Gündem

Eva Maria Michelmann basın toplantısına video mesaj gönderdi

Aylarca HTŞ’nin elinde olan ve 19 Haziran’da serbest bırakılan ETHA Gönüllü Muhabiri Eva Marie Michelmann, yaşadıklarını anlattı. Kendisi için eylem yapan herkese teşekkür eden Eva Maria, “HTŞ rejiminin herhangi bir şekilde demokratik olduğuna lütfen inanmayın” diye Avrupa toplumunu uyardı. “Bu rejimin uygulamaları insanlık dışıdır” diyen Eva Maria, yapılan işkenceleri anlattı, Ahmet Polad’ın bir an önce serbest bırakılmasını istedi.

Rakka’da 18 Ocak’ta HTŞ tarafından Özgür Tv programcısı Ahmet Polad ile birlikte kaçırılan ve 19 Haziran’da özgürlüğüne kavuşan ETHA Gönüllü Muhabiri Eva Maria Michelmann, Almanya’nın Köln kentinde düzenlenen basın toplantısına video mesaj gönderdi.

Eva’nın mesajı şöyle:

“Herkese merhaba. Benim adım Eva Maria Michelmann.

Senenin başından itibaren Suriye’de aylar boyunca mutlak tecrit altında tutuldum.

Penceresiz bir odada tek başıma hapsedildim.

Bana, sanki bütün dünya beni unutmuş gibi, kimsenin beni arayıp sormayacağı söylendi.

Bana, Alman makamlarının benimle ilgili yapılan hiçbir başvuruya yanıt vermediği söylendi.

Aynı zamanda dış dünyayla olan her türlü iletişimim kesildi.

18 Ocak’ı 19 Ocak’a bağlayan gece bana ne olduğundan muhtemelen kimsenin haberdar olmadığını düşündüm.

Aylar boyunca, beni tanıyan ve seven insanların ölmüş olduğumu sandığını düşünmek zorunda kaldım.

Almanya’ya vardığımda ise, tüm bunlara rağmen umudun hiçbir zaman kaybedilmediğini ve binlerce, hatta on binlerce insanın akıbetimi sorduğunu ve serbest bırakılmam için çaba gösterdiğini öğrendim.

Böylesi bir durumda, kendini sorumlu hisseden bu kadar çok insanın olduğunu görmek beni çok mutlu ediyor.

Yaptığı haberler, iktidardaki bir rejim tarafından tehdit olarak görüldüğü için kaçırılan ve işkence gören gazetecilerin yanında duran Almanya’da binlerce insanın olduğunu bilmek gerçekten çok güzel.

Bu bağlamda, bu süre boyunca özgürlüğüm ve eleştirel gazetecilik hakkı için mücadele eden herkese en içten teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Özellikle aileme, çalışma arkadaşlarıma ve dostlarıma teşekkür etmek istiyorum.

Hayatta olup olmadığımın bile gizlendiği en umutsuz anlarda bile umudunuzu yitirmediniz ve mücadelenizden vazgeçmediniz!

Bu kadar güçlü olduğunuz için teşekkür ederim!

Ahmet Polad ve tüm gazeteciler ve siyasi tutsaklar, Suriye’deki HTŞ rejiminin elinden kurtarılıncaya kadar mücadeleyi sürdürmeliyiz!

Ben de Suriye’de aylar boyunca bir hapishaneden diğerine, bir sorgudan diğerine götürüldüm.

İlk olarak uzun süre Halep’teki sözde “İç Güvenlik Komuta Merkezi”nde tutuldum.

Daha sonra Halep’te, sorguların işkence uygulanarak yapıldığı başka bir hapishaneye nakledildim.

Oradan da İdlib’deki bir kadın cezaevine götürüldüm.

Orada ilk kez diğer tutuklularla temas kurabildim.

İdlib’deki cezaevinde bulunan kadınların çoğu, HTŞ’nin Aralık 2024’te iktidarı ele geçirmesinden önce de yıllarca HTŞ tarafından esir tutulmuş ve işkence görmüştü.

İdlib’den sonra Şam’da toplam üç farklı cezaevine götürüldüm.

Cezaevlerinden birinde, çoğunluğu Alevi olan 15 kadınla birlikte, küflü duvarları olan küçücük bir odaya hapsedildik.

Örneğin kapının önünde, beş kadın sadece iki yatak üzerinde uyuyorduk.

Kadınların birçoğu aylardır o koşullarda tutuluyordu.

“Mahkeme” olarak adlandırılan başka bir cezaevinde ise yirmiden fazla kadın, tamamen beyaz seramikle kaplı küçük bir odada, yataksız şekilde tutuluyorduk.

Son olarak annelerin, çocukların ve henüz yürümeyi bile öğrenmemiş bebeklerin bulunduğu bir cezaevinde kaldım.

Kuşkusuz bana nasıl olduğumu sormak isteyen birçok insan vardır.

Şu anda bütün duygu ve düşüncelerim, öncelikle hâlâ kayıp olan veya tutsak bulunanlarla birlikte.

Son aylarda yaşadıklarımı ve tanık olduklarımı sindirebilmem için biraz daha zamana ihtiyacım var.

Bu nedenle bu basın toplantısına yalnızca bir video mesajıyla katılmamı anlayışla karşılamanızı rica ediyorum.

Ama şimdiden son derece açık bir şekilde şunu belirtmek istiyorum: HTŞ rejiminin herhangi bir şekilde demokratik olduğuna lütfen inanmayın!

Bu rejimin uygulamaları insanlık dışıdır.

Dayak ve elektrik verilerek yapılan işkence, bu rejimin hapishanelerinde sıradan sorgulama yöntemleri olarak uygulanmaktadır.

Siviller kaçmaya çalışırken vurularak öldürülmekte ve sokak ortasında infaz edilmektedir.

Hayır, Suriye güvenli değildir!

Almanya’da koruma arayan hiç kimse sınır dışı edilerek Suriye’ye geri dönmeye zorlanmamalıdır!

Ve HTŞ rejiminin işkence hapishanelerindeki hiç kimse kaderine terk edilmemelidir.

Fakat farklı bir çağrı ise, bunlara rağmen Suriye’de direnmeye devam edecek cesareti ve gücü kendinde bulabilen herkese yapılan çağrıdır.

Bu, yaşam ve sağlık açısından bütün tehlikelere rağmen Suriye’de yaşamayı seçme çağrısıdır.

İnsanların bir gün eşit haklara sahip olarak, dayanışma ve barış içinde birlikte yaşayabilecekleri bir Suriye için mücadele etme çağrısıdır.

Bu, insanların sınır dışı edilerek yapmaya zorlanabilecekleri bir şey değildir.

Bu, insanların ancak gönüllüce, özveriyle, ülkelerine ve halkına duydukları derin bir bağlılıkla yapabilecekleri bir şeydir.

Suriye, Batı Kürdistan’ın yurdudur.

Suriye; Ermeni, Arap, Pomak, Çerkes, Asuri, Süryani, Alevi ve daha birçok halkın ve inancın yaşam alanıdır; aynı zamanda kadim Aramice dilinin ayakta kaldığı son yurtlardan biridir.

Ve Suriye, eşit temsiliyet ilkesini esas alan eş başkanlık sisteminin, geniş bölgelerde siyasal bir prensip olarak uygulandığı tek ülkedir; bu uygulama ülkenin Kürt nüfusunun yoğun olduğu kuzeyinde, Rojava’da hayata geçirilmiş ve kadın hakları mücadelesinde tüm dünyaya örnek olmuştur.

Tüm faşist İslamcı karanlığa rağmen Suriye, insanlık tarihidir; Suriye, umuttur.

İnsanların mutlu ve güven içinde yaşayabileceği bir Suriye umudumuzdan vazgeçmeyelim!

Suriye’yi yalnız bırakmayalım!

İfade özgürlüğünü ve eleştirel gazetecilik hakkını birlikte savunmaya devam edelim!

Ahmet Polad’a özgürlük, tüm politik tutsaklara özgürlük!”

Kaynak: Etha

Paylaşın