Gündem, Kadın - LGBTİQ+

Ankara Kadın Platformu: Katilleri koruyanlar hesap verin!

Bugün Ankara Kadın Platformu, altı yıldır süren Gülistan Doku davasına ilişkin yeni gelişmelerle ilgili Adalet Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı. Platform, Gülistan Doku’nun yargı sürecinin etkin ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, delil kararttığı öne sürülen tüm faillerin yargılanması gerektiğini ifade etti.

Platform adına açıklamayı okuyan Cemre Doğru, yaşananların bir ihmal değil, açık bir politik tercih olduğunu belirterek şöyle konuştu:

Bu coğrafyada, bu topraklarda kadınlar katlediliyor, çocuklar ölü bulunuyor, dosyalar karartılıyor. Ve biz artık biliyoruz: Bu karanlık tesadüf değil; erkek egemen kapitalist düzenin, devlet şiddetinin ve cezasızlık politikalarının örgütlü bir sonucudur. Gülistan Doku’dan Rojin Kabaiş’e, Nadira Kadirova’dan Rabia Naz’a uzanan bu tablo; yalnızca erkek şiddetinin değil, aynı zamanda bu şiddeti koruyan ve süreklileştiren devlet mekanizmalarının sonucudur. Erkek şiddeti bireysel değil; politik, sınıfsal ve kurumsal olarak üretilmektedir.

Gülistan Doku, 5 Ocak 2020 tarihinde Dersim’de kaybolmuş ve o tarihten bu yana kendisinden hiçbir haber alınamamıştır. Aradan geçen 6 yılı aşkın süredir ailesinin ve kadın örgütlerinin verdiği mücadeleye rağmen dosya aydınlatılmamış, etkin ve şeffaf bir soruşturma yürütülmemiştir. Bugün ise itirafçı beyanlarıyla delillerin nasıl karartıldığını öğrenmiş bulunuyoruz. Bu süreç boyunca kadın örgütleri, insan hakları savunucuları ve Gülistan Doku’nun ailesi “Gülistan Doku nerede?” sorusunu sormaktan vazgeçmemiştir. 2025 yılı itibarıyla dosyada önemli gelişmeler yaşanmıştır. Yeni tanık beyanları ve itiraflar, olayın seyrini değiştirecek niteliktedir. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in oğlu Engin Sonel hakkında Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin ciddi iddialar bulunmaktadır.

Buradan açıkça söylüyoruz: Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel sorumludur. Bu dosyada yaşananlar bir ihmal değil, açık bir politik tercihtir. Deliller karartılmış, süreç sürüncemede bırakılmış, failler korunmuştur. Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 13 şüpheli gözaltına alınmış, adliyeye çıkarılan kişilerden ikisi tutuklanmıştır. Bu gelişmeler, yıllardır verilen mücadelenin sonucudur. Ancak bu yeterli değildir. Gerçek sorumluların tamamı yargılanmadan adalet sağlanmış olmayacaktır.
Yargı mekanizmasının bu dosyada sergilediği tutum da bu cezasızlık düzeninin bir parçasıdır. Yargının bağımsız olmadığı, siyasi iktidarın gölgesinde hareket ettiği bir düzende adaletin sağlanması mümkün değildir.

Buradan bir kez daha söylüyoruz: Bu dosyanın üzerinin örtülmesinde sorumluluğu olan yargı mensupları da hesap vermelidir. Saray yargısının temsilcilerinden Akın Gürlek ve benzerleri bu düzenin parçasıdır. Bu düzen, en çok yoksul, güvencesiz ve yalnız bırakılan kadınları hedef almakta; failleri korurken kadınların yaşamını değersizleştirmektedir ama biz buradayız. Failleri koruyan herkesi teşhir etmeye devam edeceğiz. Bu dosyaları kapatmak isteyenlerin karşısında olacağız.
Kadınlar bu düzenin karşısında örgütlü bir güçtür. Bu mücadele yalnızca bir adalet talebi değil, erkek egemen kapitalist düzene karşı bir özgürlük mücadelesidir. Taleplerimiz:
• Ortaya çıkan yeni delillerin titizlikle incelenmesi,
• Tuncay Sonel ve Engin Sonel başta olmak üzere sorumluluğu bulunan herkesin adalet önünde hesap vermesi,
• Gülistan Doku’nun akıbetinin derhal açıklanması ve cenazesinin ailesine teslim edilmesi,
• Soruşturma sürecinin şeffaf bir biçimde yürütülmesi ve kamuoyuyla paylaşılmasıdır.
Gülistan Doku’nun akıbeti aydınlatılana kadar bu sürecin takipçisi olacağız. “Gülistan Doku nerede?” demeye devam edeceğiz.

Açıklama “Jin, Jîyan, Azadî”, “Kadın Cinayetleri Politiktir” sloganlarıyla sonlandı.

Paylaşın