İSTANBUL- 9 Şubat 2017 tarihinde örgüt propagandası suçlamasıyla İstanbul’da yapılan ev baskınları ile 52 kişi gözaltına alınmış ve 12 gün Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulmuştu. Emniyette susma hakkı kullanılmasının ardından savcılıkta ifade verilmişti. 15 Şubat’ta ‘eylem yapma arayışı’nda olup olmadıkları sorulanlar; gerçekleştirilmemiş bir eylemi yapabilme ihtimallerine binaen hukusuz bir şekilde gözaltında tutulduklarını anlamışlardı.
Gözaltına alınanlardan 20 kişi hakkında, sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek propaganda iddiası ile açılan davanın ilk duruşması İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 28 Kasım tarihinde görülmüş; avukatların Tahir Elçi Anması’nda bulunması nedeniyle sınırlı sayıda katılımla gerçekleşmişti. 2’si tutuklu olmak üzere duruşmaya katılanların tamamının 6 saate yakın bir süre ayakta bekletilerek duruşmanın görüldüğünü öğrenen avukatlar bu hukuksuzluğa izin vermemek adına duruşmaya katılım çağrısı yapmışlardı.
Bugün görülen 2. duruşmada tutuklu yargılanan kişilerin mahkeme salonuna gelmelerinin ardından, avukatlar mahkeme heyetinden müvekkillerinin oturması yönünde talepte bulunmuş ve bu talep daha önceki güvenlik önlemleri gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Müvekkillerinin oturması için uygun alan bulunduğunu, güvenliği tehlikeye düşüren herhangi bir durum olmadığını, bu şekilde sağlıklı bir savunma yapamayacaklarını belirten avukatlar talepleri bulunduğunu ifade etmişlerdir. Heyet bu konuda bir talep geldiğinde avukatları salondan çıkaracağını bildirmiştir.
Bu nedenle Avukat Sinan Zincir, mahkeme heyetinin reddini talep etmiş, ancak henüz talebini gerekçelendirmekteyken heyet tarafından, ara karar oluşturmak üzere duruşmaya ara verilmiştir.
Aranın ardından talebin reddedildiği bildirilmiş; Avukat Sinan Zincir’in beyanlarının zapta geçirilmediği yönündeki itirazı üzerine, duruşma salonuna güvenlik çağrılarak salondan çıkarılmasına karar verilmiştir. Diğer avukatların duruma müdahale etmeleri üzerine duruşmaya yeniden ara verilmiştir.
Sinan Zincir duruşmaya alınmamış, diğer avukatların katılımı ile oturuma devam edilmiştir. Söz alan Av. Banu Güveren meslektaşlarının tekrar salona alınmasını talep etmiştir. Sağlıklı bir duruşma yapılabilmesi adına salonda yaşanan her şeyin kayıt altına alınabilmesi için sesli ve görüntülü kayıt yapılması gerektiğini belirterek yeni bir talepte bulunmuştur.
Mahkeme başkanının talepleri reddetmesi üzerine Av. Serhat Çakmak söz alarak tüm red kararlarının gerekçesiz olduğunu, zapta eksik geçtiğini ifade etmiştir. Duruşmaya ara verildiği bildirilmiş ve her iki avukat ile ilgili olarak duruşma salonundan çıkarılmaları yönünde karar verilmiş ve salona güvenlik çağırılmıştır. Avukatların salondan çıkarılmaya çalışılması sırasında halen zabıt yazıldığının fark edilmesi ile avukatlar tepki göstermiş ve duruşmanın bu şekilde sürdürülemeyeceği, aksi takdirde salondan çıkmayacaklarını ifade etmişlerdir.
Bu sırada duruşma salonu önüne polis gelmiş ve yargılananlara müdahale girişiminde bulunmuşlardır. Savunma hakkına ve mesleki faaliyetlerine dönük bu saldırı karşısında duruşmaya devam etmeme kararı veren avukatlar, aranın ardından salonda yerlerini almışlardır.
İFADE ALMA VE SORGUDA YASAK USULLER (Md. 148)
(1) Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.
Müdafiler adına konuşan Avukat Zehra Şahin; duruşmaya engel olmak bir yana sağlıklı bir yargılama yapılabilmesi için çalıştıklarını beyan etmiş; daha geniş bir salonda, SEGBİS yöntemi ile duruşmaya devam edilmesi, müvekkillerinin oturması yönündeki taleplerin gerekçesiz reddini, kararların tamamının heyet olarak değil başkanın tek başına vermesi gibi bu usulsüzlüklerin savunma hakkını sınırlayan, avukatlık mesleğini hiçe sayan bir tutum olduğunu, bu nedenle duruşmaya devam etmeyerek salonu terk edeceklerini açıklamıştır.
Tutuklular hakkında tutukluğun devamına, diğer yargılananlar açısından da adli kontrol uygulamasının devamına karar verilmiş ve duruşma 21 Şubat 2018 tarihine ertelenmiştir.Devamında; yargılananların tümü avukatları olmadan savunma yapmayacaklarını bildirmişlerdir. Anadilde beyanda bulunan üç kişi ile ilgili olarak “anlaşılmayan dilde cevaplar verdikleri” şeklinde zabıtlara geçilmiştir. Beyanda bulunan Gülistan Aydın, bu şekilde kendini güvende hissetmediğini, böyle bir ortamda savunma yapamayacağını bildirerek, bu gerginliğin faydasız olduğuna vurgu yapmak adına “keskin sirke küpüne zarar” dediği anda kendisine müdahale edilerek salondan çıkarılmıştır. Kendisi ile ilgili olarak ‘mahkeme heyetine görevi sırasında ve görevinden dolayı hakaret ve tehdit suçlarından’ suç duyurusunda bulunulması şeklinde karar verilmiştir.
Duruşma sonrası Avukat Zehra Şahin yaptığı değerlendirmede; “Hiç bir koşulda müvekkillerimizin sebepsiz şekilde saatlerce ayakta bekletilmesine izin veremezdik. Sadece bu konuda talepte bulunduk, ancak cümlelerimizi tamamlama fırsatımız dahi olmadan söz alan her avukat salondan atılmaya çalışıldı. Usül kuralları hiçe sayıldı, zabıt yanlış ve eksik tutuldu, iddianame tebliğ edilmeyen müvekkiler ile ilgili olarak ‘duruşmada diğer savunmaları dinlerken iddianame hakkında ana hatlarıyla fikir sahibi oldukları’ şeklinde daha önce hiç duymadığımız bir karar verildi. Kaldı ki tüm sanıklarla ilgili iddialar aynı olmadığı gibi, her sanık açısından deliller de farklı, böyle bir şeyin kabul edilmesi zaten mümkün değil. Hukuksuz bir yargılama yapılmaya çalışılıyor, defalarca kez salondan çıkarıldık. Salonun içinde çok sayıda güvenlik, dışarıda ise polislerin bulunduğu bir ortamda savunma yapmamız beklendi. Konuyla ilgili tutanak tuttuk, reddi hakim ve şikayet haklarımızı kullanacağız” dedi.
