Yaşamını yitiren özgür basının sembol isimlerinden gazeteci Hüseyin Aykol için Ankara’da tören düzenlendi. Aykol’un yoldaşı Aytunç Altay, “Onurunu lekeleyecek hiçbir şeyi kabul etmeyen bir yoldaşımızdı” dedi.
Özgür basın geleneğinin sembol isimlerinden, sosyalist gazeteci Hüseyin Aykol, Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesinde düzenlenen törenle son yolculuğuna uğurlandı. Törene Aykol’un ailesi, yoldaşları, çalışma arkadaşları ve çok sayıda kişi katıldı. Salona “Özgür basının devrimci çınarı, seni unutmayacağız” pankartı asıldı.
Hüseyin Aykol’un yol arkadaşı Nuray Çevirmen, “80 gün boyunca bekledim, 80 gün boyunca da onunla konuştum. Ne var ne yok onunla hep sohbet ettim, onun beni duyduğu inancını hiç kaybetmedim. Özellikle özgür basın çalışanları hiç ama hiç beni yalnız bırakmadılar. Ona veda etmiyorum ama ona Sadi Şirazi’nin bir şiiri ile seslenmek istiyorum:
“Şimdi nasıldır bahçemin hâli ey bahar meltemi, söyle
Çünkü bülbüller figan ediyor, böyle gamlı telaşlı
Gül nedir ki senin can alıcı güzelliğin karşısında
Sen çiçekler arasında, dikenler içindeki gül gibisin
Ey şifa kaynağı mücevher, hastalarına bir bak,
Merhem elinde fakat bizi yaralı bırakıyorsun
Bir ömür daha lazım vefatımızdan sonra,
Çünkü bu ömrümüzü sadece umutlanarak geçirdik.”
Hüseyin Aykol’un yoldaşı Aytunç Altay, Aykol’un mücadele tarihini anlattı. Aykol’un 45 gün boyunca işkenceye uğradığını hatırlatan Altay, hapishaneden çıktığı gibi tekrar sokaklarda mücadele etmeye devam ettiğini söyledi. Altay, “Onurunu lekeleyecek hiçbir şeyi kabul etmeyen bir yoldaşımızdı” diye konuştu. Altay, “Bu yoldaşımız, verdiği mücadele ile arkasında mücadeleyi yürütecek çok sayıda genç yoldaşını bıraktı. Onu uğurlarken yaşasın devrim, yaşasın sosyalizm diyorum” ifadelerini kullanıldı.
Kürt ulusal demokratik hareketi lideri Abdullah Öcalan da, Aykol için düzenlenen törene mesaj gönderdi. Öcalan’ın mesajında şu ifadeler yer aldı: “Hüseyin hocanın kaybı nedeniyle derin bir üzüntü içindeyiz. Öncelikle ailesine, özgür basına, mücadele arkadaşlarına, dost ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Son isteği benimle röportaj yapmakmış. Bu isteği benim için oldukça anlamlı ve değerlidir. Hüseyin hoca ile 90’ların başında görüşme ve röportaj yapma şansımız olmuştu. Ani kaybı olmasaydı kendisini görmek, görüşmek ve sohbet etmek isterdim. Hayatını devrimci mücadeleye adamış enternasyonal bir şahsiyet ve benim için çok değerli bir dost ve yoldaştı. Oldukça dürüst ve emekçi bir şahsiyetti.
“Hakikat sesi olmuş bir entelektüeli, bir gazeteciyi ve yeri doldurulamaz devrimci, enternasyonalist bir öncüyü kaybettik. Mücadele hayatı boyunca sözü, kalemi ve duruşuyla her zaman yol gösteren öncü bir şahsiyet, örnek bir devrimci oldu. Nazarımda Gurbetelli Ersöz ve Sırrı Süreyya Önder gibi eşsiz değerde bir mücadele arkadaşıydı. Hüseyin Aykol’un yaşamı, hakikat arayışının ve toplumsal sorumluluğun somutlaşmış halidir. Karanlığa karşı hakikatin sesi ve özgür basının yılmaz bayraktarı oldu. Hayatını adadığı halkların özgürlük ve eşitlik mücadelesinde bir an bile tereddüt etmeden, sarsılmaz bir inançla son nefesine kadar bayrağı yere düşürmedi ve gereklerini layığıyla yerine getirdi.
“Onun mücadelesi, idealleri ve emeği, bu toprakların vicdanında sonsuza kadar yaşamaya devam edecektir. Bizler, geride bıraktığı idealin, düşüncenin, mücadelenin ve büyük emeğin takipçisi olacağız. Anısını mücadelemizde saygıyla yaşatacağız. Tekrar ailesine, özgür basına, mücadele arkadaşlarına, dost ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum.”
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Hüseyin Aykol’u uzun yıllardır tanıdığını belirterek, “Hayatımda böylesine mütevazı, böylesine işine bağlı, disiplinli birini görmedim. Düşünebiliyor musunuz, işyeri açılmadan kapıya ilk giden günlerce, aylarca, yıllarca Hüseyin Aykol’du. O kadar işine sevdalıydı. Yaptığı işin ne kadar değerli olduğunu bilen biriydi. Yazdığı her kelimenin toplumda nasıl bir karşılık oluşturacağını bilen bir bilinçle, bir inatla, bir iradeyle çalışan bir yoldaşımızdı” dedi.
Hüseyin Aykol’un mütevaziliğinden ve deneyiminden çok şey öğrendiklerini vurgulayan Bakırhan, Aykol’un “Ben Kürt halkına borçluyum” sözlerine dikkat çekti. Bakırhan, şöyle devam etti: “50 yılını vermiş, 10 yılı aşkın süre cezaevinde kalmış. Dümenlerin kırıldığı, fırtınalarda insanların düştüğü, sırtlarını hakikate döndüğü bir süreçte; 40 yıldır fırtınadan, rüzgardan ve zulümden yılmadan gemiyi hakikate ulaştırmaya çalışan bir insan ‘Kürtlere borçluyum’ diyor. Ben de bir Kürt olarak diyorum ki Hüseyin yoldaş sen bize değil biz sana borçluyuz. O borcumuzu özgür bir ülke yaratarak, demokratik bir ülke yaratarak, Kürt’ün ve Alevi’nin eşit yurttaş olduğu bir ülke yaratarak ödeyeceğiz. O ülkeyi sana, Apê Musa’ya, Gurbetelli Ersöz’e, Nagihanlara ve Nazımlara vereceğimizin sözünü veriyorum. Tekrardan hepimizin başı sağ olsun. Başta çalışma arkadaşlarının ve ailesinin başı sağ olsun. Hüseyin yoldaşımızı kalbimizin en kutsal yerinde yaşatacağımızın sözünü veriyorum.”
Özgür basın emekçilerinin ortak mesajı ise gazeteci Reyhan Hacıoğlu tarafından okundu. Mesajda şu ifadeler yer aldı: “Dile kolay, özgür basın geleneğinin yılmaz bir neferi olarak 37 yıl boyunca her türlü zorluğa ve zorbalığa direndin Hüseyin hocam. Yol arkadaşların enselerinden vurulurken, tutuklanırken, sürgüne gönderilirken, gazete binalarımız, ofislerimiz havaya uçurulurken de bir an olsun geri durmadın. Tutuklandın yine geri adım atmadın. Onlarca yıllık ceza davalarına rağmen, yoldaşlarının anılarına bağlılığın gereği olarak buraları terk etmeyi düşünmedin.
“Yazdığın her satıra yoldaşlarına olan özlemini nakşettiğine, yüreğinin her bir atışıyla onları yad ettiğine şahidiz. Tekrar o özlemi yazılarınla, yüreğinin atımlarıyla gidereceğin anı sabırsızlıkla ve yüreğimizin en derininden gelen dua ile bekledik. Bekledik günlerce. Seninle birlikte mesai yapmış olan yoldaşların olarak bekledik, hakikatin gücünü yaşam tecrübeleriyle öğrettiğin öğrencilerin olarak bekledik. Ama en çok da, o naif kişiliğinle, o yumuşak sesinle, o buğulu gözlerinle her fırsatta gazeteciliğe ilk adımı atan genç, pırıl pırıl ardıllarınla yaşam tecrübelerini paylaşman için bekledik… Yüzlerini, seslerini tanımadığın halde dört duvar arasında olan yoldaşların için bekledik… Ama olmadı. Özlemini duyduğun Apê Musa’ya, Gurbetelli’ye, Cengiz’e, Ferhat’a, Nazım’a, Nagihan’a, Kalo’ya kavuşmak baskın geldi…”
Çalışma arkadaşı, yazar ve gazeteci Haydar Ergül ise, “Sosyalizme akan bir kişilikten bahsediyoruz. Kamuoyunda özgür basın kimliği öne çıkmıştır, bir de onun sosyalist bir kimliği vardır. 52 yılı pratik mücadele içinde geçmiştir. Sosyalizme akan 70 yıllık bir hayattan söz ediyoruz” dedi.
Konuşmaların ardından Aykol’un çok sevdiği ve Kitora’ya ait olan Caravansary türküsü çalındı. Aykol, daha sonra meslektaşları tarafından omuzlanarak defnedilmek üzere Karşıyaka Mezarlığı’na götürüldü.
Kaynak: Etha
