Gündem

Filistin’de işgale son platformu: Emperyalist dayatmalara karşı sessiz kalmayacağız

Filistin’de işgale son platformu: “Ortadoğu’da İsrail’in soykırım projesine karşı Filistin’in yanındayız. Emperyalizmin, Siyonizmin yok etme planına karşı; NEHİRDEN DENİZE ÖZGÜR FİLİSTİN!” açıklaması yaptı.

Son günlerde İsrail’in Gazze Şeridi’ni doğrudan işgal etmeye yönelik beyanları ve bu doğrultuda başlattığı askeri hazırlıklar, yalnızca bölgesel barışa değil, tüm insanlığa yöneltilmiş açık bir tehdittir. Bu girişim, Gazze halkının değil, tüm Filistin halkının iradesini hedef almakta; direnişi susturmak, teslimiyetle şekillendirilmiş bir “yeni Filistin düzeni” kurma niyetini açıkça ortaya koymaktadır.

Netanyahu başkanlığındaki İsrail Güvenlik Kabinesi’nin aldığı 5 maddelik karar bu hedefi net biçimde ortaya koymaktadır:

Hamas’ın silahsızlandırılması,
Tüm rehinelerin – hayatta olanların ve ölenlerin – geri getirilmesi,
Gazze Şeridi’nin topyekûn silahsızlandırılması,
Gazze’de İsrail güvenlik kontrolünün kurulması,

Hamas veya Filistin Yönetimi dışında, halk iradesine dayanmayan alternatif bir sivil idarenin oluşturulması.
Bu kararlar, İsrail’in yalnızca askeri değil, siyasi ve idari olarak da Filistin halkını teslim alma planıdır. Halkın kendi kaderini tayin hakkı ayaklar altına alınmakta, işgal kalıcılaştırılmak istenmektedir. Bu, emperyalist merkezlerin desteğiyle yürütülen yeni bir sömürgeleştirme sürecidir.

Bugün Gazze’nin işgali yalnızca bir coğrafyanın değil, bir halkın hafızasının, kimliğinin ve direniş hakkının ortadan kaldırılmasıdır.

Bu işgalin arkasında yalnızca İsrail değil, ona koşulsuz destek veren küresel emperyalist düzen yer almaktadır. Başta ABD olmak üzere, NATO eksenli askeri-siyasi yapılar, çok uluslu sermaye çevreleri ve onların kontrolündeki diplomatik yapılar, Filistin halkının meşru direnişini bastırmaya çalışmaktadır.
ABD emperyalizmi, yalnızca İsrail’i silahlandırmakla kalmıyor, bölgedeki diğer direniş güçlerini de hedef tahtasına koyuyor. Bugün Hizbullah’a yönelik silahsızlanma dayatmalarıyla Lübnan halkının direniş mevzilerine yönelen baskılar, yarının hedefinin kim olacağını göstermektedir.

Öte yandan, bazı Avrupa ülkelerinin “Filistin Devleti’ni tanıma” adı altında yürüttüğü diplomatik manevralar da bu kuşatma politikasının bir parçasıdır. Fransa’nın öncülüğündeki bu kararlar, halkın gerçek temsilcilerini değil; işgal koşullarında şekillenmiş, halktan kopmuş Mahmud Abbas liderliğindeki işbirlikçi Filistin Yönetimi’ni meşrulaştırmayı hedeflemektedir. Amaç Gazze merkezli direnişi izole etmek, Filistin halkının kolektif direniş iradesini “makul” görülen siyasi alanlara hapsetmektir.

Bu koşullarda Türkiye’deki AKP iktidarının tutumu kabul edilemez. Bir yandan İsrail’i sözde kınayan açıklamalar yapılırken, diğer yandan ticaret tüm hızıyla sürmekte, diplomatik ilişkiler koparılmamakta, hatta güçlendirilmektedir. Erdoğan söylemleriyle iç kamuoyuna oynamakta ancak İsrail’le ekonomik ve askeri işbirliğini sürdürerek işgalin ortağı haline gelmektedir. Filistin halkının gerçek dostluğu; ticareti kesmek, büyükelçileri geri çekmek ve tüm resmi ilişkileri dondurmakla mümkündür. Halklar nezdinde meşru olan, bu sahte dayanışma gösterileri değil, somut dayanışmadır!

Emperyalizm, halkları birbirine kırdırarak, işbirlikçi rejimlerle halkların iradesini ezerek, bölgeyi yeniden şekillendirmeye çalışıyor. Biz buna geçit vermeyeceğiz. Bizler; devrimci, sosyalist ve antiemperyalist güçler olarak, her koşulda halkların kendi kaderini tayin hakkını, özgürlük mücadelesini ve direnişini savunmaya devam edeceğiz.

Gazze emperyalizme karşı mevzidir!
Emperyalizme, Siyonizme ve İşbirlikçiliğe Geçit Yok!

Gazze’ye yönelik askeri işgal ve abluka derhal son bulmalıdır. İsrail’in Gazze Şeridi’nde yürüttüğü tüm askeri operasyonlar durdurulmalı, geri çekilme derhal gerçekleşmelidir.

İsrail’in işlediği savaş suçları yargılanmalı, uluslararası mahkemelerde hesap vermesi sağlanmalıdır. Filistin halkına yönelik soykırım, kuşatma ve toplu cezalandırma politikaları cezasız kalmamalıdır.
ABD ve tüm emperyalist güçler, Filistin halkının direnişini hedef alan tüm askeri, siyasi ve ekonomik müdahalelerine son vermelidir. ABD’nin İsrail’e sağladığı silah ve mali destek kesilmelidir.
Halkın iradesini tanımayan işbirlikçi Mahmud Abbas yönetimi meşru temsilci olarak sunulmamalı; Filistin’in gerçek temsilcileri halkın içinden çıkmalı, halk tarafından belirlenmelidir.

Gazze ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı tanınmalı, uluslararası toplum direnişin meşruluğunu kabul etmelidir. Direniş güçleri kriminalize edilmemeli, halkın özgürlük mücadelesi desteklenmelidir.
Türkiye başta olmak üzere tüm bölge ülkeleri İsrail’le olan askeri, ticari ve diplomatik ilişkilerini kesmelidir. Siyasi iktidarlar, sermayenin çıkarlarını değil, direnen halkların sesini dinlemelidir.

Yaşasın Filistin Halkının Direnişi!

Kahrolsun Emperyalizm, Siyonizm ve İşbirlikçiler!

Paylaşın