Gündem

İran Komünist-İşçi Partisi: Bu gerici savaşa hayır

İran Komünist-İşçi Partisi, “Netanyahu’nun faşist hükümetiyle hesaplaşma, İsrail halkının işidir; İran İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesi ise İran halkının acil ve zorunlu bir görevidir, İran toplumu son on yılların en tehlikeli ve kader belirleyici anıyla karşı karşıyadır” açıklaması yaptı.

Emperyalist-Siyonist ittifakın İran’a başlattığı savaş ve İran’ın misillemeleri bölgenin tüm siyasi aktörlerince yeniden değerlendirilmeye ve dönemin devrimci-halkçı taktiklerinin belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu temelde İran halkının siyasi öznelerinden İran Komünist-İşçi Partisi’nin süreci nasıl değerlendirdiği ve taktiğini ortaya koyan –iki- ayrı bildirisini Türkçe yayınlıyoruz.

“Netanyahu ise, elleri Gazze halkının kanına bulanmış bir figürdür ve kendi çıkarları için her türlü suçu işlemeye hazır olduğunu açıkça göstermiştir… İran İslam Cumhuriyeti, İsrail’den çok halkından korkmaktadır … Halkın milyonlar halinde sokağa çıkarak İslam Cumhuriyeti’ne karşı ayağa kalkması, Ali Hamaney başta olmak üzere tüm suçlu yönetici kadroların iktidardan uzaklaştırılmasıdır.”

2025 yılı 13 Haziran Cuma günü sabahın erken saatlerinden itibaren İsrail ordusu, İran İslam Cumhuriyeti’nin üst düzey askeri liderlerine ve nükleer ile füze tesislerine karşı geniş çaplı ve eşi benzeri görülmemiş saldırılar başlatmıştır. Şu ana kadar çok sayıda Devrim Muhafızları komutanı öldürülmüş, ülkenin farklı bölgelerinde bulunan nükleer ve füze altyapıları bombalanmış ve bu saldırılar, İran rejiminin güvenlik yapısına ve itibarı üzerine ağır darbeler indirmiştir.

İsrail’in bu kapsamlı ve yıkıcı askeri saldırıları, İran halkının her günü İslam Cumhuriyeti’nin zulmünden kurtulma umuduyla karşıladığı, ülkenin dört bir yanında yaygın protesto hareketlerinin sürdüğü bir ortamda gerçekleşmiştir. Bu saldırılar, rejimdeki suç odaklarını benzeri görülmemiş bir varoluşsal krizle karşı karşıya getirmiştir. İran İslam Cumhuriyeti, İsrail’den çok halkından korkmaktadır. Çünkü bu halkın artık ne suyu var, ne ekmeği, ne özgürlüğü, ne huzuru. Ve buna karşılık olarak, tüm baskı ve katliamlara rağmen, “Kadın, Yaşam, Özgürlük” isyanını yükseltmiş ve bu devrim, toplumun derinliklerinde kök salmaya ve büyümeye devam etmektedir.

Rejim, bu hayatta kalma krizini aşmak için ülke içindeki siyasi ortamı olabildiğince askerileştirmeye çalışacaktır. Savaş hali bahanesiyle halkın yaşam koşulları daha da zorlaştırılacak, baskılar arttırılacaktır. Öte yandan, İran’ın İsrail’e vereceği herhangi bir askeri karşılık, sadece büyük çaplı bir savaşa değil, aynı zamanda nükleer kirlenme tehdidiyle beraber çok daha yıkıcı bir sürece neden olabilir. Savaşın karşı cephesinde yer alan Netanyahu ise, elleri Gazze halkının kanına bulanmış bir figürdür ve kendi çıkarları için her türlü suçu işlemeye hazır olduğunu açıkça göstermiştir.

Bu nedenle, İran toplumu son on yılların en tehlikeli ve kader belirleyici anıyla karşı karşıyadır.
İran toplumunun bu krizli ve hassas durumdan sağ salim çıkmasının en acil ve tek yolu, halkın milyonlar halinde sokağa çıkarak İslam Cumhuriyeti’ne karşı ayağa kalkması, Ali Hamaney başta olmak üzere tüm suçlu yönetici kadroların iktidardan uzaklaştırılmasıdır. İran İslam Cumhuriyeti’nin halkın eliyle devrilmesi, sadece yüz binlerce insanın idamından sorumlu olan bu rejimden ve İran’a dayattığı yoksulluk ve sefalet düzeninden kurtulmak anlamına gelmeyecektir; aynı zamanda savaş kışkırtıcılığı ve İslamcı terörizmiyle bölgeyi ateşe veren bir rejimin ortadan kaldırılmasıyla tüm dünya için bir kurtuluş olacaktır.

İran İşçi Komünist Partisi, İran halkının yanındadır ve içeride ve dışarıda sahip olduğu tüm imkanları, bu rejimin devrilmesi için seferber etmeye kararlıdır.

Genel Sekreter imzalı ikinci bildirisinde; Halkın yanıtı, İran İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesi mücadelesinin yoğunlaşmasıdır.

İsrail’in, İran İslam Cumhuriyeti’nin askeri ve nükleer merkezlerine, komutanlarına ve yetkililerine başlattığı ve hala devam eden saldırı, İran halkını öldüren makineye büyük bir darbe indirmiştir. Selami, Şemhani, Bağheri, Abbasi ve diğerleri gibi katiller, İran halkını katletme, PS752 uçuşuna saldırma, Mahsa, Nika, Sarina, Kiyan gibi insanların öldürülmesi, Suriye ve bölge halklarını katletme gibi kanlı bir geçmişe sahiptir. Bu canilerin ölümüne ve İran İslam Cumhuriyeti’nin askeri ve nükleer merkezlerinin yok edilmesine, İran’daki zalimlerin karşılaştığı çok büyük bir darbe olmuştur. Bu darbeleri gerçekleştiren İsrail devleti, Gazze ve Filistinlilere karşı işlediği cinayetlerle tanınan bir devlettir. Bu bir terörist devletler savaşıdır, ancak bu savaşa karşı devrimci ve insani bir yanıt yalnızca savaş karşıtlığı, barışseverlik ve pasifist bir bakış açısıyla olamaz. Saldırıya geçmek gereklidir. Netanyahu’nun faşist hükümetiyle hesaplaşma, İsrail halkının işidir; İran İslam Cumhuriyeti’nin devrilmesi ise İran halkının acil ve zorunlu bir görevidir. Eğer birisi sadece savaşı durdurmak istiyorsa, o kişi İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı ve bu rejimin doğrudan savaş gerilimlerini yaratma ve İran halkı ve bölge üzerindeki kara savaş gölgesini devam ettirme sorumluluğunu üstlenmesini engellemek için mücadeleye katılmalıdır. Açıkça söylemek gerekirse, ne İsrail, ne Amerika ne de başka herhangi bir yabancı devlet veya güç, İran halkının kurtarıcısı olamaz. Onlar kendi çıkarlarını takip ederler, ancak İran halkının da insani ve haklı çıkarları vardır: İran halkı, kanlı ve terörist bir hükümetin zulmünden kurtulmak istemektedir. Bu amaç ve hedef, yalnızca İran halkı için değil, bölgedeki ve dünyadaki tüm özgürlükçü halkların ortak hedefidir.

İran İslam Cumhuriyeti’nin, halkın mevcut protesto, gösteri ve grev hareketlerini savaş ve savaş durumu altında gölgede bırakmasına izin verilmemelidir. Şu anda gelen raporlara göre, İran İslam Cumhuriyeti, vali ve yerel yöneticileri halkın gösterilerine karşı “ateş serbest” ilan etmiştir. Halkın yanıtı yalnızca ve mutlaka, hükümete her alanda daha fazla saldırı olmak zorundadır. Kadın, yaşam, özgürlük hareketinin aktivistleri, kadın hareketinin üyeleri, hak arayanlar, işçiler, şoförler, öğretmenler, emekliler, öğrenciler ve tüm muhalif kesimler, daha fazla birlik ve koordinasyonla harekete geçmeli ve şimdiye kadar sahip oldukları haklı talepleri ve sloganlarını gerçekleştirme mücadelesinin ortasında, hükümetin savaş kışkırtıcılığına karşı da bayrağını yükseltmelidirler.

Başlatılan savaşın üç tarafı vardır. Üçüncü kutup halktır ve bu üçüncü kutup, İran İslam Cumhuriyeti’ni devirmek suretiyle bu savaşa insani, ilerici ve özgürlükçü bir son verebilir. İran İslam Cumhuriyeti hiçbir zaman bu kadar aciz, zavallı ve dağılmış olmamıştır. Şimdi, kadın, yaşam, özgürlük devrimindeki tüm kurumlar ve aktivistler, İran’daki ve yurt dışındaki tüm devrimciler, hükümetin canilerine ve savaş kışkırtıcılarına karşı yeni bir saldırıya geçmelidir. Zafer bizimdir!

23 Haziran 1404 (13 Haziran 2025)

Paylaşın