İBB iştiraki Ağaç A.Ş.’de “güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması” gerekçesiyle işten çıkarılan işçilerin Saraçhane direnişi 125’inci gününde yeniden başladı. 117 günlük direniş ve 14 günlük açlık grevinin ardından İBB ile yapılan üç görüşmede, ilk görüşmede varılan çerçevenin geri çekildiğini belirten işçiler, 21 arkadaşlarının tamamının işe iadesini istiyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki İstanbul Ağaç ve Peyzaj AŞ’de çalışırken “güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması” gerekçesiyle işten çıkarılan işçilerin Saraçhane’deki direnişi 125’inci gününde yeniden başladı. İstanbul’un park, koru, refüj, kavşak ve fidanlıklarında yeşil alan, bitki üretimi ve peyzaj hizmetlerinde çalışan 21 işçi, işlerine geri dönmek için mücadele ediyor.
İşçiler, daha önce İBB yönetimiyle yapılan görüşmeler nedeniyle 117 gündür sürdürdükleri direnişe ve son 14 günlük açlık grevine ara vermişti. Görüşmelerde belirli başlıklarda ortak bir çerçeve oluşmasının ardından çözüm bekleyen işçiler, sonraki iki görüşmede İBB yönetiminin önceki mutabakatın gerisine çekildiğini belirtti. Bunun üzerine Saraçhane’de yeniden direniş alanına dönen işçiler, 21 kişinin tamamının işe alınması talebini yineledi.
Birleşik Tarım Orman İşçileri Sendikası ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çalışanları Derneği tarafından yapılan açıklamada, üç görüşmede yaşananlar ayrıntılarıyla anlatıldı. Açıklamada, ilk görüşmede masumiyet karinesi ve işçilerin durumlarının yeniden değerlendirilmesi konusunda ortak bir yaklaşım oluşmasına rağmen, sonraki görüşmelerde bu çerçevenin terk edildiği belirtildi.
İşçiler, “güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması” gerekçesiyle işten çıkarılmalarının ardından 117 gün boyunca Saraçhane’de direndi. İşe iade taleplerinin karşılanmaması ve somut bir çözüm üretilmemesi üzerine mücadelelerini açlık greviyle sürdürdüler.
14 gün süren açlık grevinin ardından İBB yetkilileri işçilerle görüşme talebinde bulundu. Yapılan ilk toplantıda belirli başlıklarda ortak bir yaklaşım oluşması üzerine işçiler eylemlerine ara verdi ve görüşmelerin sonucunu beklemeye başladı.
İşçiler açısından görüşmelerin temelini, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının işten çıkarma mekanizmasına dönüştürülmemesi, masumiyet karinesinin korunması ve her işçinin durumunun ayrı ayrı değerlendirilmesi oluşturdu.
Sendikanın açıklamasına göre ilk görüşmede, “güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması kapsamında yapılacak değerlendirmelerde masumiyet karinesinin esas alınması ve isimlerimizin lekelenmeme hakkının gözetilmesi” konusunda ortak bir noktaya gelindi. Bunun yanında her işçinin durumunun yeniden değerlendirilmesi ve bu sürece işçilerin temsilcilerinin de katılması konusunda anlaşmaya varıldı. Görüşmede, CHP tarafından 6 Nisan 2018’de belediyelere gönderilen 2018/403 sayılı genelgedeki yaklaşımın da dikkate alınması gerektiği gündeme getirildi. Toplantının ardından beş temel başlıkta mutabakat sağlandığı belirtildi.
Buna göre hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmayan, soruşturma veya kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen kişilerin; beraat etmiş olmaları veya haklarında devam eden soruşturma ve kovuşturma bulunmasının belediye işçiliği açısından arşiv araştırmasının olumsuz değerlendirilmesine gerekçe yapılamayacağı konusunda ortaklaşma sağlandı.
Eski tarihli suç kayıtları bulunan işçiler açısından da bu kayıtların adli sicil ve adli sicil arşivinden silinmesi halinde işe dönüşlerinin mümkün olacağı konusunda anlaşmaya varıldı. Daha önce işe iade davasını kazanacak işçilerin de işe başlatılması konusunda mutabakat sağlandığı aktarıldı.
Görüşmede siyasi faaliyetler nedeniyle yürütülen soruşturma ve davalar da ele alındı. Sendikanın açıklamasında, herhangi bir mitinge katılmak, sosyal medya paylaşımı yapmak veya sıradan bir siyasi etkinlikte bulunmak nedeniyle hakkında soruşturma ya da dava açılan kişilerin “terör suçlusu” olarak değerlendirilemeyeceği yönünde ortak yaklaşım oluştuğu belirtildi.
İşçiler ayrıca çalışmaya devam eden işçiler bakımından güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının İş Kanunu’ndaki disiplin hükümlerinin yerine geçirilemeyeceğini vurguladı. Açıklamada, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması mevzuatının İş Kanunu hükümlerini dolanarak sınırsız bir işten çıkarma yetkisi şeklinde kullanılmasının kabul edilemeyeceği ifade edildi.
Bu beş başlıkta ortaklaşılması üzerine işçiler direniş ve açlık grevine ara verdi.
İkinci görüşmede ise İBB yönetimi işçilere yeni teklifler sundu. Buna göre direnişçi işçilerin sözcüsünün de aralarında bulunduğu 7 işçinin işe başlatılabileceği, ancak bu işçilerin yapılacak değerlendirmeye göre farklı bir İBB iştirakinde çalıştırılabileceği belirtildi. Diğer işçiler için işe iade davalarının sonuçlanmasının beklenmesi önerildi. Daha önce işe iade davasını kazanmış iki işçinin ise işe başlatılmayacağı bildirildi.
İBB yönetiminin bir diğer şartı ise işçilerin açtığı işe iade davalarından feragat etmesi ve mahkeme masraflarının tamamını kendilerinin karşılaması oldu. İşçiler bu tekliflere karşı masumiyet karinesinin yok sayılamayacağını ve ilk görüşmede üzerinde uzlaşılan eski tarihli adli sicil kayıtlarına ilişkin yaklaşımın değiştirilmesini kabul etmeyeceklerini bildirdi.
İşçilerin açıklamasında, zaten İBB yönetiminin güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına ilişkin yorumuyla işsiz bırakıldıkları, buna rağmen mahkeme masraflarının da işçilere yüklenmesinin kabul edilemeyeceği belirtildi. İBB tarafından işçilerin arşiv araştırmasını kendilerinin sildirmek üzere başvurması gerektiğinin ileri sürüldüğü de aktarıldı. İşçiler ise bunun yasal ve teknik açıdan mümkün olmadığını belirterek, 1986 yılına ait bir kaydın 40 yıl sonra hala bir insanın karşısına çıkarılmasının kabul edilemeyeceğini vurguladı.
İşçilerle İBB yönetimi arasındaki üçüncü görüşme 31 Ağustos’ta gerçekleştirildi.
Sendikanın açıklamasına göre İBB tarafı toplantıya, alınan kararların işçilere tebliğ edileceğini belirterek başladı. Ancak önceki görüşmede ortaya konulan çerçevenin daha da gerisine gidildi. Buna göre işe alınması kabul edilen 7 işçinin, işe iade davalarından feragat etmeleri halinde işe alım süreçlerinin başlatılacağı söylendi. Ancak bu işçilerin hangi İBB iştirakinde, hangi işte ve hangi çalışma yerinde işe başlatılacağı konusunda netlik sağlanmadı. İşçilere yalnızca “en uygun” yerin tercih edileceği belirtildi.
Geri kalan işçilerin ise ancak işe iade davalarını kazanmaları halinde işe alınabilecekleri bildirildi. Bunun yanında bu işçilerden isteyenlerin aile fertlerinden birinin işe alınabileceği teklif edildi. Bu teklif, işçiler tarafından oybirliğiyle reddedildi.
İşçiler, üçüncü görüşmede kendilerine sunulan teklifin neden kabul edilemez olduğunu somut örneklerle İBB yönetimine aktardı.
Buna göre herhangi bir adli sicil arşiv kaydı bulunmayan ve yalnızca 2025 yılında 1 Mayıs’a Taksim’de katılmaya çalıştığı için hakkında işlem yapılan BTO-SEN üyesi bir işçinin kapsam dışında bırakılması tepki konusu oldu. Halkların Demokratik Partisi (HDP) pankartı taşıdığı gerekçesiyle gözaltına alınan ancak daha sonra beraat eden bir başka işçinin de işe dönüş kapsamı dışında tutulduğu belirtildi. Yalnızca Gezi eylemlerine katılmış ve herhangi bir ceza almamış bir işçinin yanı sıra 20, 30 ve 40 yıl öncesine ait arşiv kayıtları bulunan işçilerin de kapsam dışında bırakıldığı ifade edildi.
Açıklamada ayrıca bazı işçilerin işe giriş sırasında adli sicil kayıtlarını sundukları halde, bu kayıtların 5-6 yıl sonra yeni bir durum gibi değerlendirilerek işten çıkarmaya gerekçe yapılmasının da gündeme getirildiği belirtildi. İşçiler, kendileri işe alınmak yerine aile fertlerinden birinin işe alınmasının teklif edilmesini de kabul etmedi. İBB yetkililerinin bu başlıkların diğer işçilerle de paylaşılmasını istediği, işçilerin ise teklifin zaten tüm direnişçilerle paylaşılacağını söylediği aktarıldı.
Toplantının ardından Saraçhane’de bulunan işçilere süreç anlatıldı. İşe alınması önerilen 7 işçinin de dahil olduğu toplantıda teklif oybirliğiyle reddedildi.
İşçiler, gelinen aşamada taleplerini dokuz başlıkta sıraladı. İşçiler, anayasal bir ilke olan masumiyet karinesinin tanınmamasını, insanların fişlenmesini ve bu kayıtların ömür boyu karşılarına çıkarılmasını kabul etmiyor.
Yargı kararlarının tanınmamasına da karşı çıkan işçiler, özellikle beraat kararlarının ve kazanılmış işe iade davalarının yok sayılmasını eleştiriyor. İşçiler ayrıca yalnızca bir bölümünün işe alınması yoluyla direnişçilerin bölünmesine, nerede ve hangi koşullarda çalışacakları açıklanmayan iş tekliflerine ve güvencesiz çalışma koşullarına karşı çıkıyor.
Açıklamada, hukuksuz biçimde işten çıkarılan işçinin yerine aile ferdinin işe alınmasının teklif edilmesi de eleştirildi. İşçiler, yaklaşık beş aydır işsiz ve gelirsiz bırakılmalarının yanı sıra açtıkları davalar nedeniyle yüksek mahkeme masraflarıyla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, davalardan feragat etmelerinin ve masrafları kendilerinin karşılamasının istenmesini kabul etmiyor. İşçilerin temel talebi ise değişmedi: 21 işçinin tamamının işe iadesi.
Birleşik Tarım Orman İşçileri Sendikası ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çalışanları Derneği, işçilerin yeniden direnişe geçme kararını desteklediklerini belirterek, “Direne direne kazanacağız. Dayanışmayla kazanacağız” dedi.
Saraçhane’de yeniden kurulan direniş alanında işçiler, işe dönüş hakları tanınana kadar mücadeleyi sürdüreceklerini belirtiyor.
Kaynak: Etha
