Emperyalist ABD ile İran arasında aylardır süren görüşmeler sonucunda mutabakat zaptının dijital imzalarla tamamlandığı açıklandı. Emperyalist ABD yönetimi anlaşmayı “barış” olarak sunarken, Siyonist İsrail rejimi mutabakatın tarafı olmadığını öne sürerek Lübnan’ın güneyine yönelik saldırılarını sürdürdü. İran ise Lübnan’daki savaşın sona ermesinin anlaşmanın ayrılmaz parçası olduğunu vurguladı.
ABD Başkanı faşist Trump, İran ile varılan mutabakatın cuma günü İsviçre’de düzenlenecek törenle duyurulacağını açıkladı. Trump, anlaşmayla birlikte Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılacağını ve bölgedeki gerilimin düşeceğini savundu.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de mutabakat metninin dijital olarak imzalandığını doğruladı. Taraflar arasında yürütülecek yeni müzakere sürecinin özellikle İran’ın nükleer programı ve yaptırımlar başlığında şekilleneceği belirtiliyor.
Katar Emiri Şeyh Al Sani ile görüşmesinin ardından konuşan Trump, ABD ile İran arasındaki mutabakatın yeni bir evreye geçtiğini söyledi.
“İran ile anlaşmamızı tamamladık. Anlaşmada ikinci aşamaya geçiyoruz. Bu daha kolay olacak” diyen Trump, İran’a yönelik yaptırımlar konusunda da yeni mesajlar verdi. Trump, “İran’a yaptırım uygulamıyoruz” açıklamasında bulundu.
İran’da rejim değişikliğini hedeflemediğini öne süren Trump, “Rejim değişikliğine inanmıyorum. İran’da rejim değişikliğini hedeflemedim” ifadelerini kullandı. Buna karşın İran’ın nükleer kapasitesine ilişkin tehdit dilini sürdüren Trump, “İran nükleere sahip olmayacak” dedi.
Trump ayrıca İran’ın yeniden inşası için ABD tarafından 300 milyar dolar fon sağlanacağı yönündeki iddiaları reddederek, “İran’a hiçbir para vermeyeceğiz. Böyle bir yükümlülüğümüz yok” açıklamasını yaptı.
Trump’ın açıklamalarındaki dikkat çekici başlıklardan biri de Siyonist İsrail yönetimine dönük mesajları oldu. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun yönetiminden memnun olmadığını belirten Trump, “Onlardan memnun değilim, ben olmasam İsrail olmazdı” dedi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, mutabakatın yalnızca İran ile ABD arasındaki ilişkileri kapsamadığını belirterek Lübnan’daki savaşın sona ermesinin de anlaşmanın temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.
Arakçi, “Mutabakatın en önemli maddelerinden biri Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın kalıcı olarak sona erdirilmesidir. Lübnan’daki savaşın bitmesi, savaşın tamamen sona ermesinin ayrılmaz bir parçasıdır” dedi.
İranlı yetkililer, emperyalist ABD ile varılan çerçeve anlaşmanın ekonomik imkanlar yaratabileceğini belirtirken, Washington yönetiminin geçmişte anlaşmaları ihlal ettiğini hatırlatarak temkinli davranacaklarını ifade etti.
Mutabakat haberlerinin ardından Siyonist İsrail devleti, Lübnan’ın güneyine yönelik saldırılarını sürdürdü. Lübnan resmi haber ajansı NNA’nın aktardığına göre İsrail topçu birlikleri Cizzin bölgesindeki Reyhan, Secid ve Mahmudiye çevresini hedef aldı.
Siyonist İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, ABD-İran mutabakatının İsrail’i bağlamadığını savunarak işgal altındaki bölgelerden çekilmeyeceklerini açıkladı. Netanyahu, Lübnan’da “hareket serbestisini” koruyacaklarını ve gerekli gördükleri her durumda saldırı düzenlemeyi sürdüreceklerini söyledi.
Öte yandan Hizbullah, İsrail ordusuna ait bir askeri birliğin güdümlü füzeler ve insansız hava araçlarıyla vurulduğunu, birliklerin geri çekilmek zorunda kaldığını duyurdu.
Mutabakatın ardından gözler dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’na çevrildi. Emperyalist ABD yönetimi boğazın kısa sürede tamamen açılacağını açıklasa da bölgede mayın tehlikesinin sürdüğü belirtiliyor.
ABD Donanması’nın boğazda olası mayınları tespit etmek için yeni insansız sistemler konuşlandıracağı bildirildi. Uzmanlar ise savaş boyunca İran’ın mayın döşediğine ilişkin kesin kanıt bulunmadığını, ancak olası temizleme çalışmalarının haftalar hatta aylar sürebileceğini ifade ediyor.
İran Denizcilik Sendikası temsilcileri ise savaşın ardından Hürmüz’deki ticaret düzeninin eski haline dönmesinin uzun zaman alacağını ve bölgesel dengelerin yeniden şekilleneceğini belirtiyor.
Mutabakatın ayrıntıları henüz açıklanmazken, Washington yönetimi bunun nihai bir barış anlaşması değil, gelecekteki müzakerelerin çerçevesini belirleyen bir metin olduğunu duyurdu. ABD tarafı yaptırımların kaldırılmasını İran’ın nükleer programına ilişkin denetimlere bağlarken, İran tarafı ekonomik kazanımlar elde etmeyi hedeflediğini ancak ABD’ye güvenmediğini vurguluyor.
Kaynak: Etha
