Gündem

Eva ve Ahmet’e Özgürlük İnisiyatifi: Ahmet Polad tam teşekkülü bir hastanede tedavi altına alınmalıdır

ETHA muhabirleri Eva Michelmann ve Ahmet Polad’dan (Mehmet Nizam Aslan) 18 Ocak 2026 tarihinden itibaren haber alınamadığının duyurulmasının ardından 28 Şubat’ta kurulan Eva ve Ahmet Nerede İnisiyatifi çalışmalarını Ahmet Polad’ın özgürlüğü ve tedavisi için sürdüreceklerini kaydetti.

Açıklamada, “Ahmet Polad, 8 ay boyunca yaşadığı ağır tecrit, yoğun işkenceler, açlık grevleri, yetersiz beslenme ve hijyene erişememeden kaynaklı ciddi sağlık sorunları yaşamaktadır. HTŞ rejimi tarafından Türk devletine veriliş biçimi ve faşist diktatörlüğün 2 gün boyunca kayıt dışı bir şekilde işkenceli sorgulardan geçirmesi hem kendi yasalarını ve hem de uluslararası normları hiçe saymaktır ve suçtur. Ahmet Polad’ın derhal serbest bırakılması ve tam teşekkülü bir hastanede tedavi altına alınması gerekmektedir. Hasta tutsakları serbest bırakmayarak, gerekli tedaviye erişimlerini engelleyerek öldürme politikası izleyen faşist Türk devleti, Ahmet Polad’ın da tam teşekküllü bir hastanede tedavisini engellemektedir” denildi.

Politik hasta tutsakların yaşam hakkına yönelik bu saldırı politikasına karşı mücadelenin süreceği açıklamada, şu ifadeler yer aldı: “İnsan haklarından yana olan tüm kurum ve kişileri, gazetecileri ve basın kurumlarını, duyarlı politikacıları, aydınları, hukukçuları Ahmet Polad’ın tam teşekkülü bir hastanede tedavi altına alınması için gerekli çabayı ve dayanışmayı sürdürmeye çağırıyoruz.”

Eva ve Ahmet’in nerede olduğunu ortaya çıkararak Eva’nın özgürlüğünü ve Ahmet’in HTŞ çetelerinin elinden sağ çıkarılmasını sağlayan İnisiyatif, dayanışma içinde olan herkese teşekkür etti. İnisiyatif, sürece ilişkin şu hatırlatmayı yaptı: “28 Şubat’ta gazeteciler Eva Michelmann ve Ahmet Polad’dan (Mehmet Nizam Aslan) 18 Ocak 2026’dan sonra haber alınamadığının açıklanmasının ardından kurulan Eva ve Ahmet Nerede İnisiyatifi, Eva ve Ahmet’in aileleri, Avukat Roland Meister, Eva ve Ahmet’in Rojava’daki çalışma arkadaşları ile birlikte Mart başından itibaren bir kampanya başlattı. Kampanyamız, duyarlı basın mensuplarının, basın kurumlarının ve insan haklarına ilgili politikacıların yakın desteğini de alarak, başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinde yüzlerce gönüllü aktivistin sokaklarda yürüttüğü çalışma ile kısa zamanda kamuoyunun gündemine girdi. Kampanyamız, Eva ve Ahmet’in 18 Ocak 2026’da Rakka’da kuşatıldıkları bir binadan Şam yönetimine ait bir araçla kaçırıldıklarını ve Halep’te bir hapishanede tutulduklarını, Nisan ayında tanıkların beyanlarıyla ile ortaya çıkardı. İnisiyatifimiz, bu gelişmeden sonra adını Eva ve Ahmet’e Özgürlük İnisiyatifi olarak güncelledi ve Eva ve Ahmet’e Özgürlük şiarı ile mücadelesini sürdürdü.

“Eylemler Avrupa’nın dört bir yanına yaygınlaştırıldı, diplomasi ve basın çalışması yoğunlaştırıldı. Suriye Büyükelçilikleri, Almanya Dışişleri Bakanlığı önü ve diğer ülkelerde Büyükelçilik/Konsolosluk önleri ve AB ve BM kurumları, basın merkezleri ve Uluslararası Af Örgütü gibi kurumlar öncelikli eylem alanları oldu. Beyrut’taki Almanya Büyükelçiliği’nden bir çalışanın 23 Nisan’da Eva Maria Michelmann’ı ziyaret etmesiyle ilk defa Eva ile dışarıdan bir temas sağlanmış oldu. Eva ve Ahmet’in kaçırılmasının 100. Günü olan 28 Nisan’da 160’ın üzerinde milletvekili, gazeteci, akademisyen, yazar ve demokratik kurum Almanya Başbakanı, Cumhurbaşkanı ve Avrupa Parlamentosu Başkanı’na açık bir mektup yazarak, Eva ve Ahmet’in serbest bırakılması için harekete geçmelerini istedi. Eva ve Ahmet’in serbest bırakılması talebimizin yanı sıra, avukatların ve ailelerin, bağımsız doktorların, gazetecilerin ve Uluslararası Kızıl Haç’ın Eva ve Ahmet’i ziyaret etmesi talebi sürekli dile getirildi.

“Uluslararası Gazetecileri Koruma Örgütü (CPJ), sürekli iki gazetecinin serbest bırakılmalarını Suriye devletinden istedi. Duyarlı gazeteciler Almanya Hükümetinin haftalık basın konferansında sürekli gündeme getirdiler. Tüm bu geniş dayanışma ve sahiplenme, Eva’nın 152 günlük bir tecrit ve işkenceden sonra 19 Haziran’da Almanya’ya gelmesini sağladı. 30 Nisan’da kamuoyu önünde ilk defa Eva ve Ahmet’in tutuklu olduklarını kabul eden Şam rejimi, Eva’nın Almanya’ya gelmesinin ardından Ahmet’in ellerinde olduğunu tekrar inkar etmeye başladı. Bu Ahmet Polad’ın hayatının ciddi tehlike altında olduğunu göstermekteydi.

“İnisiyatifimiz, Eva Michelmann’ın Almanya’ya gelmesinin ardından kampanyayı gazeteci Ahmet Polad’a Özgürlük! şiarı ile sürdürdü. Ahmet’in derhal serbest bırakılması ve can güvenliğinin sağlanması için üçüncü bir ülkeye, Almanya veya herhangi bir Avrupa devletine gelmesine olanak sağlanması ana talebimizin yanı sıra, avukatının, ailesinin, doktorların, gazetecilerin, Uluslararası Kızıl Haç’ın ziyaret etmesi ve sağlık kontrolünden geçirilmesi istendi. İnisiyatifimiz, kampanya boyunca Suriye Geçici Yönetimi ve onun HTŞ güçlerince kaçırılan ve akıbetleri hakkında hiçbir bilgi alınamayan binlerce insanın serbest bırakılması için de mücadele yürüttü. 7 Temmuz 2026’da Eva’nın ailesi, avukatı ve Eva’nın da bir video ile katıldığı basın toplantısı yapıldı. Şam rejiminin zindanlarında kalmış bir gazeteci ve tanık olarak Eva’da bu çalışmaya dahil oldu. Avukatların farklı hukuki girişimleri, kampanyanın sürekliliği ve genişleyen enternasyonal dayanışma sonucu Şam rejimi 8 Eylül’de Ahmet Polad’ı faşist Türk devletine teslim ederek kendince bu sorundan kurtulmuş oldu. Ancak gazeteciler de dahil, binlerce insanı kaçıran, katleden veya Eva ve Ahmet örneğinde olduğu gibi tecrit ve işkence altında tutan El Colani yönetiminden hesap sormaya devam edeceğimiz bilinmelidir.”

Kaynak: ETHA

Paylaşın