Gündem

AB göç rejimini sertleştiriyor

Avrupa Birliği, Şubat 2026’da kabul ettiği yeni iltica düzenlemeleriyle sığınmacıların üçüncü ülkelere gönderilmesinin önünü açmıştı. Şimdi ise AB sınırları dışında kurulacak “geri dönüş merkezleri” planı gündemde. İnsan hakları örgütleri, göçmenlerin temel haklarının askıya alındığı yeni bir sınır dışı rejiminin inşa edildiği uyarısında bulunuyor.

Avrupa Birliği’nin göç politikalarında aylardır adım adım örülen sıkışlaştırma süreci yeni bir aşamaya taşındı. AB, Şubat 2026’da aldığı kararla “güvenli üçüncü ülke” uygulamasını genişletmiş, sığınmacıların herhangi bir bağlarının bulunmadığı ülkelere gönderilmesinin önünü açmıştı. Şimdi ise birlik, sığınma başvurusu reddedilen göçmenlerin AB dışındaki “geri dönüş merkezleri”nde tutulmasını öngören yeni düzenleme üzerinde uzlaşmaya hazırlanıyor.

Şubat ayında Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen düzenlemelerle birlikte, iltica başvurularının hızlandırılması, sınır dışı süreçlerinin kolaylaştırılması ve AB ülkelerindeki göç sistemlerinin yükünün azaltılması hedeflenmişti. Bu kapsamda daha önce yalnızca aile bağı ya da geçmişte yaşama gibi “bağlantı unsurları” varsa mümkün olan üçüncü ülkelere gönderme uygulaması genişletildi.

Yeni düzenlemeyle birlikte Almanya ve diğer AB ülkeleri, sığınmacıları daha önce hiç bulunmadıkları AB dışındaki ülkelere gönderebilecek. Tek koşul, söz konusu ülkelerin “güvenli” kabul edilmesi ve göçmenleri kabul etmeyi onaylaması olacak. Böylece sığınma süreçleri artık AB ülkelerinde değil, gönderilen üçüncü ülkelerde yürütülebilecek.

Bu adımın, İngiltere’nin Ruanda planı ve İtalya’nın Arnavutluk’ta kurmaya çalıştığı göçmen merkezleri modeline benzer bir sistemin hukuki temelini oluşturduğu değerlendirmeleri yapılıyor.

AB aynı süreçte Bangladeş, Hindistan, Kolombiya, Mısır, Fas, Tunus ve Kosova’yı “güvenli menşe ülkeler” listesine aldı. Bu ülkelerden gelen göçmenlerin iltica başvurularının “açıkça temelsiz” sayılarak hızla reddedilmesinin önü açıldı. Böylece ispat yükümlülüğü doğrudan sığınmacılara bırakıldı.

Şimdi gündeme gelen ”geri dönüş merkezleri” planı ise göçmen ve ilticası düşmanlığının yeni halkası oldu. AB sınırları dışında kurulması planlanan merkezlerde, sığınma başvurusu reddedilen göçmenlerin kendi ülkelerine gönderilmeden önce tutulması hedefleniyor. Reform ayrıca sınır dışı kararına uymayan göçmenler için gözaltı ve giriş yasağı gibi insanlık dışı uygulamaları da içeriyor.

Ruanda, Uganda ve Özbekistan gibi ülkelerin bu merkezler için değerlendirildiği belirtilirken, özellikle Afgan göçmenlerin sınır dışı edilmesine dönük yeni anlaşmalar üzerinde çalışıldığı ifade ediliyor.

İnsan hakları örgütleri ise hem Şubat ayında kabul edilen ”güvenli üçüncü ülke” düzenlemelerine hem de yeni geri dönüş merkezi planlarına sert tepki gösteriyor. Uluslararası Kurtarma Komitesi bu merkezleri “hukuki kara delikler” olarak tanımlarken, Uluslararası Af Örgütü uygulamaların göçmenleri güvencesiz koşullarda yaşamaya zorlayacağını belirtiyor.

Avrupa’da yükselen faşist partilerin ve göçmen karşıtı siyasetlerin etkisiyle şekillenen yeni göç rejimi, savaş, yoksulluk ve siyasal baskılar nedeniyle yerinden edilen milyonlarca insanın iltica hakkını hedef alıyor. Göçmen hakları savunucuları ise sığınma hakkının evrensel bir insan hakkı olduğunu vurgulayarak, sınır dışı politikalarının değil dayanışma ve güvenli yaşam hakkının esas alınması gerektiğini ifade ediyor.

Kaynak: Etha

Paylaşın