırını geçmeye çalışan iki insanın gözaltında maruz kaldığı fiziki ve cinsel işkence basına yansımıştır. Şemdinli’de kamu görevlileri tarafından gerçekleştirilen ve “makata cam şişe sokmak” suretiyle nitelikli cinsel saldırıya varan bu barbarlık karşısında failler ne görevden uzaklaştırılmış ne de tutuklanmıştır. Hapishanelerde çıplak arama, darp, intihara sürükleme ve gözaltılarda ters kelepçe hemen hemen her gün karşılaşılan ihlallerdir. İçişleri Bakanlığı bu utanç tablosunun doğrudan sorumlusudur. Göz yumulan, üzeri örtülen her işkence yeni failler için bir cesaret sebebidir.
İşkenceyle mücadele etmek için iktidara sorumluluklarını hatırlatıyor ve derhal şu adımların atılmasını talep ediyoruz:
- “Sıfır tolerans” sözde değil özde uygulanmalı, siyasi iktidar işkence iddiaları karşısında failleri koruyan cezasızlık politikasını derhal terk etmelidir. Hakkında işkence, kötü muamele ve cinsel saldırı iddiası bulunan tüm kamu görevlileri ve kolluk personeli, soruşturmanın selameti için derhal görevden uzaklaştırılmalı, tutuklu yargılanmalı ve yargılama için mülki amirlerden izin alınması şartı kaldırılmalıdır.
- Tüm karakollar, nezarethaneler ve TEM şubeleri ile hapishaneler ve geri gönderme merkezleri gibi kapatılma mekanları barolar, insan hakları örgütleri ve hekim odalarının habersiz denetimlerine derhal açılmalı, şeffaf hale getirilmelidir.
- Adli muayeneler bağımsız hekimler tarafından ve kolluk gücü odada bulunmaksızın baskıdan uzak ve İstanbul Protokolü standartlarına uygun şekilde gerçekleştirilmelidir.
- Ulusal önleme mekanizması olması gerekirken görevini yerine getirmeyen Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu lağvedilmeli; yerine siyasi baskılardan arınmış, bütçesel ve idari olarak tamamen bağımsız, insan haklarına taraf sivil bir yapı oluşturulmalıdır.
DEM Parti Hukuk Komisyonu olarak insanlığın ortak mirasına ve insan onuruna sahip çıkma mücadelemiz kararlılıkla sürecektir.”
Kaynak: ANF
