1 Mayıs, işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma günü olarak Türkiye ve dünya işçi sınıfının tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bütün dünya ülkelerinde 1 Mayıs gösterileri işçi sınıfının güncel politik taleplerinin sıralandığı alanlar olmuştur.
Türkiye işçi sınıfının mücadele tarihinde de 1 Mayıs’ın ayrı bir yeri vardır. 1977 1 Mayıs’ından bu güne uzanan bir mücadele tarihi içerisinde egemen sınıfların saldırıları ve yasakları karşısında işçi sınıfı ve emekçiler ısrarla 1 Mayıs’ı sahiplendiler.
Türkiye’de 1 Mayıs eylemlerinin tarihinde, 1977 1 Mayıs’ında yaşanan katliamdan bugüne, Taksim Meydanı 1 Mayıs alanı olarak Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerin hafızasında yer etmiştir. Egemen sınıflar işçi sınıfı ve emekçilerin hafızasında oluşan Taksim Meydanının 1 Mayıs alanı olduğu gerçeğini baskı ve yasaklarla yok etmek istemişlerdir.
Bugün yine 1 Mayıs yaklaşırken özellikle İstanbul özelinde Taksim’in 1 Mayıs alanı olduğu gerçeği Türkiye siyasetinin gündemine girmiş bulunuyor. Taksim meydanını 1 Mayıs alanına çevirmek için işçi sınıfı, emekçiler ve ezilenlere büyük görev düşmektedir.
Türkiye ve dünya siyasetinde önemli gelişmeler yaşanıyor. ABD ve İsrail ittifakının İran’a dönük başlattığı saldırı sonrasında Ortadoğu bir kez daha savaş alanına döndü. Bugün var olan ateşkes pamuk ipliğine bağlı bir şekilde devam etmektedir. ABD emperyalizmi, İran devletinin direnişi karşısında önemli bir sıkışma yaşamıştır. ABD-İsrail bloğu, İran devlet yönetiminin kritik isimlerini öldürerek İran’ı erken bir teslim olmaya zorlamak istemiştir. Ancak İran devleti direndikçe emperyalist-siyonist bloğunun planları bozulmuştur. ABD ekseninin Ortadoğu savaşında yaşayacağı başarısızlık bütün dünya halklarının özgürlük, sosyalizm ve eşitlik mücadelesi açısından güçlendirici bir yerde duracaktır.
Türkiye egemen sınıfları İran savaşında ABD emperyalizmi ekseninden taraf bir tutum içerisinde olmuşlardır. Her ne kadar söylem düzeyinde tarafsız bir söylem içerisinde olsa da, Türkiye egemenlerinin tarafı ABD ekseni tarafıdır. Burada Türkiye egemen sınıflarının asıl derdi İran’da Rojhilat’ta Kürtlerin bir statü elde etmemesi olmuştur. Dolaysıyla İran devletinin yaşayacağı bir zayıflama durumunda Türkiye devleti emperyalizmin kara gücü olarak bir işgal saldırısının ortağı olabilir. Bu ortaklığı da esasen Kürtlerin elde edeceği bir fiili statüyü engelleme temelinde hayata geçirecektir.
Türkiye kapitalizmi yoğun emek sömürüsü ve adaletsiz gelir dağılımı üzerinden ilerlemektedir. Bizler işçi sınıfı ve emekçilerin yaşamı açısından dünya kapitalizminin yaşadığı ekonomik krizin Türkiye sahasında hep daha etkili bir şekilde yaşandığını doğru kavramalıyız.
Türkiye kapitalizminin içinde bulunduğu ekonomik dayanaklar ve gelişim dinamikleri iktidarın kendini göstermeye çalıştığı kadar güçlü ve gelişmiş değildir. Kapitalist sistemin sömürü çarkı Türkiye topraklarında çok daha acımasız ilerlemektedir. Türkiye’nin içinde bulunduğu azgelişmişlik durumu aynı zamanda yaşanan bölgesel savaş pratiğiyle daha kapsamlı bir kriz halini almaktadır.
Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerin hayatı her geçen gün daha da zorlaşmaktadır. Türkiye çalışma ilişkileri içerisinde, işçi sınıfının tarihsel hakları yağmalanırken, emekçilerin hayatı daha da zorlaşmaktadır. Bu koşullar altında vahşi kapitalizmin yarattığı emek sömürüsü işçi sınıfı saflarında direniş ve grevlerle karşılık bulmaktadır.
Bugün birbirinden bağımsız bir şekilde gelişen işçi direnişleri esasen böylesi bir toplumsal arka plana dayanmaktadır. Sömürü çarkının acımasızlığı karşısında işçi sınıfı saflarında öfke ve direniş arayışı eğilimi güçlenmektedir.
Kürt halkının özgürlük mücadelesinin geldiği boyut Kürt sorununda çözümün tartışıldığı bir sürece evrildi. Süreç esasen Kürt halkının özgürlük mücadelesinin kazanımı olarak gelişmiştir. Türkiye egemen sınıfları Kürt halkının örgütlü mücadelesi karşısında belirli muhataplık adımları atmak zorunda kalmıştır.
Kürt halkının yürüttüğü özgürlük ve demokrasi mücadelesi bu yönüyle işçi sınıfının ve yürüttüğü özgürlük,demokrasi ve emek mücadelesiyle güçlü bir zeminde buluşmalıdır.
Türkiye işçi sınıfının geleceği emperyalist saldırganlığa, kapitalist sömürüye ve Kürt halkı üzerindeki sömürgeci politikalara karşı güçlü bir mücadele zemininde gelişmelidir. Türkiye topraklarında bugün devam eden sınıf mücadelesinin en önemli yansıması, işçi sınıfı ile burjuvazi arasındaki mücadele 1 Mayıs alanlarında kendini ifade edecektir.
1 mayıs alanlarında işçi sınıfının, emekçilerin, Kürt halkının, kadınların ve bütün ezilenlerin özgürlük,demokrasi ve sosyalizm talepleri en güçlü şekilde ifadesini bulmalıdır.
Emperyalizmin, faşizmin ve sömürü politikalarının karşısında 1 Mayıs alanlarında özgürlüğü arama arayışı günün devrimci konumlanması olacaktır. İşçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesi için; Özgürlük sokakta, 1 Mayıs’ta alanlara! diyerek, Türkiye’nin her yerinde mücadeleyi yükseltelim.
1 Mayıs alanlarını en güçlü şekilde zapt edelim.
