Gündem

İHD ve TİHV’den Harbiye Askeri Müzesi’nin önünde eylem

17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası’nın ilk gününde Harbiye Askeri Müzesi’nin önünde açıklama yapan insan hakları savunucuları, kaybedilen Ali Kayahan’ın akıbetini sordu, “Hafıza mekanları susturulamaz. Kaybedilenlerin izleri bu topraklarda yaşamaya devam eder. Hakikat için, hafıza için, adalet için Ali Kayahan’ı unutmayacağız” dedi.

İHD İstanbul Şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) İstanbul Temsilciliği, 17-31 Mayıs Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası’nın ilk günü Harbiye Askeri Müzesi’nin önünde açıklama yaptı.

Eylemde, “Ali Kayahan 53 yıl önce burada gözaltında kaybedildi” pankartı taşındı.

Açıklamayı okuyan İHD Kayıplar Komisyonu Üyesi Sebla Arcan, Harbiye Askeri Müze binasının yalnızca tarihi bir yapı olmadığını, Türkiye’nin zorla kaybetmeler tarihine kazınmış hafıza mekanlarından biri olduğunu hatırlattı: “1862 yılında Osmanlı Devleti’ne subay yetiştirmek amacıyla inşa edilen bu bina, yıllar içinde birçok askeri kuruma ev sahipliği yaptı. 10 Şubat 1993 tarihinde Askeri Müze oldu. 12 Mart Askeri Müdahalesi döneminde ise çok sayıda tanığın anlatımlarıyla ortaya çıktığı üzere bir sorgu ve işkence merkezi olarak da kullanıldı.”

Gözaltında kaybedilen Ali Kayahan’ın son görüldüğü yer olduğunu anımsatan Sebla Arcan şunları söyledi: “Burada işkence gördüğünü söyleyen pek çok kişinin beyanı askeri mahkeme kayıtlarına geçti, suç duyurularına konu oldu. Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi öğrencisi Ali Kayahan da 53 yıl önce bu bina kompleksinde bulunan sorgu merkezine getirildi. Burada ağır işkence gördü ve ardından bedeni kaybedildi.”

Ali Kayahan’ın 6 Şubat 1973 tarihinde arkadaşı Mustafa Üstüntaş ile buluşmak üzere gittiği Haseki Hastanesi’nin önündeki duraktan polisler tarafından gözaltına alındığını hatırlatan Sebla Arcan, yaşanan gelişmeleri şöyle aktardı: “Sorgu sırasında arkadaşları Mustafa Üstüntaş ve Erkut Selçuk ile yüzleştirildi. Daha sonra Mustafa Üstüntaş ve Erkut Selçuk Gayrettepe’deki Emniyet Birinci Şube’ye, oradan da askeri mahkemeye sevk edildi. Ancak Ali Kayahan yanlarında yoktu. Mustafa Üstüntaş ve Erkut Selçuk, Sıkıyönetim Mahkemesi’ne sundukları dilekçede bir ay boyunca Harbiye’deki kontrgerilla merkezinde tutulduklarını ve ağır işkence gördüklerini anlattılar.”

Açıklamaya göre, Erkut Selçuk mahkemeye sunduğu dilekçede Ali Kayahan için şu ifadeleri kullandı:”Ali’yi kontrgerilla merkezinde gördüm. Yüzü tanınmayacak haldeydi. Kendisine yapılan işkence sabaha kadar devam etti. Sabaha karşı koridorda koşuşmalar başladı. Birisi doktor çağırın diye bağırıyordu. Bir müddet sonra sesler kesildi. O gün ifademi alanlara Ali’ye ne olduğunu sordum. Onun kaçtığını söylediler.”

Ali Kayahan’ın tutuklu arkadaşlarının da askeri mahkemeye sundukları dilekçelerde mezar yerinin açıklanmasını ve sorumluların yargılanmasını talep ettiğini belirten Sebla Arcan, şöyle konuştu: “8 Mayıs 1974 tarihinde Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi öğrencileri dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e, İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk’e ve Adalet Bakanı Şevket Kazan’a telgraf çekerek Ali Kayahan’ın akıbetinin araştırılmasını istedi. Ancak yapılan tüm başvurular yanıtsız bırakıldı. Devlet kurumları ‘Ali Kayahan isimli kişi gözaltına alınmamıştır’ diyerek inkar politikasını sürdürdü. İnsanlığa karşı işlenmiş bu suçun üstü örtülmek, hafızası silinmek istendi. Ama biz biliyoruz; hakikat, inkarla yok olmaz. Hafıza mekanları susturulamaz. Kaybedilenlerin izleri bu topraklarda yaşamaya devam eder. Hakikat için, hafıza için, adalet için Ali Kayahan’ı unutmayacağız.”

Ardından konuşan İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, “İnsan Hakları Derneği olarak yıllardır gözaltında zorla kaybedilmelere karşı hakikat ve adalet mücadelesi veriyoruz. Devlete sesleniyoruz; gerçek toplumsal barış, geçmişte işlenen insan hakları ihlallerine karşı hakikatin ve adalet sağlanmasıyla mümkün olur. Gözaltında kaybettirilen tüm kişilerin akıbeti açıklanmalıdır” diye konuştu.

Kaynak: Etha

Paylaşın