Sivas Madımak Katliamı’nın üzerinden tam 32 yıl geçti. Katliamın ateşi, Türkiye ve Kürdistan coğrafyasında bugün hâlâ tüm yakıcılığıyla sürmektedir.
Sivas Madımak’ta 33 insan, devrimci, aydın, sanatçı diri diri yakılarak katledildi. 2 Temmuz’a giden birkaç günlük süreç içerisinde gelişen her şey, açıkça örgütlenecek katliamın provasıydı. Bu birkaç günde Sivas’ta akan zaman ve yaşam, bizzat faşist TC devleti ve onun Özel Harp Dairesi tarafından organize edilip örgütlenmiştir. Onlarca insanı kaldırım taşı, kürek, bıçak, baltalar, bildiriler, gazete manşetleri, bakan bildirileri ve vaizler yoluyla linç geçitlerine sürükleyip sokaklarda dolaştıran Pir Sultan heykeli; tüm bunlar bir inanç grubunu, mezhebi, kimliği hedefe koyan ve onun üzerine yürütülen devlet aklının bir ürünü olduğunu göstermektedir. Sayıları 15-20 bini bulan faşist, dinci ve gerici güruh, saatler boyunca insanlığı diri diri yakmayı adeta gösteri ve şova dönüştürerek bir katliam ayini gerçekleştirmiştir.
Sivas Madımak Katliamı’nın faili; yerel-merkezi, sivil-askeri, düzenin siyasi partileri ve DYP-SHP koalisyon iktidarı, ezcümle tüm kurum ve kuruluşlarıyla bizzat faşist TC devletidir. Ve bu kontrgerilla eylemini, faşist, dinci ve gerici çeteler eliyle gerçekleştirmiştir.
Sivas Madımak Katliamı, devlet tarafından gerçekleştirilen katliam politikalarında sürekliliğin bir halkasıdır. Maraş, Çorum, Malatya gibi bölgelerde Alevilere yönelik katliam ve pogromlar serisinin bir uzantısıdır aynı zamanda. Yüzyıllar boyunca mezhepsel temizlik temelinde kırımlar, süryaniden geçileni Aleviler, 1970’lerde kesintisiz devlet terörü ve katliamlar sarmalında kuşatılarak coğrafyadan neredeyse tamamen arındırılma ile karşı karşıya kalmıştır. Katliamlar, aynı zamanda zorla göç ve sürgün yollarında düşürerek Kızılbaş-Alevi nüfusun yaşadığı coğrafyanın demografik ve siyasi yapısını değiştirmeye yöneliktir.
90’lar, Türkiye’de yükselen devrimci mücadele ile Kürdistan’da yükselen gerilla hareketi ve serhildanlar karşısında faşist TC devletinin “Topyekûn Savaş Stratejisi”nin devreye koyduğu, kontrgerilla ve özel savaş operasyonlarıyla bunu yürüttüğü kanlı bir sürecin başlangıcıdır. Özel Harp Dairesi komutasında JİTEM, Hizbullah gibi kontrgerilla-paramiliter çeteler, Kürdistan ve Türkiye’de sınırsız yetkiyle binlerce cinayet işledi. Kürdistan’da ili köy boşaltmaları 90’ların başında doruğa çıktı. Yüz binlerce köy ve mezra yakılıp yıkıldı. 1993 senesinde ise kontrgerilla eliyle organize edilen onlarca siyasi cinayet yaşandı. Bunların sonunda 2 Temmuz 1993’te Sivas Katliamı gerçekleştirildi. Sivas Katliamı, tüm bu katliam ve özel harp politikalarının Türkiye coğrafyasındaki ayağının örgütlü bir şekilde Aleviler üzerinden gerçekleştirilmiş özel bir biçimidir. Ve bütün bu katliamların amacı, devrimci mücadeleyi, Kürt özgürlük gerillasını ortadan kaldırmak; ezilen halkların birleşmesini engellemektir.
Tüm katliamların hedefi budur. TC devletinin mücadele sesinden uzak durması, Aleviliği asimile ederek inanç olmaktan çıkarması ve Aleviliğin, Alevi halkının kimliksizleştirilmesi, Aleviliğin, inanç ibadetlerinin bir daha yapılmaması ve Aleviliğin, Alevilik kültürünün doğasından silinmesi yönünde bir adımdır.
Sivas Madımak Katliamı’nın ateşi, 19 Aralık, Suruç, Ankara, Sur-Cizre bodrumları ve Suriye’de Lazkiye-Tartus’ta yanan ateştir. Katliam ayininin failleri ortaktır. Bugün Suriye’de gerçekleştirilen Arap Alevi katliamlarının faili dahi faşist, soykırımcı TC devleti ve onun örgütlediği paramiliter dinci çetelerdir. Bu katliamların arasında bir süreklilik ve bağ vardır. Dün Sivas’ta yakılanların savunuculuğunu yapan ve bugün AKP’nin milletvekilleri, bakanları, başkanları, memurlarıdır. Dün Sivas Katliamı’nın organizatörleri, savunucuları ve bilfiil uygulayıcıları olan Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Mehmet Ağar, Ünal Erkan, İbrahim Şahin, Alaaddin Çakıcı, Korkut Eken gibi isimler, bugün AKP-MHP faşist iktidarının birer parçası olarak yer almakta ve devletin kurumlarında bir şekilde birleşerek AKP-MHP faşist ittifakını oluşturmaktadır.
TC devleti dün olduğu gibi bugün de, Alevileri ve Alevi inancını yok saymakta, Alevilerin en doğal haklarını ve taleplerini kabul etmemekte, asimilasyon politikalarını sürdürmektedir. Alevilere birlik, barış, kardeşlik, başta Kürt ulusu olmak üzere farklı ulus, azınlık ve inançlara karşı düşman imar, asimilasyon ve kimlik politikalarını sürdürmektedir. Tam da bu sebeple, ezilen ulus ve inançlardan halkların birleşik mücadelesi, yoksul işçi ve ihtiyaç sahiplerinin bu mücadeleye omuz vermesi; faşist TC devletinin her türlü inkarcı ve katliamcı, baskıcı ve sömürü politikalarına karşı; işçi sınıfı ve emekçilerin, Kürt halkının, ezilen ve yok sayılan tüm halkların, Alevilerin, kadınların ve LGBTİ+ların kendi kimliklerinden mücadelesini birleştirerek ve birleşik devrim mücadelesini büyüterek mümkün olacaktır. Faşist devletin katliamcı tarihinin hesabı, ancak bu şekilde sorulacaktır.
Sivas Madımak Katliamı, bir yüzleşme ve hesaplaşma günüdür. Katliamı gerçekleştirenleri ve aklayan, “insanlığa karşı suç”ta zaman aşımı ile hafızadan ve tarihten silmeye çalışan bu düzene karşı katliamı unutturmayacağız, hesabını soracağız!
HBDH Yürütme Komitesi
2 Temmuz 2025
