Gündem

Doğasını ve yaşamını savunan köylüler Meclis’te

Maden ve enerji şirketlerinin talepleri doğrultusunda hazırlanan ve çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) süreçlerini keyfi hale getirerek zeytinliklerin, ormanların ve meraların, sit alanlarının madencilik faaliyetlerine açılmasını kolaylaştıracak yasa tasarısına karşı Muğla’nın köylerinden gelen çiftçi ve üreticiler mecliste.

AKP’li milletvekilleri 13 Haziran’da meclise sunulan enerji kanunu yasa tasarısı olarakta bilenen enerji ve maden alanlarına yönelik düzenlemeler içeren kanun teklifi kurulan komisyonda görüşülmeye başlandı.

İkizköy’den, Akbelen’den, Karacahisar Köyü’nden, Çamköy’den, Milas’tan, Yatağan’dan ve Muğla’dan “Bu toprak torbaya sığmaz” diyerek yola çıkan köylüler ve ekolojistler TBMM Dikmen Kapısı önünde komisyon toplantısına katılmak için bir araya geldi.

Dikmen Kapısı önünde bir araya gelenler, gerekli başvuruları yaptıkları halde komisyon toplantısına alınmazken, Türk-İşe bağlı Türkiye Enerji, Su ve Gaz İşçileri Sendikası (TES-İŞ) komisyon toplantısına katıldı.

Komisyon toplantısına alınmayan köylüler, komisyonun yapıldığı bina önünde oturma eylemine başladılar. Burada konuşan İkizköy muhtarı Nejla Işık, tarım alanlarının yine hedef alınmasına tepki göstererek “Öyle bir yasa takılmış ki kafaya. Madenlere ne zeytin bırakılacak ne toprak bırakılacak ne mera bırakılacak ne doğa, orman bırakılacak. Biz de şunu tekrar hatırlatmak istiyoruz. Biz üreten çiftçiler olarak bizleri görün diyoruz. Biz de insanız diyoruz. Biz vermek istemiyoruz bu toprakları diyoruz” ifadelerini kullandı.

Işık, “Biz bu topraklarda doğduk, burada üretmek istiyoruz ve yine burada bu toprakla buluşup bu toprağa canımızı teslim etmek istiyoruz ve siz inatla elimizden almaya çalışıyorsunuz. Biz bunu kesinlikle istemiyoruz” diye konuştu.

2022 yılındaki direnişi hatırlatan Işık, “Şirketlerin değil, zenginin değil, güçlünün değil; köylünün, fakirin, fukaranın, çiftçinin, işçinin yalnız bizim yanımızda olun. Çünkü bizler o zeytin ağaçlarını yetiştirirken, babalarımız dedelerimiz ayakları naylon, çorap, pabuç görmedi bile. Yalın ayak o dağdan tepeden deli zeytini alıp getirip omzunda taşıyıp bizim için evlatları, torunları için ektiler. Hiçbir şeyim yoksa bile kurda kuşa nasip olsun, faydam olsun, bir dua edenim olsun diye dikti bu zeytin ağaçlarını. Bir kömüre feda edilemez bunu söylüyoruz yıllardır” dedi.

Işık, tarlalarında mahsüllerini bırakıp yollara çıktıklarını vurgularken “Biçerdöverler topraklarda kaldı. Dedik ki biz bugün buraya gelmezsek bunların hepsi elimizden alınacak. Biz buna müsaade etmeyeceğiz” dedi. Işık konuşmasına şöyle devam etti:

Toprağımıza uzanan eller kırılsın diyoruz. Şimdi neyimizi bıraktık biliyor musunuz tarlamızda? Buğdaylarımızı bıraktık. Yulafımızı, arpamızı bıraktık. Susamımızı, nohutumuzu, mercimeğimizi bıraktık. Soğanımızı, sarımsağımızı, bir yıldır emek verdiğimiz her şeyi tarlada bıraktık.

Biçer döverler topraklarda kaldı. Bu dedik çünkü biz bugün buraya gelmezsek bunların hepsi elimizden alınacak. Biz buna müsaade etmeyeceğiz.

Tekrar söylüyorum. Burada yatacağız, açlık grevine mi gireceğiz. Zeytinin kıymetini bilmiyorlar demek ki.

Bir zeytin ağacı nasıl yetişir bilmiyorlar ki defalarca torba yasayla önümüze koyuyorlar. Bizim sesimizi duysun. AKP ve MHP’ye sesleniyorum özellikle çünkü muhalefet partisi burada devamlı bizimle. Akbelen’in, İkizköy’ün haksız durumunu altı yıldır gözler önüne seriyor.

Tüm Türkiye’nin meselesi. Karadeniz’de ormanlar gidecek, fındık bahçeleri gidecek, çaylar gidecek. Dediğim gibi bütün saydığım tarım gidecek. Hayvancılık gidecek, arıcılık gidecek, çiftçi bitecek. Eğer biz üretmezsek hep şunu söylüyoruz altı yıldır. Siz şehirde ne yiyeceksiniz?

Biz akşam yedide çıktık yola. Niye çıktık? Biz hayvanımızı bıraktık, her şeyimizi bıraktık. Yine yollara düştük, düşeriz.

İnsanların emeğine, alın terine, toprağına, zeytinine, ağacına, meyvesine çökmek, şirketlere çökülmesine izin vermek bu kadar kolay olmasın. Kimse malına mülküne güvenmesin. Yarın ya da yarından da yakın hepinizin malına mülküne çökecek bu yasa.

O yüzden bu mücadele insanca, onurlu bir yaşam mücadelesidir diyoruz ve herkese mücadelemize sahip çıkmaya, sesimizin ses olmaya tekrar buradan davet ediyoruz.

Türkiye Barolar Birliği’nin de komisyona katılımı engellenirken baro adına komisyona katılacak olan avukat Yakup Okumuşoğlu’na meclis güvenlik amiri saldırdı.

Kaynak: Sendika.org

Paylaşın