Gündem

Cumartesi Anneleri’nin 1092. hafta eylemi

Cumartesi Anneleri/İnsanları, 1092. haftasında bir kez daha hafıza mekanı olan Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Bu haftaki eylemde 22 sene önce gözaltına kaybedilen Cüneyt Aydınlar’ın akıbeti soruldu. Eyleme katılanlar ellerinde gözaltına kaybedilen-katledilen yakınlarının fotoğraflarını taşıdı.

Basın metnini okuyan Zelal Buldan, meydanın ablukaya alınmasını ve sınırlı katılım uygulamasına dikkat çekerek, “Anayasa Mahkemesi kararına uyulsun; Galatasaray Meydanı’ndaki kişi sınırlaması ve mekan yasağı kaldırılsın” dedi.

Buldan, Meclis komisyonunun raporuna atıfta bulunarak, “AYM ve AİHM kararlarının uygulanması için yeni bir yasal düzenlemeye ihtiyaç olmadığını açıkça belirtmiştir. Bu tespit, sorunun hukuki değil, uygulamadaki irade eksikliğinden kaynaklandığını bir kez daha ortaya koymaktadır” dedi.

İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi Cüneyt Aydınlar’ın hikayesini anlatan Buldan, “20 Şubat 1994 tarihinde saat 13.00 sularında Bakırköy Ömür Durağı’nda polisler tarafından gözaltına alındı ve Gayrettepe Siyasi Şube’ye götürüldü. Yedi gün boyunca kayıt dışı gözaltında tutulduktan sonra 27 Şubat 1994 tarihinde resmi gözaltı kaydı yapıldı. Ancak aynı operasyon kapsamında gözaltına alınan 14 kişi mahkemeye sevk edildiğinde Cüneyt aralarında yoktu. İstanbul Emniyeti, Cüneyt’i soran ailesine ve İnsan Hakları Derneği avukatlarına, ’28 Şubat 1994 tarihinde yer göstermeye götürdük, elimizden kaçtı’ yanıtını verdi” diye belirtti.

Daha sonrasında aynı operasyonda gözaltına alınan kişilerin, 17 Mart 1994 tarihinde avukatları aracılığıyla kamuoyuna yaptıkları açıklamada, 2 Mart 1994 tarihine kadar Cüneyt ile birlikte gözaltında tutulduklarını beyan ettiğine dikkat çeken Buldan, “Tanıklar, ağır işkence gören Cüneyt’in bir ayağı kırık, yürüyemez haldeyken; ‘Ölmeye hazır mısın, ölmeye gidiyorsun’ diyen polisler tarafından sürüklenerek hücresinden götürüldüğünü aktardılar. Yargı makamları; elleri kelepçeli, ayakkabıları bağcıksız, tanık beyanlarına göre desteksiz ayakta duramayan bir kişinin onlarca polisin elinden nasıl kaçabildiğini sorgulamadı. Tanık anlatımlarını değil, polisin dayanaktan yoksun firar iddiasını esas aldı. Cüneyt Aydınlar’ın gözaltında kaybedilmesine ilişkin etkin bir soruşturma yürütülmedi; tanıklar gereği gibi dinlenmedi, deliller toplanmadı, maddi gerçek araştırılmadı” ifadelerini kullandı.

Resmi makamların sorumlu olduğuna dikkat çeken: Buldan, şu şekilde devam etti: “1092. haftamızda yargı makamlarına bir kez daha hatırlatıyoruz. Gözaltında kaybedilenlerin akıbetleri netleşmediği sürece hukuk yolları kapatılamaz. Güncellik ve zamanaşımı gibi kavramlar kayıplar aleyhine işletilemez. Gözaltında kaybedilme hali devam ettiği sürece, hak ihlali de güncelliğini korur ve hak arama özgürlüğünün önü kesilemez. Bu nedenle Cüneyt Aydınlar’ın akıbetinin araştırılması, bulunduğu yerin tespiti ve sorumluların yargı önüne çıkarılması yönündeki yükümlülüğünüz sürmektedir. Artık yeter. Görevinizi yerine getirin. Kaç yıl geçerse geçsin; Cüneyt Aydınlar için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.”

Kaynak: Etha

Paylaşın