Gündem

Devrimci Parti: Tarihi yaratanların izinde, devrim ve sosyalizm mücadelesinde ileri!

“Tarih, sınıf mücadeleleri tarihidir” diyen Marx ve Engels’in çağrısı bugün hala dünya halklarının kavgasında yankılanıyor. Tarihi saraylarda oturanlar değil barikat başlarında direnenler, fabrikalarda greve çıkanlar, zindanlarda teslim olmayanlar, dağlarda, sokaklarda, meydanlarda halkların özgürlüğü için savaşanlar yazıyor.

Bugün bir kez daha yüzümüzü insanlığın devrimci mirasına dönüyoruz. Paris Komünü’nden Ekim Devrimi’ne, anti-faşist direnişlerden Latin Amerika gerillalarına, sömürgeciliğe karşı ayağa kalkan halklardan kadın özgürlük mücadelelerine kadar dünya tarihi tek bir gerçeği göstermektedir, o da devrimin mümkünlüğüdür.

Coğrafyamızın tarihi de isyanlarla doludur. Şeyh Bedrettinlerden Börklüce Mustafa’ya, Mustafa Suphi ve yoldaşlarından Hikmet Kıvılcımlı’ya, Ermeni halkının devrimci aydınlarından Zabel Yesayan’dan ‘68 devrimci gençlik hareketine kadar bu toprakların bütün devrimci birikimi, ezilenlerin kurtuluş kavgasında birleşmiştir.

15-16 Haziran Ayaklanması, işçi sınıfının tarih sahnesine devrimci bir özne olarak çıkışının ilanı oldu. Ardından Deniz Gezmiş ve yoldaşları, Mahir Çayan ve yoldaşları, İbrahim Kaypakkaya ve yoldaşları düzen-içi siyasete, reformizme, teslimiyete ve uzlaşmacılığa karşı devrimci kopuşun iradesini temsil ettiler. Onlar yalnızca bir dönemin değil, Türkiye Devrimci Hareketi’nin stratejik yönelimlerinin kurucu özneleri oldular.

Bu tarihsel yürüyüş sonraki dönemlerde de sürdü. Devrimci hareket, faşizmin saldırıları, katliamlar, işkenceler ve tasfiye operasyonları karşısında geri çekilmedi, her yenilgiden yeniden ayağa kalkmayı bildi. Orhan Yılmazkaya’da cisimleşen devrimci irade çizgisi, bu toprakların devrimci damarının hala canlı olduğunu gösterdi.

Ulaş Bayraktaroğlu yoldaş ise bu tarihsel birikimi yeni bir atılım ve kopuş çizgisine taşıdı. Devrimi geleceğin belirsiz bir ihtimali değil, bugünün somut müdahale alanı olarak gören yaklaşımı enternasyonalizmi, halkların ortak mücadelesini ve faşizme karşı birleşik direnişi esas alan politik hattı bugün de mücadelemize yön vermektedir.

Onun şahsında; Bedrettin Akdeniz’i, Aziz Güler’i, Eylem Ataş’ı, Michael Israeli’yi, Muzaffer Kandemir’i, Özge Bali’yi, Asiye Özlahlan’ı, Yusufbaş Akay’ı, Cenk Kılagöz’ü, İbrahim Tufan Eroğluer’i, Gökhan Taşyakan’ı, Görkem Tuğal’ı, Hüseyin Cem Özdemir’i, Mustafa Barış Kalafat’ı, Göze Altunöz’ü, Yasin Aydın’ı, İbrahim Turgut’u, Hakan Yılmaz’ı, Çağlar Demiröz’ü ve devrime adanmış bütün ölümsüzlerimizi saygıyla anıyoruz. Onlar bizlere yalnızca direnmeyi değil yoldaşlığı, fedakarlığı, devrime bağlılığı ve halklara karşı sorumluluğu öğrettiler.

Bugün AKP-MHP iktidarının temsil ettiği faşist rejim Kürt halkına yönelik savaş politikalarıyla, işçi sınıfına dayattığı yoksullukla, kadın düşmanlığıyla, gençliğin geleceğini çalan politikalarıyla, devrimci ve sosyalist güçlere dönük saldırılarıyla ayakta kalmaya çalışmaktadır. Ancak tarih göstermiştir ki hiçbir baskı rejimi sonsuz değildir, faşizm yenilecektir.

…Üniversiteleri sermaye düzeninin sessiz koridorlarına çevirmek isteyenler, gençliğin isyanını bastırmak için kampüsleri abluka altına almakta, gözaltılar ve polis şiddetiyle korku iklimi yaratmaya çalışmaktadır. …

Gücümüzü direnen işçilerden, özgürlükte ısrar eden Kürt halkından, erkek egemen sisteme karşı mücadeleyi büyüten kadınlardan, geleceksizliğe boyun eğmeyen gençlikten, halkların ortak direnişinden ve ölümsüzlerimizin bıraktığı mücadele mirasından alıyoruz.

Devrimci Parti olarak enternasyonalizmi, halkların kardeşliğini, birleşik devrimci mücadeleyi ve sosyalizm hedefini büyütmeye devam edeceğiz. Ölümsüzlerimizin açtığı yolda daha büyük bir kararlılıkla yürüyecek, faşizme, kapitalizme, emperyalizme ve sömürgeciliğe karşı mücadeleyi yükselteceğiz.

Ayaklarımızı onların yarattığı zemine basıyor, sözümüzü yineliyoruz:

Devrime adanmış yaşamlar yolumuzu aydınlatıyor.
Ölümsüzler mücadelemizde yaşıyor.
Yaşasın Devrim ve Sosyalizm!

Paylaşın