Devrimci Parti, Urfa ve Maraş’ta yaşanan şiddet olaylarına ilişkin ”Yusuf Tekin başta olmak üzere çocukların böyle bir şiddet pratiğine yönelip ardından intihara sürüklenmesinde sorumlu olan tüm devlet kademelerindeki sorumlularından hesap sorma vaktidir” açıklaması yaptı.
Günlerdir okullarda yaşanan şiddetin sorumlusu neo-liberalizmin eğitimdeki ve çocuklar üzerindeki etkisidir. Bu politikalarla tam uyum halinde çalışan iktidar ve onun eğitim bakanı da bu bağlamda faildir.
Bu gündemde, eğitim emekçileri sendikaları öncülüğünde günlerdir eylemde olan eğitim emekçileri ve Devrimci Liseliler’in militarist eğitime, şiddet ve intihar kuşatmasına karşı yükselttiği eşit, parasız, bilimsel, anadilde eğitim için örgütlenme çağrısını selamlıyoruz.
Çocukların suç işlemesinin maddi temelini ortaya koymayan, iki ayrı okulda yaşanan katliamı birkaç oyuna, diziye, yeni nesil internet platformlarına bağlıyorlar. Bütünlükten uzak bu yaklaşımlarla başta anneler olmak üzere aileler hedef tahtasına konuyor ve yaşananlara yönelik tepkiyi başka yöne aktarmaya çalışıyorlar.
Militarizmin, savaşın, faşizmin ve kışkırtılan erkekliğin yarattığı kaos ve şiddet karşısında her türlü itirazını bastırmaya çalıştıkları gençlerin suç işlemesinde kendi payları olmadığını iddia ediyorlar. Erkeklere her türlü şiddeti ve zoru hak gören sistemlerinin erkek şiddeti uygulamanın yaşının bu denli düşüyor olmasından azade tutuyorlar.
Bir yandan gençlik arasında eğitim sisteminin rekabetçi, elemeci zeminin yarattığı bu durum, gençliğin örgütlenme alanlarının dağıtılmasına yönelik her politik saldırı ile bireyciliği yükseltmişken; diğer yandan gençliğin ortak mücadele algısını dağıtarak yanındakini tehdit olarak görüp yok etme eğilimlerini destekleyenler, söz konusu sistemin kurucu unsurları ile yüzleşmiyorlar. Neo-liberalizmin yarattığı bireyciliğin karşısında örgütlü ve kolektif mücadele çağrıları polisin, MEB’in, yargının hedefi olurken polis çocuğunu bu suça iten şiddet ve rekabet anlayışını adım adım ördüler, şimdi de suçu ailelere yıkıyorlar. MESEM’lerde katletmenin, üniversitelerde yoksullaştırmanın, geleceksizleştirmenin ve buna karşı mücadeleye yönelen öğrencileri faşistlerin hedefi haline getirmenin sonuçlarını reddediyorlar. Yoksulsa da sussun, çaresizce kaderine razı olsun istedikleri gençlerin suça sürüklenmesinden derin psikolojik analizler çıkarıyorlar.
Yaşadığımız toplumda suç, bireyin psikolojisi ve aile yaşamıyla açıklanamayacak ölçüde toplumsal ve düzene içkindir. Çocukları ve ailelerini suçlayarak sorumluluğu reddeden bu anlayıştır suçlu olan.
Suç işlemenin yaşı bu denli düşmüşken, Türkiye silah ticaretinin lojistik ülkesi haline gelmişken, paramiliter örgütlerle, orduyla, polisle gençliğin üzerinde devletin silahlı gücü her fırsatta sınanırken devlet bu yaşananların sorumluluğundan kaçamaz.
Yıllardır kaderimizin ve kurtuluşumuzun kendi ellerimizde olduğunu söylerken her fırsatta bizi hedef alanlar halkların, işçilerin, kadınların, gençlerin yaşam umuduna, mücadele ufkuna saldırdı. Söz veriyoruz ki mücadelenin ve devrimin yarattığı/yaratacağı her umudu, hayali örgütlemeye devam edeceğiz, suçlulardan hesap soracağız.
Yusuf Tekin başta olmak üzere çocukların böyle bir şiddet pratiğine yönelip ardından intihara sürüklenmesinde sorumlu olan tüm devlet kademelerindeki sorumlularından hesap sorma vakti.
Kurtuluşumuz için sokaklara!
