Gündem

3 kentte kayıpların akıbeti soruldu

Kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları Diyarbakır, Batman ve Hakkari’de düzenledikleri eylemlerde Necati Aydın ve Mahmut Demirel için adalet istedi.

Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) kayıpların akıbetini sormak faillerin yargılanmasını talep etmek amacıyla düzenlediği eylemlerine devam etti.

İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun failler yargılansın” eyleminin 895’inci haftasında Bağlar ilçesine bağlı Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Kayıp yakınları, gözaltında kaybettirilen ve katledilen yakınlarının fotoğraflarıyla eylem alanında yerlerini aldı. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şubesi, Diyarbakır Tabip Odası da eyleme katıldı. Bu haftaki eylemde Diyarbakır’da 4 Nisan 1994 tarihinde gözaltında katledilen TÜM SAĞLIK-SEN kurucuları arasında yer alan Necati Aydın’ın failleri soruldu.

Aydın’ın hikayesini İHD Kayıp Yakınları Komisyonu üyesi Murat Yüksek okudu.

Okunan hikaye şöyle: “1964 Bismil doğumlu olan Necati Aydın, 1982 yılında Keçiören Sağlık Meslek Lisesinden mezun olur. TÜM SAĞLIK-SEN kurucuları arasında yer alan Necati Aydın aynı zamanda Diyarbakır Sağlık- Sen kuruluş yönetiminde yer alır ve ilk Şube Başkanı olarak görev yapar. Sendikal örgütlenmede aktif rol alan Necati Aydın’ın aynı zamanda toplumsal mücadele alanına da ciddi katkıları olur. Necati Aydın, sendikal mücadelede aktif kimliğinden dolayı üç kez gözaltına alınır. Her gözaltı esnasında ağır işkencelere maruz kalır. 1992 yılında gözaltına alındıktan sonra gördüğü ağır işkenceler sonucu ‘böbrek ezilmesi’ teşhisiyle Dicle Üniversitesi Hastanesi’nde uzun bir süre tedavi görür. 1993 yılında ise Çorum’a sürgün edilir.

27 Mart 1994 tarihinde Amed’de bir akrabasında misafir olarak kalan Necati Aydın ve eşi, misafir olarak kaldıkları evde ev sahipleri ve evde bulunda 5 yaşında ki çocuk dâhil kolluk kuvvetleri tarafından eve yapılan baskında gözaltına alınır. Olaydan dört gün sonra Necati Aydın’ın eşi ve beraberinde gözaltına alınanlar serbest bırakılır. Necati Aydın ise 4 Nisan 1994 günü sabah saatlerinde Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne (DGM) götürülür. Aydın o gün duruşma salonunda gördüğü tanıdık avukatlara ‘beni mahkeme serbest bıraktı ama polisler bırakmıyor’ der. Serbest bırakıldığı halde o gün adliye kapısında saatlerce bekleyen ailesi ve akrabaları dâhil hiç kimse Necati Aydın’ın adliyeden çıktığını görmez ve o günden sonra bir daha Necati Aydın’dan haber alınamaz.

Necati Aydın’ın ailesi 05 Nisan 1994 tarihinde Diyarbakır savcılığına başvurarak bilgi almak istemişse de aileye ‘Necati Aydın’ın serbest bırakıldığı’ bilgisi veriliyordu. Akabinde ailenin avukatı savcı ile görüşme yapar ancak savcılık makamı da Necati Aydın için ‘muhtemelen örgüte katılmaya gitti’ cevabını verir. Aile, 8 Nisan 1994 tarihinde savcılıkla yaptığı görüşmede ise ön kapı dışında sadece polislerin kullanabildiği tek bir arka kapı olduğu cevabı verilmiş ancak Savcılık yine Necati Aydın’ın akıbetine ilişkin bilgi vermez.

Necati Aydın’ın cenazesi 9 Nisan 1994 günü Silvan yolu üzerinde, Kâğıtlı Jandarma Karakolu yakınlarında iki kişiyle birlikte bir tarlada bulunur. Necati Aydın’ın cenazesi Diyarbakır Devlet Hastanesine getirilir. Yapılan otopsi işlemi sırasında vücudunda birçok işkence ve darp izleri olduğu, ensesinden tek bir kurşunla öldürülmüş olduğu tespit edilir.

Necati Aydın’ın ailesi, iç hukukta bir sonuç elde etmeyince dava dosyasını AİHM’e taşır. Yapılan başvuru sonucunda AİHM, ‘yaşam hakkına müdahale etmek, olguların belirlenmesinde tüm olanakları sağlama yükümlülüğünü ihlal etmek, etkin soruşturma yürütmemek ve öldürülmeden önce işkence yapmak’ suçlarından Türkiye’yi mahkûm eder. Daha önemlisi ise Türkiye’nin AİHM’e yardımcı olmamasından dolayı sözleşmenin 38’inci maddesinden ayrıca mahkûm eder.

İtirafçı ve JİTEM elemanı olan Abdulkadir Aygan, 2004 yılında Özgür Gündem Gazetesi’ne verdiği bir demeçte; emniyetten gelen bilgi üzerine DGM tarafından serbest bırakılacak olan Sağlık-Sen Diyarbakır Şubesi’nin üç üyesi Necati Aydın, Mehmet Ay ve Ramazan Keskin’i adliye çıkışında aldıklarını, yapılan sorgularının ardından Silvan yolunda bir araziye götürdüklerini anlatır. Açıklamalarının devamında ise ‘gözleri kapalı olan gençlerin ellerini arkadan bağladıklarını, yan yana diz çöktürdüklerini ve komutan Abdülkerim Kırca tarafından enselerinden birer el ateş edilerek infaz edildiğini’ itiraf eder.

Binlerce insanımız bu ülkede gözaltında kaybedilmesine rağmen bu suç yok sayıldı ve derin bir sessizlik ve suskunlukla karşılandı. Gözaltında kaybetmeler adalet sistemi eliyle cezasız bırakıldı. Diğer ağır hak ihlallerinde olduğu gibi gözaltında kaybetmelerde de hakikatin açığa çıkartılması ve adaletin sağlanmasına yönelik politikalar hayata geçirilmedi. Aksine AİHM’in de işaret ettiği gibi Türkiye’de cezasızlık, bilinçli ve sistemli bir devlet politikası olarak uygulandı. Bizler hak savunucuları olarak; kaç yıl geçerse geçsin, Necati Aydın için, tüm kayıp ve siyasi cinayetlere kurban gidenler için adalet istemekten asla vazgeçmeyeceğiz.”

Batman’da İHD ve kayıp yakınları, eylemlerinin 731’inci haftasında Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartının açıldığı eyleme, insan hakları savunucularının yanı sıra sivil toplum örgütü temsilcileri de katıldı. Bu hafta, Êlih’te 2 Nisan 1994 tarihinde kimliği belirsiz kişiler tarafından kaçırıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Mahmut Demirel’in akıbeti soruldu.

İHD Şube Esbaşkanı Melek Atalay, Demirel’e ilişkin kardeşi İbrahim Demirel tarafından kaleme alınan metni paylaştı. Mesajda şu ifadeler yer aldı: “Abim Mahmut Demirel 1965 doğumlu idi. Şoförlük yapıyordu. Batman merkezinde ‘Çarşı-İpragaz şehir içi hattında çalışıyordu. 2 Nisan 1994 tarihinde, kimlikleri belli olmayan şahıslar tarafından kaçırıldı. Aradan 32 yıl geçmesine rağmen kendisinden, ölü ya da sağ olduğuna dair hiçbir bilgi alamadık. Abim, evli ve çocuk sahibiydi. Evine ve çocuklarına çok bağlıydı. Evinden işine, işinden evine gider gelirdi. Abim Mahmut kaybolduktan sonra, ailece, akıbetiyle ilgili araştırma yaptık. Topladığımız bilgileri bir dilekçeyle Batman Cumhuriyet Savcılığı’na ve Emniyet Müdürlüğü’ne başvurduk. İfadelerimiz alındı. Ne var ki bugüne kadar bize bilgi verilmedi.

O gün bu gündür, ailenin bütün fertlerinin gözleri yollarda kaldı. 31 yıldır, acılarımız dinmedi, yüreğimizdeki ateş sönmedi. ‘Ateş düştüğü yeri yakar.’ Bizim yüreğimiz yandı. Başkalarının yüreği yanmasın. 31 yıldır evimizde bayram yapmadık; yüzümüz gülmedi. Abimin hasretiyle yattık; O’nun hasretiyle kalktık… Hala da umutlarımızı yitirmedik; yitirmek de istemiyoruz. Belki de kapımızı çalan biri o olabilir, diye bekliyoruz.

Acı çeken bir kardeş olarak, tüm vicdan sahibi kişilere sesleniyorum: Kimin elinde bilgi veya belge varsa, bize veya İHD’ye ya da sorumluluk sahibi bir kuruma iletsin. Abim sağ ise, nerede olduğunu; ölmüş ise, nereye gömüldüğünü söylesinler.’

Biz insan hakları savunucuları olarak geçmişte faili meçhul cinayetlere kurban giden, gözaltında zorla kaybedilen ve günümüzde yine sokak ortasında infaz edilen, sebepsiz yere gözaltına alınıp zindanlara atılan insanlarımızın hesabı sorulmadıkça, failleri bulup yargılanmadıkça bu alanları terk etmeyeceğiz.”

Açıklama oturma eylemi ile son buldu.

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde İHD ve kayıp yakınlarının sürdürdüğü eylem 221’inci haftasında devam etti. Açıklamayı İHD Hakkâri Şubesi Eşbaşkanı Ozan Akbaş yaptı. Bu haftaki eylemde Necati Aydın için adalet istendi.

Kaynak: Mezopotamya Ajansı

Paylaşın