Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Avrupa Temsilcisi Faysal Sarıyıldız, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair değerlendirmelerde bulundu.
Sürecin başlangıcında ortaya çıkan beklentilerin karşılanmadığını belirten Sarıyıldız, devletin sürecin ruhuna uygun hareket etmediğini söyledi. Devletin meseleye hala stratejik bir pencereden bakmadığını ifade eden Sarıyıldız, “Şu an ne benim ne de milyonlarca politikleşmiş Kürdün devlete, mevcut siyasal iktidara dönük bir güveni, bir inancı yok. Gerçi bu süreç başlarken de bir güven olgusu üzerinden gelişmedi. Bir realite vardı, bir hakikat vardı. Gelip kendini dayatmıştı. Artık devlet de ‘hayır’ diyemezdi. İki yıl önce devleti temsil eden kişiler ve kurumlar tarafından ‘Silahlar bırakılsın, demokratik siyaset yapılsın, Meclis’te siyaset yapılsın’ denildi. Böyle denilince bunun ruhuna denk çalışılma yapmak gerekiyor” dedi.
Kürt Özgürlük Hareketi’nin 1993 yılından bu yana silahlı mücadelenin sona erdirilmesi için çaba gösterdiğini belirten Sarıyıldız, geçmişte ilan edilen ateşkeslerin devlet tarafından karşılıksız bırakıldığını söyledi. Sarıyıldız, süreç kapsamında toplumda bir güvenin oluşturulması gerektiğini ve bunun cezaevlerindeki tutsakların serbest bırakılması gerektiğini ve dağdan gelecek olanların demokratik adımları beklediğini kaydetti.
Savaşın Türkiye’ye birçok açıdan zarar verdiğini dile getiren Sarıyıldız, devletin kendi yasalarını uygulamaktan vazgeçtiği bir duruma geldiğini vurguladı. Türkiye’de bir “yozlaşmanın” oluştuğunu kaydeden Sarıyıldız, “Öyle görünüyor ki devlet mevcut fon krizi nedeniyle süreci ikinci plana atmış durumda. Oysa bu süreç Türkiye’deki bütün sorunların üzerinde bir süreçtir. Tüm Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren bir süreç” diye belirtti.
Siyasal iktidarın kendi geleceğini ülkenin geleceğinin önünde tuttuğunu ifade eden Sarıyıldız, “Madem devlet barışa iki yıl önce sembolik de olsa cevap vermek zorunda kaldı, o zaman söyleminiz de siyasetiniz de politikanız da buna denk olmalı. Buna denk değilse Kürtler sizin söylemlerinize kanmaz. Dolayısıyla Türkiye’nin geleceği müdahaleye açık hale gelir, Türkiye’nin krizi daha fazla derinleşir. Siyasal iktidarın bu stratejik süreci mevcut krizlerin gölgesinde boğmasına izin verilmemelidir. İzin verilirse bu süreç ilerlemez” diye konuştu.
Kürt hareketinin sürece stratejik yaklaştığını ve silahlı mücadelenin sona erdirilmesi yönünde karar aldığını hatırlatan Sarıyıldız, “Kürt siyasal hareketinin önderliği iki yıldır neredeyse her gün bu sürece stratejik yaklaştıklarını, Türkiye’de silahlı mücadelenin artık geride kaldığını, devletin yaklaşımından bağımsız olarak böyle stratejik bir karar aldıklarını ifade ediyor. Yarın öbür gün devlet iyi bir cevap vermezse ‘Biz tekrar başlarız’ tarzında bir yaklaşımları yok. Onlar diyor ki ‘artık biz silahlı mücadeleyi sona erdirdik ve ilk gün konuştuğumuz, ifade ettiğimiz taahhütlerin hepsini teker teker yerine getirdik’. Son birkaç gün önce Türkiye’ye yakın, Güney Kürdistan’daki bölgelerin de boşaltıldığı, PKK’nin yıllardır üstlendiği ve devletin her türlü operasyonuna rağmen giremediği yerlerin müzakereyle boşaltıldığı ifade edildi. Bunlar yaşanırken devletin hala yalnızca söylemle sürecin devam ettiğini belirtmesi, diğer taraftan süreci zehirleyen retoriğini sürdürmesi ve somut adım atmaması süreci zehirliyor. Kürt halkının bu sürece dair beklentisini zedeliyor” diye kaydetti.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolüne ve tecrit koşullarına da değinen Sarıyıldız, Abdullah Öcalan’ın Kürt toplumu ve hareketi üzerindeki etkisinin göz ardı edilemeyeceğini vurguladı. Sarıyıldız, “Sayın Öcalan, son 50 yıldır sürdürdüğü mücadeleyle milyonlarca insanda politik bir bilinç oluşturdu. Hareket ve Kürdistan toplumu üzerindeki belirleyici etkisi söz konusudur. Sayın Öcalan, legal demokratik mücadelenin önünün açılması halinde oluşacak bilincin farkında. Bütün çabaları şu an cumhuriyetin demokratik bir özle buluşturulmasıdır. Sayın Öcalan bir hakikattir. Şu an Kemal Atatürk Türkiye toplumu açısından ne kadar önemseniyorsa Sayın Öcalan da Kürt toplumu açısından o kadar önemseniyor. Bunun görülmesi gerekiyor. Devletin bütün komplekslerinden, egemenlik kibrinden uzaklaşarak Sayın Öcalan’a yaklaşması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Abdullah Öcalan’ın yalnızca silahlı bir hareketin lideri olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Sarıyıldız, Ortadoğu’daki çatışmaların sona ermesi ve farklı inançların eşit ve özgür yaşayabileceği bir toplumsal düzenin kurulması yönündeki düşünsel önerilerinin de dikkate alınması gerektiğinin altını çizdi.
Çerçeve yasanın uygulanması gerektiğini dile getiren Sarıyıldız, ilk aşamada legal demokratik siyasetin önünün açılmasını sağlayacak düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirtti. Sarıyıldız, “İnsanların özgür bir şekilde örgütlenmeleri, kurumlaşabilmeleri gerekiyor. 2015 yılından itibaren Kürdistan’da binlerce kurum kapatıldı. Siyasi partiler, belediyeler gasp edildi. Toplumu korumaya çalışan binlerce dernek ve sivil toplum örgütü kapatıldı, yöneticileri içeri konuldu. Bir halkın, milyonlarca ferdi olan bir halkın dilinin hala yasaklı olması, hala eğitim dili olmaması korkunç bir şey. Bu konuda kimi adımların atılması gerekiyor. Bütün beklentilerimizin hemen karşılanması gerekiyor şeklinde yaklaşmıyoruz ama sürecin ruhuna denk demokratik adımların atılması gerekiyor” dedi.
Devletin somut adım atmaması halinde Kürt halkının özgürlük mücadelesini sürdüreceğini belirten Sarıyıldız, “Türkiye çok zengin ve jeostratejik öneme sahip bir ülke. Normalleşmesi halinde birkaç yıl içerisinde toparlanır ve 85-90 milyon insan olarak derin bir nefes alırız. Layık olduğumuz hayatın koşulları gerçekleşmiş olur. Ama şu an mevcut haliyle devlet korkunç bir borç bataklığında” dedi.
Türkiye’de hukuk ve insan hakları alanındaki sorunların yanı sıra cezaevlerinin doluluğuna, kadına yönelik şiddete ve toplumsal yoksulluğa dikkat çeken Sarıyıldız, mevcut tablonun sürdürülebilir olmadığını belirtti. Sarıyıldız, “Kürt halkı bunun farkında ve Kürt halkı Kürdistan’ın diğer parçalarında da kendini en etkili araçlarla savunmaya devam edecektir. Rojava’da bir entegrasyon çabası var. Birçok soruna rağmen o devam ediyor. Şengal’de benzeri bir süreç işliyor. Türkiye bölgesel ve tarihsel konumuna ve sorumluluğuna uygun hareket etmeli. Süreç demokratikleşme açısından önemli bir fırsattır. Dolayısıyla bu fırsatın somut hukuki ve siyasi adımlarla değerlendirilmesi gerekiyor” diyerek, Sarıyıldız, Avrupa’daki Kürtlerin de süreci izlediğini belirtti.
Kaynak: Mezopotamya Ajansı
