Gündem

Yeni bir 17 Ağustos kapıdayken İstanbul buna hazır mı?

Büyük depremin üzerinden 20 yıl geçti. 17 Ağustos depremini yaşayan bir çok insan yaşadığı travmanın etkisindeyken bazı uzmanlar İstanbul’da olası büyük bir deprem daha bekliyor. Büyük İstanbul depreminin konuşulduğu şu günlerde İstanbul bu depreme ne kadar hazır sorusunun cevabı ise hala muallak. Deprem sonrası başlatılan çalışmalar, yasal düzenlemeler, afet yasası olarak bilinen kentsel dönüşüm uygulaması ne kadar etkili veya olası depremlere karşı yeterli tedbir ve önlemler alındı mı sorusu ise bugünlerde neredeyse herkesin gündeminde.

17 Ağustos: Neler yaşandı?

17 Ağustos 1999 yılında Gölcük merkezli yaşanan Marmara Depremi’nin bugün 20’nci yılı. 7.4 şiddetindeki Marmara Depremi’nde yüzlerce insan hayatını kaybetmiş, binlercesi yaralanmış ve çok sayıda yapı hasar almıştı. Depremin ardından sunulan raporda binalarda yaşanan hasarların ve çok sayıda can kaybının nedeninin sadece deprem değil aynı zamanda inşaatta kullanılan malzemelerin kalitesizliği de açıklanmıştı.

Sunulan raporların ardından yıkılan binaların müteahhitlerine dava açılmasına rağmen bu davaların çoğu ya hukuki boşluklardan dolayı cezasız kaldı ya ertelendi ya da zaman aşımına uğradı. O dönem adından sıkça söz edilen yaklaşık 200 insanının ölümüne neden olan müteahhit Veli Göçer ise yargılandığı davada 18 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılmasına rağmen 7,5 yıl yattı. Tahliye olduktan sonra ise yeniden bir şirket kurup inşaat sektöründe tekrar boy gösterdi.

Paralar nereye gidiyor?

Depremin ardından, 26 Kasım 1999’da çıkarılan deprem vergisi, koalisyon döneminde kalıcı hale getirildi. Bugün ise hala AKP tarafından sürdürülüyor. 1999-2016 arası dönemde toplanan paraların çoğu tedbir ve önlemler, depremzedeler için kullanılmamış iktidarın çıkarları için, ekonomik açıkları kapatmak için kullanıldı. 

2011 yılında Van’da gerçekleşen depremin ardından o dönemin maliye bakanı olan Mehmet Şimşek de yaptığı açıklamayla bunu doğrulamıştı. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek toplanan vergilerle ilgili “Diyorsunuz ki bu çerçevede 44 milyar liralık vergi topladınız, nereye gitti? Duble yollara gidiyor, demiryollarına, havayollarına, gidiyor” demişti.  

Artı Gerçek’te yapılan habere göre gazeteye konuşan TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şube Başkanı Esin Köymen toplanan paralarla ilgili şöyle diyor: “Hala alınan vergilerin içinde deprem vergileri ödüyoruz. Bu toplanan paraların ne olduğu nereye gittiği belli değil. Aslında sürekli bir ekonomi üzerine konuşulan deprem konusu var. Sanki kentlerin deprem ve afetlere daha hazırlıklı hale getirilebilmesinin koşulu sadece paraymış gibi konuşuluyor ve para olsa her şey çözülür gibi bir tutum var. Ama baktığımızda bununla ilgili hiçbir bilinçlenme çabası, önlem veya planlama yok. (…) 20 yılda baktığımızda özetle şunu söylemek gerekiyor: Söylediklerine ve yaptıklarına baktığımızda bu konuda samimi değiller. Ne yazık ki 20 yıl sonra ne bilinçlenme ne de önlem alma konusunda daha iyi bir noktada değiliz.

“Fırtına öncesi sessizlik”

İstanbul Teknik Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Bilim Akademisi’nin kurucu üyelerinden Prof. Naci Görür, olası depremlerle ilgili dün TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası’nda bir basın toplantısı gerçekleştirdi.

Prof. Görür, bulunduğumuz zamanı fırtına öncesi sessizliğe benzetirken  “Bu kabuk çatırdamaya başladı. Günün birinde kırılacak. Yer bilimciler olarak, 1999 depremlerinden sonra 30 yıl içinde en az 7 büyüklüğünde depremin olacağını ilan ettik. İstanbul’da da alarm verdik. 1999 depremlerinden hemen sonra İstanbul’u gelecek depreme hazırlanan olmalıydı” dedi.

Biz depremleri 2 yıl içinde unuttuk diyen Görür her şeyin hala eskisi gibi olduğunu da belirtti.

Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) ise aradan geçen zamanda hiçbir ders alınmadığını belirterek, depremin bir doğa olayı olduğunu ve afetleri insanların yarattığını, afetlerin asla kader olmayacağını ifade ediyor. 

Paylaşın