Gündem

BM’den köle ticaretine ilişkin karar

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, kararın ardından yaptığı açıklamada Batılı birçok ülkenin zenginliğinin “çalınmış hayatlar ve çalınmış emek üzerine kurulduğunu” söyledi. Guterres, kölelik sisteminin yalnızca zorla çalıştırma olmadığını belirterek, “Bu sistem, erkeklerin, kadınların ve çocukların bilinçli şekilde insanlıktan çıkarıldığı kitlesel bir sömürü mekanizmasıydı” dedi. Guterres, zincirler, demir halkalar, kırbaçlama ve cinsel şiddet gibi yöntemlerle kontrolün sağlandığını vurguladı.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, söz konusu kararı 123 ülkenin oyuyla kabul etti. Amerika Birleşik Devletleri, Arjantin ve İsrail karara karşı oy kullandı. Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerin de aralarında bulunduğu 52 ülke ise çekimser kaldı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nde kıdemli araştırmacı olarak görev yapan Almaz Teffera, BBC’ye yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler’de bu konunun tartışılmasının başlı başına önemli bir siyasi adım olduğunu ifade etti. Teffera, bu kararın tazminat tartışmalarının ilerlemesine katkı sağlayabileceğini belirtti.

Gana merkezli Diaspora African Forum’un başkanı Dr. Erieka Bennett, kararın kölelerin torunları açısından kişisel bir anlam taşıdığını söyledi. Bennett, “Bu karar, varlığımızın tanındığı anlamına geliyor. Atalarımızın yaşadıkları nihayet kabul ediliyor” dedi.

Afrika kökenli halklar ve kölelikten etkilenen ülkeler, bir yüzyıldan uzun süredir tazminat talebinde bulunuyor. 15’inci yüzyıldan 19’uncu yüzyıla kadar yaklaşık 12 ila 15 milyon Afrikalı erkek, kadın ve çocuk zorla Amerika kıtasına götürülerek köleleştirildi. Avrupa devletlerinin kontrolündeki kolonilere gönderilen bu insanların yaklaşık 2 milyonunun köle gemilerinde hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

Köleliğin etkileri günümüzde de sürüyor. Brezilya’da resmi verilere göre siyah nüfusun yoksulluk içinde yaşama ihtimali beyazlara göre iki kat daha fazla.

Gana’nın önerdiği tasarı, Birleşmiş Milletler üyesi ülkelere köle ticareti için özür dilemeleri ve bir tazminat fonuna katkı sunmaları çağrısında bulunuyor.

Küresel tazminat hareketinin önde gelen isimlerinden Dr. Esther Xosei, kararın önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmayacağını söyledi. Xosei, bu kararın bir niyet beyanı olduğunu ifade ederek, asıl mücadelenin toplum içinde yürütüleceğini vurguladı.

Tazminat konusunda en bilinen örnek Almanya’nın Nazi döneminde zarar gören Yahudilere yaptığı ödemeler oldu. Almanya, 1952’den bu yana 80 milyar dolardan fazla ödeme yaptı. Buna rağmen, köleleştirilen Afrikalıların torunlarına yönelik herhangi bir devlet tazminatı bugüne kadar ödenmedi.

19’uncu yüzyılda birçok ülkede yapılan ödemeler, köleleştirilen insanlara değil, köle sahiplerine verildi. Birleşik Krallık, köleliğin kaldırılmasının ardından köle sahiplerine bugünün parasıyla 21 milyar dolardan fazla ödeme yaptı.

Hollanda gibi bazı ülkeler kölelikteki rollerinden dolayı resmi özür dilemiş olsa da doğrudan tazminat ödemeyi reddetti. Hollanda hükümeti bunun yerine sosyal projeler için 230 milyon dolarlık bir fon oluşturdu.

İspanyol sömürgeciliği üzerine çalışan araştırmacı Dr. Celeste Martinez, köleliğin mirasının bugün de ırkçılık ve eşitsizlik biçiminde sürdüğünü belirtti. Martinez, geçmişin tanınmasının daha adil toplumlar için gerekli olduğunu ifade etti.

Tazminat karşıtı görüşler de farklı gerekçelere dayanıyor. Bazı devletler, günümüzde yaşayan insanların geçmişteki suçlardan sorumlu tutulamayacağını savunuyor. Ayrıca aradan geçen zaman nedeniyle mağdurların torunlarını belirlemenin zor olduğu ileri sürülüyor.

Amerika Birleşik Devletleri, köleliğin o dönem yasal olduğunu gerekçe göstererek tazminat hakkını tanımıyor. Birleşik Krallık da tazminat ödemeye karşı çıkıyor. Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, 2024 yılında yaptığı açıklamada devletlerin tarihsel hatalar için özür dilemesinin doğru olmadığını savundu.

ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilci Yardımcısı Dan Negrea, Genel Kurul’da yaptığı konuşmada köleliğin “en ağır suç” olarak tanımlanmasına karşı çıktı. Negrea, bu yaklaşımın diğer suçların mağdurlarının yaşadığı acıları küçümseyebileceğini söyledi.

Karar, tazminat miktarına ilişkin herhangi bir rakam içermiyor. Karayip ülkelerinden oluşan Caricom grubu, 15 ülkenin eski sömürgeci güçlerden en az 33 trilyon dolar alacaklı olduğunu açıkladı. Uluslararası Adalet Divanı yargıçlarından Patrick Robinson ise 31 ülkenin toplamda 107 trilyon dolar borçlu olduğunu ileri sürdü.

Karayip ülkeleri yalnızca maddi tazminat değil, resmi özür talebinde de bulunuyor. West Indies Üniversitesi’nden Prof. Verene Shepherd, Avrupa devletlerinin samimi ve resmi özürler vermesi gerektiğini söyledi.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi’nden Sara Hamood, tazminatın yalnızca maddi boyuttan ibaret olmadığını vurguladı. Hamood, resmi özür, gerçeklerin ortaya konması ve eğitim çalışmalarının da sürecin parçası olması gerektiğini ifade etti.

Uzmanlar, köleliğin mirasıyla yüzleşmenin yalnızca geçmişle ilgili olmadığını, günümüzde süren eşitsizliklerin anlaşılması ve giderilmesi açısından da belirleyici olduğunu belirtiyor.

Kaynak: ANF

Paylaşın