Umut Keçer, Umut Yazıları, YAZARLAR

Emperyalizm dünyayı cehenneme çeviriyor – Umut Keçer

ABD emperyalizmi ve İsrail, İran’a dönük olarak kapsamlı bir saldırıyı Şubat ayının sonunda başlatmış bulunuyor. Bugün itibarıyla savaş 10. gününe girdi. İran’sa hem bölgede ki ABD üstlerini hem de İsrail’i vurarak saldırılara cevap veriyor.

Dünya kapitalist sisteminin içinde bulunduğu kriz değişik şekillerde kendisine çözüm arayışı içerisindedir. Emperyalizmin çözümü dünya sistemi üzerindeki emperyalist hegemonyayı tahkim etme şeklinde kendini göstermektedir. ABD emperyalizmi dünya emperyalist sistemi içerisindeki başat rolünü korumak için kendi çıkarları temelinde dünya haklarının geleceğini tehdit etmekte, dünyayı cehenneme çevirmektedir.

ABD ve İsrail bu savaşta saldıran taraftır. Esasen dünya halklarının geleceğini belirleme konusundaki dominant konumlarını kaybetmemek için bu savaşı başlatmış bulunmaktadırlar. Hedefleri İran Molla rejimini kendilerine biat ettirmek ve rejimi ABD emperyalizmiyle uyumlu çalışır hale getirmektedir.

Trump ikinci dönem iktidara gelirken Amerika’nın kendi sorunlarıyla ilgilenmesi ve çok kutuplu dünyayı kabul eden bir söylem kullanıyordu. Avrupa’yı kendi kaderiyle baş başa bırakırken esasen Amerika Birleşik Devletleri’nin iç sorunlarıyla ve Amerika kıtasının sorunlarıyla ilgilenecektir. Amerika’yı yeniden güçlü kılacak ve ayağa kaldıracaktı.

Gelişmeler gösteriyor ki, Trump Amerika’sı güçlü olmayı esasen dünya siyasetinde daha fazla askeri güç kullanmak şeklinde anlamaktadır. İlk önce Venezüella devlet başkanını bir gece zorla yatağından kaldırıp kaçırdı ve Amerikan üstüne götürüp yargılamaya başladı.

Ardından İran’ın Dini lideri Hamaney’i hava saldırısıyla öldürdü. Bu ABD’nin dünya planında askeri güçle iktidarını devam ettirmek için her türlü zorbalığı yapabileceğinin ispatıdır. ABD dünya planında hiç bir kuralı ve yasayı tanımamakta ve bildiğini yapmaktadır. Bu yasalar kendi yaptığı yasalar bile olsa günü geldiğinde bu yasaları kabul etmemekte, bildiğini okumakta ve hiç bir şey olmamış gibi davranabilmektedir.

Dünya planında yeniden emperyalist kapitalist sistemin hegomanya mücadelesinin derinleştiği bir dönem içerisindeyiz. Emperyalist güçlerle dünyanın değişik bölgelerinde var olan güç merkezleri arasında ki çelişkiler derinleşmektedir. Venezüella ve İran saldırısı esasen Çin ve Rusya eksenine dönük büyük bir darbedir.

Emperyalizm dünya planında var olan hegemonik durumunu asla gönül rızasıyla terk etmeyecektir. Çin ve Rusya eksenini zayıflatmak için onların müttefiki olan Venezüella ve İran gibi iki devlet ABD emperyalizmi tarafından hedef alınmıştır.

Yine İsrail Lübnan’a dönük işgal saldırılarını derinleştirmeye başlamıştır. 7 Ekim’den bu güne İsrail Siyonizmi ve ABD ekseni Ortadoğu siyasetinde hegemonik bir güç olarak daha fazla inisiyatif kazanmaktadır.

Burada savaş esasen emperyalizm ve halklar arasında cereyan etmektedir. Emperyalizm kendi çıkarları için dünya halklarının geleceğini tehlikeye atmaktadır. Dünya işçi sınıfı ve emekçilerin bu savaşlardan hiçbir çıkarı yoktur.

Yaşanan bütün gelişmeler düşünüldüğünde savaşların faturası en acı şekilde işçi sınıfı ve ezilen halklara kesilmektedir.

ABD emperyalizmi İran Molla rejimine saldırarak oradaki petrol, doğalgaz gibi kaynakları yağmalamak ve aynı zamanda İran rejimini kendi ekonomik hegemonyasına bağlamak istemektedir.

Burada işçi sınıfı ve emekçilerin doğru politikası emperyalist müdahaleye ve savaş politikalarına karşı çıkarken aynı zamanda kendi egemen sınıflarına dönük muhalefeti yükseltmek olmalıdır.

Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerin geleceği açısından AKP-MHP iktidarı öyle ya da böyle bu emperyalist saldırı sürecinde rol alacaktır.  Faşist iktidarın ABD emperyalizmiyle değişik düzeylerde müttefiklik ilişkisi devam etmektedir.

İran’a dönük emperyalist saldırı konusunda AKP-MHP iktidarının esaslı bir itirazı yoktur. Onun temel itirazı Kürtlerin Rojava ve Başur Kürdistan’da olduğu gibi Rojhilat’ta da güçlenmesi ve pozisyon kazanması üzerinedir. Bu açıdan AKP-MHP iktidarı İran rejimiyle Suriye ve Irak gibi sahalarda hegemonya mücadelesi verirken mesele Kürtlerin hakları ve statü elde etmesi ihtimali olunca İran rejimiyle uzlaşmaktan geri durmayacaktır.

Kıbrıs’ta yaşanan gelişmeler Türkiye devletinin bögesel anlamda çıkarlarını tehdit eden bir pozisyon kazanabilir. Avrupa devletlerinin Kıbrıs’a yaptığı askeri yığnak gelecek süreçte Kıbrıs’ta yaşanacak yeni bir çatışma durumunu tetikleme tehlikesini yaratacaktır.

Uluslararası hukuk açısından Kıbrıs adasındaki varlığını açıklamakta zorlanan iktidar bu durumda çatışma ortamı içerisinde fiili durumu yasallaştırma arayışına girmeyi tercih edebilir.

Bütün bu tablo içerisinde Türkiyeli devrimciler olarak emperyalizme ve onunla işbirliği halinde bulunan bölgesel gerici rejimlere karşı işçi sınıfı ve ezilenlerin örgütlülüğünün güçlendirilmesi tarihsel bir öneme sahiptir.

Emperyalizm bölge halklarına saldırırken aynı zamanda bölgesel anlamda yeni saflaşmaların ve devrimci olanaklarında zemini olgunlaşmaya başlayacaktır.

Paylaşın