ÖHD üyesi 12 avukat ve kapatılan TUAD üyelerinin de aralarında bulunduğu 38 kişinin yargılandığı davanın karar duruşmasında çok sayıda kişiye ceza verildi.
Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi 12 avukat ve kapatılan Tutuklu Aileleriyle Dayanışma Derneği (TUAD) üyesi 38 kişinin, “örgüt üyeliği” iddiasıyla yargılandığı davanın karar duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul Adliyesi 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya çok sayıda hukukçu ve hak savunucusunun yanı sıra yurtdışından da hukukçular gözlemci olarak duruşmada bulundu.
Duruşmada söz alan ÖHD Eşbaşkanı Serhat Çakmak, davanın soruşturma aşamasından karar duruşmasına kadar çok sayıda usulsüzlüğün yaşandığına dikkat çekerek adil ve dürüst bir yargılamanın olması gerektiğini belirtti. Dosyaya giren evrakların kolluğun değerlendirmeleri olduğunu söyleyen Çakmak, “Daha sonra dosyaya giren evrakların hukuka uygun olmadığını ve bu evrakların dosyaya girmesine gerek olmadığını söylemek lazım. Elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğunu söylemek lazım. Bu dava TMK, TCK ve infaz kanununda yapılması gereken değişiklikleri gösteriyor” dedi.
Ardından konuşan avukat Emrah Baran, “Bu davada Kürt avukatlar yargılanıyor. Davanın özeti avukatlık. Bu davada yargılama konusu yapılan müvekkile, cezaevinde tutuklularla ve onların aileleri ile yapılan görüşmeleridir. Dava her türlü sahteciliğin profesyoneli olan cemaatin bir ürünüdür. Dava cemaatin yargıda en etkin olduğu zamanlarda, delillerin birer ürünüdür. Aynı tekniği başkalarına da kullandılar, kumpaslar kuruldu insanlara. Bugün fail aynı. Bugün cemaatçilerin fikirleri halen sürüyor” ifadelerine yer verdi.
Daha sonra söz alan avukat Nagihan Avçil de davanın bir kumpas davası olduğunu söyledi. Nagihan Avçil “Sahte imzaların ve dinlemelerin olduğu bir dava. Birçok yargılamada bu kumpaslar boşa düştü ama söz konusu Kürtler olunca bir hukuka aykırılık tespiti yapılmadı. Bir savcılık değişikliği oldu ama biz mütalaa verirken iddianame de görmedik. Tamamen polis fezlekelerinden oluşan bir mütalaa görüyoruz. Hiçbir hukukçunun hukuki değerlendirmesini görmedik. Bizim şahsımızda binlerce meslektaşımızın yargılanması anlamına geliyor. Aynı sebeple Bedirhan Sarsılmaz yargılanmıştı. Biz hapishanelere gitmez ve oradaki hak ihlallerini kayıt almazsak bu alanların gözetim dışı ve hukuk dışı alana itilecek” şeklinde konuştu.
Söz alan avukatlar müvekkillerinin beraatini istedi. Duruşmaya bir saat ara veren mahkeme heyeti kararını açıkladı.
Mahkeme Ahmet Dursun, Beşir Akın, Güler Dündar, Hıdır Mayda, Ilgaz Berfin Başar, İrfan Arasan, Mustaf Rüzgar, Şemsihan Şimşek Kurt’un “örgüt üyeliği”nden beraatine karar verirken “örgüt üyeliği” iddiasıyla Abdülgafur Çeber, Ayşe Canikli, Ayşe Gösterişoğlu, Ayşe Yavuz, Behçet Çiçek, Cahide Temel, Hakkı Sonsuz, Kadriye Nargili, Kandile Yeşilfidan, Mehmet Kaçar, Mehmet Halil Olçay, Nihat Daş, Raziye Öztürk, Şengül Kaçar ve Ruhşen Mahmutoğlu’na 6 yıl 3 ay; Hasan Eaykut, Hüseyin Boğatekin, Recep Belek, İmam Demir ve Sinan Zencir’e 7 yıl, Selahattin Kaya ve Nurettin Kılıç’a 9 yıl ceza verildi. Mahmut Doğu’ya “örgüt kurma ve yönetme” iddiasıyla 12 yıl 6 ay ceza ve tutuklama kararı çıkarılırken, Ramazan Demir’e “örgüt propagandası” ve “örgüt üyeliği” iddiasıyla 10 yıl 3 ay ceza verildi. Zübeyde Teker’e ise “örgüte yardım” ve “örgüt propagandası” iddiasıyla 10 yıl 6 ay ceza ve yakalama kararı çıkarıldı. Tamer Doğan’a “örgüt propagandası” yaptığı iddiasıyla 4 yıl 6 ay ceza veren mahkeme Gülistan Çelik’e “örgüte yardım” iddiasıyla 1 yıl, Mahmut Taşdan’a 6136 sayılı kanuna muhalefetten 10 ay, Şefik Çelik ve Adem Çalışçı’ya propagandadan 1 yıl 3 ay ceza verildi.
Verilen kararın ardından avukatlar “Bijî berxwedana ÖHD,” “Bijî berxwdana zindana” ve “Savunma susmadı susmayacak” sloganları ile karara tepki gösterdi.
Duruşmanın ardından adliye önünde yapılan açıklamada konuşan ÖHD Eşbaşanı Serhat Çakmak yargı krizi ile karşı karşıya kaldıklarını belirterek “Bugün 100 yıllık sorunun bir davaya sirayetini gördük. Eşit yurttaşlık talebiyle 100 yıllık bir sorunun bir mahkeme salonuna sığmasını gördük. Daha önce benzer dosyalarla mahkumiyet kurulmayan Balyoz, Ergenekon ve Şike davalarını yürüten savcı ve hakimler soruşturma makamlarının oluşturduğu deliller hukuka aykırı bulunmuşken bugün burada 12 Kürt avukat ve 40’ın üzerinde sivil toplum örgütü temsilcisi dava sürecini yaşadı ve sonunda bir ceza verildi. Eğer denildiği gibi eşit yurttaşlık meselesini pratikte görseydik bugün yargılananların tümü hukuka aykırı delil üzerinden beraat sonucu çıkardı. Ama eğer ki birilerine farklı bir hukuk uygulayıp Kürtlere ‘hukuk sizin için geçerli değil’ deniliyorsa biz bu şekilde uygulanan hukuku kabul etmiyoruz. Bunun için her türlü hukuki mücadelemizi vereceğiz. Bu davanın özeti ‘kimler geldi kimler geçti’. Bu süreci yürütenlerin bugünkü konumunu biliyoruz. Bunların mahkeme tarafından mahkum edilmesi lazımdı. Bizler adil ve dürüst bir yargılama olmasını beklerdik. Bu kararın uygun olmaması nedeniyle her türlü hukuki yola başvuracağız” dedi.
İstanbul Barosu Genel Sekreteri Ezgi Şahin ise “Bugün burada savunmanın cezalandırıldığı ancak savunmanın her karara rağmen devam edeceğini görüyoruz. İnsan haklarını savunmak meslektaşın mesleğini yürütmesi için buradayız. Avukatların avukatlık mesleğinin cezalandırılmasını kabul etmiyoruz. Bu anlamda bu yargılama ne ilk ne de son. Avukatlar zaman içerisinde hep hedef alınmıştır. Biz bize biçilen rolü kabul etmiyoruz” diye belirtti.
Kaynak: Mezopotamya Ajansı
