Gündem

Dilovası yangını davasında ikinci gün

Dilovası’ndaki parfüm fabrikası yangını davasında ikinci gün başladı. Duruşma öncesi açıklama yapan kadınlar, “Bu sistemle derdimiz var. Bizim göz göre göre katledilen tüm kadınlara ve kız çocuklarına mücadele borcumuz var” diye belirtti.

Kocaeli’nin Dilovası ilçesindeki kozmetik fabrikasında 8 Kasım 2025 tarihinde çıkan ve 7 kişinin yaşamını yitirdiği, 6 kişinin de yaralandığı yangına dair açılan davanın ikinci duruşması Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki salonda başladı. Kadınlar, duruşma öncesi cezaevi önünde açıklama gerçekleştirdi.

“Dilovası’nda katledilen kadınlar için feminist isyan” pankartının taşındığı açıklamada, sık sık “Kaza değil cinayet” sloganı atıldı. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) kadın milletvekillerinin de katıldığı açıklamada kadınlar adına konuşan Damla Uyar, davanın takipçisi olduklarını belirterek, “Bu iş cinayeti kadınlara reva görülen istihdam biçiminin en somut örneğidir. Yangından hemen sonra Cumhurbaşkanı, bakanlar açıklamalar paylaştı, herkes yaşananları kınadı. Yani bu katliamla ilgili esas sorumlular, denetleme yapmayanlar, çalışma ortamını, işçilerin koşullarını bilip, hatta şikayetleri alıp burayla ilgili işlem yapmayanlar, bu iş cinayetini kınamakla yetindi. Peki kınama hangi hayatı geri getirebilir? Adına iş yeri denen insanlık dışı çalışma koşullarında kadınların ve kız çocuklarının emeğinin bu denli sömürülmesinin tek sorumlusu iş yeri sahibi midir? Hiçbir önlem alınmamasına rağmen çalışan bir iş yerindeki cinayetin sorumlusu iş güvenliği uzmanı mıdır? Öyle bir işyeri neden ve nasıl var olabilir? Ölen kadın ve kız çocuklarının yaşlarına baktığımızda istihdamın en güvencesiz kesimlerini görüyoruz. Türkiye’de kadın istihdamı yüzde 31 iken, bu oran tam zamanlı ve kayıtlı olarak daraltıldığında yüzde 19’lara iniyor. İstihdam edilebilen kadınlar ise ancak asgari ücret ve civarına razı olmak zorunda kalıyorlar. Çoğu asgari ücrete veya sigortaya dahi erişemiyor” diye belirtti.

Kadın emeğinin “ucuz iş gücü” olarak görüldüğünü ve sömürüldüğünü vurgulayan Damla Uyar, “Çünkü biz evi geçindiren değil, ‘bütçeye katkı’ olarak görülen emeğiz” dedi. İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’ne göre yanan fabrikanın “çok tehlikeli” sınıfta yer aldığını söyleyen Damla Uyar, “Bu işyerinde çocuk işçilik var ama sigorta yok, işçilere herhangi bir işçi sağlığı iş güvenliği eğitimi, kişisel koruyucu donanım, işyeri güvenliğine dair bir risk analizi, denetim yok; havalandırma yok, yangın önleme sistemi yok. 2021 yılında kaçak olduğu tespit edilip yıkım kararı verilmiş olmasına rağmen yıkım yok. Ama hemen yanında İŞKUR var. 2023 seçimlerinde de bu bina önünde, iş verenlerin AKP’li belediye başkanı ve vekillerle birlikte fotoğrafları var; kadınların ve çocukların emekleri sömürülürken. Yangın sonrası hızla kamuoyuna duyuru ile açığa alınan SGK ve İŞKUR Kocaeli müdürleri de aradan birkaç ay geçtikten sonra görevlerinin başına döndü. Kamu görevlileri hakkında hiçbir işlem yapılmadı” ifadelerini kullandı.

Ülkede çocukların iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini hatırlatan Damla Uyar, şöyle devam etti: “Sadece Ravive Kozmetik mi bu sömürünün sahibi? Birçok raporda belirtilmesine rağmen burada fason üretim yaptıran Zara, Koton gibi firmalar iddianameye dahil edilmedi. Yer yer ‘kadınları desteklediklerine dair’ reklamlarla ortaya çıkan bu büyük firmalar, iş fason üreticiye geldiğinde şirket sorumluluklarını rafa kaldırıyor. Feministler olarak bilirkişi raporlarında da buraya fason üretim yaptırdığı kesinleşen firmalara, denetim sorumluluklarını hatırlatan mektuplar gönderdik ancak firmaların tamamı sessizliği seçerken bunun karşısında bizler de boykotu seçtik. Ravive Kozmetik cinayeti ne yazık ki ne ilk ne son. Patriyarka ve sermaye el ele vererek bir cinayet işledi ve yaşananlarla ilgili utanç duyan bir kamu yetkilisi bile yok. Yok, çünkü bu sistemin devamını istiyorlar. Daha birçok kayıt dışı, örgütsüz sendikasız işyerinde kadınların ve çocukların emeği en ucuza sömürülüyor. Bu kayıtsız alanda erkek patronların keyfi uygulamaları ile ne emeklilik hayal edebiliyoruz, ne de insanca kurabileceğimiz bir hayat kurabiliyoruz. Bu sistemle derdimiz var. Bu bir kaza değil cinayet; patriarkal, sermaye ve devlet işbirliği ile işlenen bir katliam ve bizim hayatını kaybeden, göz göre göre öldürülen tüm kadınlara ve kız çocuklarına mücadele borcumuz var. Bu sistemin daha fazlamızı yok etmesine izin vermemek için bir kişi daha eksilmemek için yaşasın feminist mücadelemiz.”

Yangında yaşamını yitiren Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut da adalet taleplerini yineledi.

Kaynak: Mezopotamya Ajansı

Paylaşın