Suriye Demokratik Güçleri (QSD) Basın Merkezi, Hesekê’nin batısında bulunan El Aliya–El Mekmen cephesinde direnen, çetelerin ilerlemesini durduran 4 savaşçının kahramanca direnerek şehit düştüğünü duyurdu.
“Hesekê’nin batısındaki El Aliya cephesinde, son derece zorlu bir savaşta dört savaşçımız tarafından yazılan fedakârlık destanını ilan ediyoruz.
El Aliya–El Mekmen cephesinde yaşananlar yalnızca açık arazide gerçekleşen geçici bir çatışma değil, direniş iradesinin doğrudan bir sınavıydı.
17–20 Ocak tarihleri arasında, Dêrazor ve Şedadê’ye yönelik saldırıların ardından El Aliya–El Mekmen, gerçek bir savaş alanına dönüştü; saldırgan grupların hesapları ve stratejileri bozuldu, sahadaki ilerleme dengeleri yeniden çizildi.
Burada, ön cephelerde yer alan isimleri anmak istiyoruz. Çünkü her şeyin sınandığı o anlarda, en ön saflardaydılar.
Düşman araçları yakın bir noktaya ulaştığında, Hogir Dêrik yoldaş beklemedi; zırhlı araca doğru ilerleyerek son engel olmayı seçti. Üzerindeki bombalarla birlikte kendini patlattı, aracı imha etti. Çünkü bazı anlar geri dönüşsüzdür ve hesapla yönetilemez.
Çiyager Ergani yoldaşımız yaralanmıştı; geri çekilme imkânı vardı ancak kalmayı tercih etti. Yaralı olmasına rağmen savaşmaya devam etti ve şehit düştü. Şu sözleri net biçimde dile getiriyordu:
“Her yara bir son değildir; bazı yaralar direniş sözünün, toprağa ve halka olan sevginin göstergesidir.”
Rêber Egîd en zor mevziyi seçti. Kendi yerini ve yoldaşlarını terk etmedi. Son ana kadar savaştı ve düşmanı durdurdu. Son nefesine kadar kahramanca direniş yolunda kaldı.
Saldırıların yoğunlaştığı anlarda Egîd Hesekê doğrudan çatışmaya girdi. Asla geri çekilmedi; sanki zamanın kendisi ona direnmenin anlamını öğretmişti.
17–20 Ocak 2026 tarihleri arasında dört savaşçımızın direnişinin ayrıntıları şöyle:
17 Ocak sabahı, düşman gruplarına ait konvoylar El Aliya ve El Mekmen cephesine doğru harekete geçti; Ebû Fexîd, Sufiya ve Bedîh köylerini hedef aldı. Amaç açıktı: Birden fazla hattı açmak ve hızla ilerlemek.
Ancak bu girişimler, savaşçılarımızın doğrudan ve kahramanca direnişiyle karşılaştı. Gün sonuna kadar ağır silahlarla donatılmış iki askeri araç imha edildi. Bunun üzerine düşmanın ilerleyişi gece geç saatlere kadar durduruldu.
İlk gün net bir mesaj verdi: Planlandığı gibi bir yol açılmamıştı.
18 Ocak sabahından ertesi güne kadar aynı cephede saldırılar yeniden başlatıldı. Topçu atışları, tanklar ve Türkiye’ye ait dronların desteğiyle saldırılar en üst seviyeye çıkarıldı. Cephe açık bir savaş alanına dönüştürüldü. Amaç, ateş gücüyle direnişi kırmaktı.
Bu yoğun saldırılara rağmen kahraman savaşçılarımız savunmada kalmadı; her türlü savaş taktiğini kullanarak pusularla saldırgan gruplara ağır darbeler indirdi. Çelik gibi bir iradeyle direndiler ve düşmanın ilerleyişini onlar için bir yüke dönüştürdüler.
Bu iki gün, sıradan bir çatışmanın devamı değil; düşmanın kontrol sağlama girişimlerinin, kendini kurtarma çabalarına dönüşme süreci oldu.
Tüm saldırıların şiddetine rağmen sahadaki kontrol dengelerinde köklü bir değişim yaşanmadı.
Üç gün süren sonuçsuzluğun ardından 20 Ocak en yoğun saldırıların yaşandığı gün oldu. Türkiye devletine ait insansız hava araçları ağır hava saldırıları düzenledi, topçu atışları aralıksız sürdü. Düşman gruplar bir günde yüzün üzerinde top atışı yaptı. Aynı zamanda tanklar, zırhlı araçlar ve ağır silahlı yeni takviyeler getirildi; direnişi kırmak için her yönden eş zamanlı saldırılar başlatıldı. Ancak düşman, hiçbir sonuç elde edemediği gibi, tek bir adım dahi atamadı.
Kahraman savaşçılarımız saldırılarla yüz yüze geldi, yakın mesafeden doğrudan çatışmaya girdi. İlerleme girişimleri birebir çatışma alanına dönüştürüldü. Güçlü bir irade ve doğrudan çatışmalarla saldırı dalgaları kırıldı. Çok sayıda araç ve zırhlının imha edilmesinin ardından düşman gruplar açık savaşa zorlandı.
Savaşın yoğunlaşması ve çok sayıda yoldaşımızın şehadetiyle çatışmalar en kritik aşamaya ulaştı. Bu anda fedai şehit Hogir Dêrik, tereddütsüz ve kararlı bir şekilde cepheye yöneldi. Kendi bedenini ve iradesini, düşmanın zırhlı aracını durduracak bir silaha dönüştürdü. Üzerindeki bombalarla kendini patlatarak aracı tamamen imha etti.
Dört gün boyunca süren direniş yalnızca savunma değil; düşmana ağır kayıplar verdirilen zorlu bir yıpratma savaşı oldu. Bu süreçte 15’ten fazla tank ve zırhlı araç imha edildi, düşman saflarına onlarca kayıp verildi.”
Kaynak: ANF
