Gündem

Dört kentte kayıpların akıbeti soruldu

Kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları bu hafta da kaybedilenler için İzmir, Batman, Diyarbakır ve Hakkari’de eylemdeydi. İzmir’deki eylemde 24 Nisan Ermeni Soykırımı ile yüzleşme çağrısı yapıldı.

Kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, kayıpların akıbetinin açıklanması ve faillerin cezalandırılması için bu hafta da eylemdeydi,.

İHD İzmir Şubesi, Konak eski Sümerbank önünde kayıplar için bir araya geldi. Açıklama yapan şube yönetim kurulu üyesi Mustafa Kızartıcı, kaybedilen çocuklara dikkat çekti, “23-24 Eylül 1994’te Tunceli Mirik Mezrası’nda ailesiyle birlikte kaybedilen 3 yaşındaki Dilek Serin, 1995’te Mardin Dargeçit’te kaybedilen Davut Altunkaynak, Seyhan Doğan, Nedim Akyol, 1994’te Şırnak’ta kaybedilen İlyas Diril ve Zeki Diril ve de kaybedilen 21 çocuğun akıbetinin açıklanması ve adaletin sağlanması talebimiz karşılıksız kaldı” dedi.

24 Nisan 1915 Ermeni Soykırımı’nı da hatırlatan Kızartıcı, “24 Nisan’ın 111 yılında, devleti yönetenlere sesleniyoruz; inkar en kapsamlı insan hakları ihlalidir. İnkar suçun devamıdır. 111 yıldır insanlığın vicdanında kanayan bu yaranın sarılabilmesi için devleti ve toplumu, İstanbul’da gözaltına alınarak kaybedilen Ermeni aydınlar gerçeği ile yüzleşmeye çağırıyoruz.”

Ermeni toplumunun acısını paylaştıklarını belirten Kızartıcı, “Kaç yıl geçerse geçsin gözaltında kaybedilen çocuklar ve Ermeni aydınları için adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz” dedi.

Batman’da bu hafta 734.’sü gerçekleştirilen oturma eyleminde, 1994 Nisan’ından bu yana kendisinden haber alınamayan Kadri Yılmaz’ın akıbeti soruldu.

Açıklamayı okuyan İHD Şube Yöneticisi Ali Karadoğan, bir akraba düğününe yapılan baskınla gözaltına alınan Kadri Yılmaz için yapılan tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını belirtti.

Ailenin elbiselerinden teşhis ettiği cenazenin de aileye verilmediğini belirten Karadoğan, “Biz biliyoruz ki susmak kaybedenleri cesaretlendiren politik bir tercihtir, susmayacağız. Adalet ve hakikat arayışımızda ısrarcı olacağız” dedi.

Faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması için mücadeleye devam edeceklerini belirten Karadoğan, “Bizler umudumuzu kaybetmemeye çalışarak adaletin izini süreceğimizi, süreci takip edeceğimizi ve bu ülkeyi hep birlikte daha yaşanılabilir bir hale getirmeye gayret edeceğimizi buradan bir kez daha haykırıyoruz” dedi.

İHD Amed Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 898. haftasında Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı’nın önünde bir araya geldi. Bu haftaki eylemde Amed’de 24 Nisan 1996’da gözaltında öldürülen sonra cansız bedeni bulunan Cemal Kavak’ın failleri soruldu.

İHD Yönetim Kurul üyesi Av. Berfin Elçi, evine giderken gözaltına alınan Cemal Kavak’la ilgili yapılan tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını belirtti. Elçi, “Cemal Kavak’ın katledildiği bölgeye, hangi yönden gidilirse gidilsin, iki ya da üç güvenlik kontrol noktasından geçmeden ulaşmanın mümkün olmaması ve en son görüldüğü yerden çok uzakta bir noktada cansız bedeninin bulunması, faili meçhul bir cinayete kurban giden maktulün zorla kaybedildiğine işaret etmektedir” dedi.

Oturma eylemi sonrası açıklama sona erdi.

İHD Hakkari Şubesi de eylemlerinin 224. haftasında 26 yıl önce yaşamını yitiren Sibel, Velat ve İsmail Şedal için adalet istedi.

Yüksekova’da Sanat Sokağı’nda bir araya gelen kayıp yakınları adına konuşan Şube Eşbaşkanı Ozan Akbaş, Sibel’in 7, İsmail’in 11, Velat’ın ise 10 yaşında olduğunu hatırlattı. Akbaş, “25 Nisan 2000’de mahallede fiili bir sokağa çıkma yasağı uygulanıyordu. Ertesi gün ablukanın kalkmasının ardından çocuklar dışarı çıktı. 26 Nisan günü Sibel, Velat ve İsmail’in kardeşleri ve kuzenleriyle birlikte polis kontrol noktasının yakınında oyun oynadığı öğrenildi. Saat 13.00 saatlerinde çocuklar mahalleye doğru yürüdüğü sırada bir patlama yaşandı. İsmail ve Velat olay yerinde, Sibel ise kaldırıldığı Yüksekova Devlet Hastanesi’nde yaşamını yitirdi” ifadelerini kullandı.

Akbaş, olay yerine ambulansın iki saat boyunca alınmadığını ağır yaralı çocukların bir pikap aracının kasasında hastaneye götürülmek zorunda kaldığını kaydetti. Cenazelerin bir gün sonra ailelere teslim edildiğini dile getiren Akbaş, “Patlayıcının türü, menşei ve sorumlularının hiçbir zaman açıklanmadı. Yapılan başvurular reddedildi. Yargı, yalnızca tazminat yoluna gitti. Sibel, Velat ve İsmail Şedal’ın akıbeti, faili meçhul bırakıldı” dedi.

Kaynak: Etha

Paylaşın