Gündem

Bakırhan’dan YNK ve KDP’ye çağrı

YNK ve KDP’ye çağrı yapan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, ayrılığın Kürt halkını güçlendirmediğini belirterek, ‘Kürtler, masaya oturmanızı bekliyor. Konuşmanızı ve uzlaşmanızı bekliyor’ dedi 

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Parti Meclisi (PM) toplantısı öncesinde gündeme dair konuştu.

Önemli gelişmelerin yaşandığı bir süreçte, önemli tartışma ve kararlaşmaların alınacağı bir PM olacağını vurgulayan Tuncer Bakırhan, fon krizinin hala belirsizliğini koruduğunu dile getirdi. Tuncer Bakırhan, “Yanıt verilmesi gereken soruların henüz yanıtını almadık. Maalesef bir avuç insan milyonları götürüyor. Milyonlarca insan da avucunda çoluk çocuğuna ekmek yetiştirmeye çalışıyor. İşte Türkiye’nin biraz ekonomik tablosu budur. Bazıları küçük bir azınlık fondan zenginleşti. Şimdi bu fon vurgunu bir gecede olmadı. Hala hükümet yetkililerini dinlediğimizde, bürokrasiyi dinlediğimizde sanki garip bir anda ortaya çıkmış bir şey gibi yansıtıyorlar. Bunun geleceği belliydi. Yani buranın önlenmesi gerekiyordu. Ama kimse denetlemedi” diye belirtti.

Vurguna sessiz kalanlar hesap vermeli

Bu konuda kimsenin üzerine düşen sorumluluğu almadığını belirten Tuncer Bakırhan, “Kimin bu vurgunda ne katkısı, payı var o da ayrı bir mesele. Kimse bu soygunu bu vurgunu durdurmadı. Hesabı da sormadı. O küçük birikimini enflasyonda erimesin diye fonlara yatıran insanların paraları hiç oldu. İşte sözde 350.000 civarında insanımızın 1 milyon ve altındaki paraları yatırılacaktı. Orada da çeşitli problemler var. O verilen sözler de yerine gelmedi. Genelde birileri vuruyor, çalıyor, alıyor, götürüyor ama günün sonunda iktidar bunu vergilerle yine emekçilerin, halkın, ezilenlerin sırtına yüklüyor. Vallahi bu sefer izin vermeyeceğiz. Bu fon vurgunundaki yapılan hırsızlığı, yolsuz yolsuzlukta hesap vermesi gereken emekçiler, yoksullar, emekliler değil, ücretler değil. Bu vurgunu yapanlar, bu vurguna sessiz kalanlar ve  bu vurgunun üzerini örtenlerdir” diye belirtti.

Çıkış yolu Barış ve Demokratik Toplum Süreci’dir

Ekonomik krizde dahil olmak üzere Türkiye’nin içinde bulunduğu krizlerden çıkış yolunun Barış ve Demokratik Toplum Süreci olduğunu vurgulayan Tuncer Bakırhan, sürecin önemli bir fırsat olduğunu kaydetti. Tuncer Bakırhan, “Bu ülkenin en ağır giderleri nereye gitti? Savaşa, çatışmaya ve silaha gitti. Devlet bakanları 2,5 trilyon dolara yakın paranın gittiğini söylüyor. Bu resmi rakamlar. Gayri resmi rakamlar 3 trilyon doların üzerinde olduğunu yazıp çiziyorlar. Hatta daha fazla olduğunu söylüyorlar. Dolayısıyla bu süreç başarıya ulaşırsa  barınmadan işte ücrete kadar yoksulluğun giderilmesinden öğrencilerin geleceğini oluşturmaya kadar barış, ekmek, adalet için bütçe kampanyasında gitmiş olduğumuz kentlerde esnafımızın, tarımla uğraşan halkımızın dile getirmiş olduğu taleplerin emin olun birçoğunu karşılama şansımız var. Onun için bu süreç kıymetlidir” dedi.

Bu süreç hepimizin süreci

Sürecin kazanımlarını anlatan Tuncer Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çatışma sürdükçe siyaset daralıyor. İktidar zora başvuruyor. Yargı bir sopaya dönüştürülüyor. Hukuk ortadan kaldırılıyor ve siyasi alan gittikçe daraltılıyor. Bu sürecin başarıya ulaşması halinde daha demokratik bir zeminde siyasi partilerin, toplumsal kesimlerin daha rahat siyaset yapmasının zemini de ortaya çıkabilir. Bu süreç başlamadan önce insanlar düşüncelerini dile getiremiyordu. Cezaevi neredeyse Türkiye’nin en nitelikli, en entelektüel insanlarıyla ve seçilmişleriyle şu anda tıklım tıklım dolu. Bu sürecin başarıya ulaşması biraz o zemini de rahatlatacağını belirtmek istiyorum. Bu mesele sadece Kürtlerle, DEM Parti’yle devlet ve iktidar arasında yürüyen bir süreç olarak görüldüğü müddetçe bu kazanımları işte bir yerine getirme konusunda güçlükler yaşıyoruz. Bu süreç hepimizin sürecidir. Bu sürecin başarıya ulaşması halinde emin olun hepimiz daha rahat nefes alabileceğiz. Daha rahat kendimizi ifade edebileceğiz ve bu sürecin ilerlemesi, başarıya ulaşması halinde iktidar da mecburen adım atmak biraz önce bahsettiğim zeminleri daha zeminlere daha demokratik bir akıl ve pratikle yaklaşmak durumunda kalacak”

Tıkanma yok

İktidarın sürecin önemine denk düşen bir yaklaşımı henüz geliştirmediğini ifade eden Tuncer Bakırhan, toplumsal ve siyasal muhalefetin de sorumluluk alması gerektiğini söyledi. Süreçte bir tıkanmanın yaşanmadığını belirten Tuncer Bakırhan, “Bu sürecin ağırlığına uygun bir pratik içerisinde olmamız gerektiğini belirtmek istiyorum. Süreç bir biçimiyle ilerliyor. Bu ağırlığa uygun bir hızda ilerlemesi gerektiğini belirtmek istiyoruz. Çünkü adımlar atılmadıkça, sürece ilişkin umutlar yerini kaygılara bırakıyor. Dolayısıyla somut, toplumu rahatlatan, sürece güveni ve desteği arttıran adımların da artık iktidar tarafından atılması gerekiyor” dedi.

Sürecin ağırlığına uygun adımlar atılmalı

İktidar ve devletin sürece sadece “güvenlik” penceresinden bakmaması gerektiğini ifade eden Tuncer Bakırhan, “Kürt meselesi bir güvenlik dosyası değil. Demokratikleşme meselesi bir güvenlik dosyası olarak görülmemelidir. Bu süreç ekonomiden hukuka kadar, sağlıktan siyasete kadar Türkiye için çok önemli bir çıkış yoludur. Bu fırsat değerlendirilmelidir, bekletilmemelidir. Bu sürecin ağırlığına uygun adımlar atılmalıdır. Toplumsal dinamikler de bu sürecin ilerlemesi için sorumluluk almalıdır. Yani bu sürecin pedalını sadece Kürtlere bir tarafını da iktidara bırakmamak gerekiyor” diye belirtti. 

Yeni bir siyasal hat

Demokratik Cumhuriyet  hedefi ile ilgili önlerinde büyük işlerin olduğunu söyleyen Tuncer Bakırhan, “Çünkü biz diyoruz ki yeni bir siyasal hat vereceğiz. Bu yeni  siyasal hattın örülmesi biraz topluma gitmesiyle, toplumda karşılık bulmasıyla, toplumun bunu benimsemesiyle ilgilidir. Bu konuda da sizlere büyük görevler düşüyor. Demokratik Cumhuriyet hedefimizi sadece bölgede Kürtlere değil, Türkiye’nin dört bir yanına götürmek gibi parti meclisimizin büyük bir sorumluluğu var” dedi.

Federe Kürdistan’taki gelişmeler

Tuncer Bakırhan, Federe Kürdistan Bölgesi’nde yaşanan gelişmelere de değindi. Parlamentonun toplanması ve YNK’nin çekilmesi ile birlikte “ikili idare” tehlikesinin yeniden ortaya çıktığını belirten Tuncer Bakırhan, “Bu ikili, idare tehlikesini biz üzüntüyle izliyoruz. Sonuç itibariyle orada bir düzen bir ortaklaşma olsun istiyoruz. Bu konuda samimi bir sitemimiz ve aslında açık bir çağrımız da var. Federal Kürdistan Bölgesi’ndeki yöneticilere şunu söylüyoruz. Ortadoğu, tarihinin en tehlikeli dönemlerinden geçiyor. Her zaman söylediğimiz gibi güç dengeleri orada yeniden kuruluyor. Kürtlerin geleceğini ilgilendiren meseleler de yeniden masaya yatırılmış ve şekillenmiş. Böyle bir ortamda böyle ikili bir tablo ortaya konulması kabul edilemez” diye konuştu.

Ayrılık Kürt halkını güçlendirmez

Tuncer Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kürt Bölgesi’nin fiilen iki ayrı siyasi alana bölünmesi  hangi Kürt’ün hakkını yeterince koruyacak ona emin değilim. İkili bir yapı Hewler’deki Kürt’ün hakkını daha mı iyi koruyacak? Halepçe’deki o geçmişte katliamları yaşayan Halepçe, Halepçe’deki Kürt’ün hakkını daha fazla mı koruyacak? Ayrılık Kürt halkını güçlendirmez. Aksine Kürtler kendi içinde zayıflar. Irak merkezi yönetime karşı müzakere gücü daha da zayıflar. Orada çevrede bulunan ülke, ülkelerin dışarıdan etkisine daha çok maruz kalır. Asıl mesele orada makamlar olmamalıdır. Yılların mücadelesiyle elde edilen kazanımlar ve değerler olmalıdır diyoruz. Kürtlerin demokratik ulusal birliğini biz savunuyoruz. Bu birlik bir halkın geleceğinin meselesidir. Ne bireyseldir, ne bölgeseldir, ne de aileseldir. Onun için herkes genel kazanımlara odaklanmalı ve buna uygun bir pozisyonda durmalıdır. Kürt halkı geçmişte bölünmenin bedellerini ağır ödedi. Şimdi böyle olmasını biz istemeyiz.”

YNK ve KDP’ye çağrı

Tuncer Bakırhan, taraflara şu çağrıda bulundu:

“Mevcut anlaşma güncel değilse, ihtiyacınızı karşılamıyorsa yeni bir anlaşma yapın. Yeni bir demokratik ortaklık sözleşmesi imzalayın diyoruz. Bu konuda da üzerimize düşen bir görev ve sorumluluk olursa DEM Parti olarak yerine getireceğimizi belirtmek istiyorum. Kürtler, masaya oturmanızı bekliyor. Konuşmanızı ve uzlaşmanızı bekliyor. Parti Meclisimizdeki arkadaşlarımız da böyle düşünüyor. Kürt halkının, bölgede yaşayan insanların ortak çıkarlarını ve değerlerini korumak için biz Federal Kürdistan Bölgesi’nin bir yol bulacağına inanıyoruz.”

Kaynak: Yeni Yaşam

Paylaşın