Gül Pa’da günlerdir alın terlerinin karşılığını almak için direnen işçiler, patronların gerçek yüzüyle bir kez daha karşı karşıya kaldı. Haklarını isteyen, emeğinin karşılığını talep eden 7 işçi; patron, şirket yetkilileri ve onların yakınlarının organize saldırısına uğradı.
Görüşmelerde işçilerin haklı taleplerine yanıt vermek yerine tehdit ve zorbalığı tercih eden patron tarafı, işçilere fiziki saldırıda bulundu. Yaşanan saldırıda bir işçi bıçaklanırken, bir işçi başından ağır şekilde yaralandı. Bir başka işçinin ise gözünden yaralandığı öğrenildi. İşçilerin tek “suçu”, emeklerinin karşılığını istemek ve sömürüye boyun eğmemekti.
Sermaye düzeni işçilere sefalet ücretlerini, güvencesizliği ve baskıyı dayatırken; işçiler seslerini yükselttiğinde ise karşılarına polis copu, patron tehdidi ya da doğrudan saldırılar çıkıyor. Gül Pa’da yaşananlar münferit bir olay değil, emeğiyle yaşayan milyonların her gün karşı karşıya bırakıldığı sömürü düzeninin bir sonucudur. Patronlar kârlarını büyütmek için işçilerin yaşamını hiçe sayarken, hak arayan emekçilere yönelik saldırılarla korku yaratmaya çalışmaktadır.
Ancak tarih göstermiştir ki işçi sınıfı ne baskıyla ne de zorbalıkla teslim alınabilir. Gül Pa işçilerinin mücadelesi yalnız değildir. Bugün saldırıya uğrayan işçilerle dayanışmayı büyütmek, patron zorbalığına karşı birleşmek ve hak mücadelesini güçlendirmek tüm emekçilerin ortak sorumluluğudur.
Hak arayan işçilere saldıranlar hesap vermeli! İşçi sınıfının birliği, patronların şiddetinden ve sömürü düzeninden daha güçlüdür.
