Türkmen’in avukatı Esmer Özer, tutuklama sürecinden hapishanede maruz kalınan kötü muameleye kadar yaşananları anlatırken, davanın asıl amacının Antep’teki işçi hareketini baskılamak olduğunu vurguladı.
Antep’te Sırma Halı fabrikasında ödenmeyen ücretleri için iş bırakan işçilere destek ziyareti sırasında yaptığı konuşma, BİRTEKSEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in tutuklanmasına gerekçe yapıldı. Türkmen, önce “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla gözaltına alınmış, ardından savcılığın sevkiyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” (TCK 217/A) iddiasıyla tutuklanmıştı.
Mehmet Türkmen’in avukatı Esmer Özer, müvekkilinin tutukluluk sürecine ve cezaevinde yaşanan hak ihlallerine dair şu bilgileri paylaştı: Mehmet Türkmen’in tutuklanmasına gerekçe gösterilen iddianame, Türkmen’in fabrika önündeki konuşmasında Şireci Tekstil’de kolları kopan bir işçiyi hatırlatmasına dayanıyor. Savcılık, Türkmen’in “hesap sorulmadı” yönündeki ifadelerini “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” olarak değerlendirirken; avukat Esmer Özer, hukuki süreç ile sendikal mücadele arasındaki bakış açısı farkını şu sözlerle aktardı: “Sırma Halı’nın sahibi, Antep’in en büyük patronlarından birinin oğlu. Müvekkilim orada yaptığı konuşmada, Aralık ayında Şireci Tekstil’de kolları kopan bir işçiden bahsetti ve bu olay üzerine hiçbir patrondan hesap sorulmadığını dile getirdi. Savcılık ise işçinin şikayetçi olmadığını belirterek müvekkilimi suçluyor. Ancak bir sendikacının hesap sormaktan anladığı ile savcının anladığı arasında dağlar kadar fark var. Savcı evrak işlerini hesap sorma sayıyor, sendika başkanı ise o iş kazasına sebep olan koşulları ve caydırıcı bir ceza çıkmamasını bir bütün olarak ‘hesap sormama’ olarak değerlendiriyor. Sırf işçinin kolu bacağı kopmasın dediği için bu yargılamayla karşı karşıyayız.”
Mehmet Türkmen’in cezaevinde hücreye atıldığı ve kötü muameleye maruz kaldığına dair basına yansıyan bilgileri hatırlatan Avukat Esmer Özer, Türkmen’in hasta bir mahpusun tedavi hakkını savunduğu için darp edilerek hücreye götürüldüğünü söyledi: “Geçen ay avukat görüşüne gittiğimde müvekkilimin hücreye atıldığını öğrendim. Koğuşunda kalan ağır hasta bir tutuklunun ilaca erişememesi üzerine infaz koruma memurlarıyla konuşmaya çalışmış. Memurların ‘Kes sesini’ diyerek bağırması üzerine çıkan tartışmada müvekkilim yaka paça sürüklenerek hücreye götürülmüş. Bu sırada kollarının arkadan yukarı kaldırılması ve boynuna baskı uygulanması nedeniyle vücudunda ciddi ağrılar oluştu.
Hücreden çıkarıldıktan sonra da koğuşu değiştirildi. Normalde 20-25 kişilik olan bu koğuşlarda 60-65 kişi kalıyor ve koğuşun kendi içinde bir sistemi var. Yerde yatanlar zamanla ranzaya geçebiliyor. Müvekkilim koğuşu değiştirilince tüm düzeni sıfırlandı ve yeni koğuşunda en başa dönerek yeniden yerde yatmak zorunda kaldı. Bu koğuş değişikliği aslında bir cezalandırma pratiğidir.”
Avukat Esmer Özer, bu davanın münferit bir olay olmadığını, BİRTEKSEN’in bölgedeki etkinliğini kırmaya yönelik sistematik bir baskı olduğunu savundu. Geçmişte de benzer tutuklama süreçlerinin yaşandığını hatırlatan Özer, yargının bir “gözdağı aracı” olarak kullanıldığını dile getirdi: “Asıl mesele sadece bir konuşma değil. Ne zaman bir işçi hareketliliği olsa, o hareketi baskılamaya yönelik bir gözdağı verme mekanizması işletiliyor. Müvekkilim geçen sene de 36 gün tutuklu kalmış, ardından 100 günü aşkın ev hapsi cezası almıştı. Bu süreç bize BİRTEKSEN’in Antep başta olmak üzere bölgede yürüttüğü sendikal faaliyetin yargı, gözaltı ve idari para cezalarıyla devlet eliyle baskılanmak istendiğini gösteriyor.”
BİRTEKSEN, 12 Mayıs’ta görülecek duruşma öncesinde geniş bir katılım çağrısı yaptı. Duruşma günü mahkeme önünde bir basın açıklaması gerçekleştireceklerini belirten Avukat Esmer Özer, müvekkilinin tahliyesini beklediklerini de ifade etti.
Kaynak: ANF
