Gündem, Kadın - LGBTİQ+

Aysel Tuğluk için Adana’da kadın hukukçulardan eylem

Kadın hukukçular, Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) demans teşhisi konulan ve sağlığın giderek kötüye giden Aysel Tuğluk için “Hapishanede kalabilir” raporu verilmesine karşı Adana’daki İnönü Parkı’nda eylem gerçekleştirdi.

İnönü Parkında yapılan basın açıklamasında ilk konuşmayı Av. Sevil Aracı Bek yaptı. Aracı, Tuğluk ile ilgili bilgilendirme yaptıktan sonra Kadın Hukukçular adına Av. Umay Büyükdağ yaptı.

Büyükdağ; “Ona yaşatılan bu hukuksuz süreçte imzası olan tüm yetkilileri bir kez daha hukuka, bilime ve vicdana uygun davranmaya çağırıyor; Tuğluk’un tedavisinin insanlık onuruna yaraşır bir şekilde sürdürülebilmesi için bir an önce özgürlüğüne kavuşması gerektiğini hatırlatıyor, dayanışma çağrımızı yineliyoruz” dedi.

Bugün burada 26 Aralık 2016 tarihinden beri Kandıra F Tipi hapishanesinde tutulmakta olan HDP eski milletvekili, meslektaşımız avukat Aysel Tuğluk’un maruz bırakıldığı haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı ses çıkarmak ve meslektaşımıza destek olmak için toplandık. Avukat Aysel Tuğluk, Kürt siyasi partiler tarihinin ilk kadın eş genel başkanı ve eş genel başkanı olduğu Demokratik Toplum Partisi’nin kapatılmasıyla siyaset yasağı getirilen tek kadın milletvekilidir. Tuğluk, siyasetçi kimliğinin yanısıra, insan hakları savunucusu bir hukukçu ve İstanbul Barosu’na mensup bir avukattır.

Meslektaşımız Aysel Tuğluk tutuklandıktan 1.5 yıl sonra, cezaevinde bulunduğu süreçte annesi Hatun Tuğluk vefat etmiştir.

Aysel Tuğluk özel izinle annesinin cenazesine katılmış fakat taşlı sopalı bir grubun faşist saldırısı üzerine cenaze gömüldüğü yerden çıkarılarak Tunceli’ye götürülmüştür. Toplumsal hafızaya kazınan bu acı hadiseden kısa bir süre sonra 2018 yılı ocak ayından itibaren başlayan ve hızla ilerleyen demans hastalığı sebebiyle Aysel Tuğluk’un sağlık durumu giderek kötüleşmiştir.

Sağlık durumunu değerlendiren Kocaeli Seka Devlet Hastanesi ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı; hastalığının yaşamını tek başına sürdürmesini engeller nitelikte olduğunu belirterek Aysel Tuğluk’un infazının ertelenmesi gerektiğine ilişkin raporlar düzenlemiştir. Bu raporlar doğrultusunda avukatları tarafından infazının ertelenmesi talebinde bulunulmuştur.

Kocaeli Seka Devlet Hastanesi ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından 9 uzmanın detaylı muayene ve incelemesi ile hazırlanan raporları görmezden gelen İstanbul Adli Tıp Kurumu 3 Eylül 2021 tarihinde inceleme ve muayene dahi yapmaksızın Tuğluk’un cezaevinde kalabileceğine dair bir rapor düzenlemiştir.

Bu rapor üzerine Avukat Aysel Tuğluk’un avukatları tarafından yapılan infaz erteleme başvurusu Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından reddedilmiştir.

Sayın Tuğluk aynı zamanda “6-8 Ekim Kobane Kumpas” davası olarak bilinen ve HDP’li siyasetçilerin yargılandığı Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin dosyasında tutukludur.  Sağlık sebepleriyle bugüne kadar mahkemede beyanda bulunamaması ve mahkemenin ısrarla beyan almak istemesi üzerine, avukatlarının da talebi ile mahkeme tarafından “savunma yapıp yapamayacağının tespiti” için ATK’ya sevk edilmiştir.

Bu karar doğrultusunda Sayın Tuğluk, 1- 4 Şubat 2022 tarihleri arasında ATK Gözlem İhtisas Kurulu’nda tutulmuş, gözlem sonucunda hazırlanan rapor 15 Şubat 2022 tarihinde mahkemeye gönderilmiş ve kamuoyu ile paylaşılmıştır.

ATK’ya sevk kararında, savunma yapıp yapamayacağının tespiti istenmesine rağmen;

ATK kendisinden talep edilen hususta bir değerlendirme yapmamış ve Sayın Tuğluk’a atfedilen fiillerin meydana geldiği döneme ilişkin olarak “cezai sorumluluğunun tam olduğuna” dair rapor düzenlemiştir.

5 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan Tuğluk’un, olaylar esnasındaki sağlık ve bilişsel durumunun ne olduğu hususu, talep ve konu dışıdır. Avukatları tarafından talep edilen, mahkemenin ara kararında istenen ve ATK’nın değerlendirme konusu yapması gereken husus, Sayın Aysel Tuğluk’un mevcut sağlık durumu itibari ile savunma yapıp yapamayacağı ve cezaevinde kalıp kalamayacağıdır.

Öte yandan bahsi geçen Adli Tıp Kurumu raporu gerçekleri yansıtmadığı gibi aynı zamanda yanlı ve siyasidir. Zira 25 sayfadan oluşan raporda 16 sayfa boyunca Aysel Tuğluk’un geçirdiği soruşturmalar ve yargılamalardan bahsedilmiş; yalnızca 2 sayfa tıbbi değerlendirmelere ayrılmıştır. Buradan Adli Tıp Kurumu hekimlerine, savcı değil hekim olduklarını da hatırlatmak isteriz.

ATK raporundaki bu sınırlı tespit ve değerlendirmelerden dahi Sayın Tuğluk’un bu haliyle savunma yapmasının mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.

Ancak bu tespitlere rağmen ATK bu hususta görüş belirtmekten özelikle kaçınmış ve sadece cezai sorumluluk boyutu ile değerlendirme yapmakla yetinmiştir. Yıllardır etik, vicdan, bilim ve hukuka aykırı raporlarla gündeme gelen ATK, politik mahpusların ağır ve ölümcül hastalıklarına rağmen mütemadiyen tıp bilimine aykırı raporlarından birini de Tuğluk için hazırlamış ve demans hastalığını inkâr etmiştir. Aysel Tuğluk’un sağlık durumunun geldiği aşama, insan onuruna uygun koşullarda tedavisinin yapılabilmesinden uzaktır.

Sayın Tuğluk’un sağlık durumu ortadayken ısrarla gereğini yerine getirmeyen, başta Adalet Bakanlığı olmak üzere bu durumu görmezden gelen tüm idari ve adli makamlar sorumludur. Bizler bugün burada Avukat Aysel Tuğluk’un da üyesi olduğu İstanbul barosu başta olmak üzere 82 il barosunu ve Türkiye Barolar Birliği’ni, meslektaşımız Aysel Tuğluk ve onun nezdinde tüm hasta mahpusların yaşam hakkını savunmaya davet ediyoruz.

Senelerce kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadele yürütmüş, kadın özgürlüğü için mücadele etmiş bir siyasetçi olarak bugün kendisine yaşatılanlara itiraz ediyor; Aysel Tuğluk’un tahliyesini talep ediyoruz. Ayrıca, “Kadınlar İçin Adalet” talebimiz doğrultusunda Tuğluk ve onun gibi siyasi sebeplerle mahpus edilen tüm kadınların özgürlüklerine kavuşması talebimizi yineliyoruz.

Ona yaşatılan bu hukuksuz süreçte imzası olan tüm yetkilileri bir kez daha hukuka, bilime ve vicdana uygun davranmaya çağırıyor; Tuğluk’un tedavisinin insanlık onuruna yaraşır bir şekilde sürdürülebilmesi için bir an önce özgürlüğüne kavuşması gerektiğini hatırlatıyor, dayanışma çağrımızı yineliyoruz.

Paylaşın