Seçtiklerimiz

Yoksulluk ve Savaş Büyüyor: Tek Çare Birleşik Mücadele – Devrim Güven

AKP-MHP faşist ittifakı Türkiye ve Kürdistan halklarına yönelik uyguladığı teslim alma, diz çöktürme politikasına hızla devam ediyor. Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediyelerine atanan kayyumlarla Kürt halkının iradesi yok sayılarak, belediyeler HDP’nin elinden alınarak, tipik tek yetkili ‘sömürge valisi’ haline gelen mevcut valilerin eline veriliyor.

Bir yanda yerel seçimlerdeki kayıplarının intikamını Kürtlerden alan AKP-MHP ittifakı bir taraftan da savaş politikalarının devamı olarak içeride ve dışarıda Kürtlere, batıda da işçilere ve kendinden olmayan tüm kesimlere baskılarını, saldırılarını sürdürüyor.

Ülkede iç politikadan dış politikaya, ekonomi politikalarından siyasi krizlere, çevre sorunlarından sendikal mücadeleye kadar her alandaki sorunlar giderek çoğalırken bu sorunların kaynağının AKP-MHP ittifakı olduğu esas olarak da tek adamın kararlarının olduğu her geçen gün daha görülür hale geliyor.

Yaşanılanların açıkça gösterdiği gibi, ülkenin yaşadığı başlıca sorunların bir tarafında ‘tek parti tek adam’ yönetiminin ve yeni ittifakı Ergenekoncuların, iç – dış politika ve ekonomik politikalarının yol açtığı gelişmeler oluşturuyor. Karşı tarafında ise; bu politikaların hedefinde olan işçiler, emekçiler, Kürtler, çevreciler, hukukçular, bilim insanı aydınlar, sanatçılar, ilerici demokrat güçler bulunuyor.

AKP-MHP ittifakı yaşadığı ve çözemediği tüm sorunların üzerini örtmek ve iktidarını devam ettirebilmek için saldırganlığını, baskıyı artırmaktan başka çare göremiyor. Özellikle Süriye ve Kürt illerine yönelik politikalarında şovenizmi-milliyetçiliği artırmak, toplumu ayrıştırmak ve arkasına almak için saldırganlığı olabildiğince artırıyor.

Gözünü Ortadoğu’ya dikmiş ve yayılmacı hayaller kuran Türkiye Devleti’nin yıllık savaş maliyeti 200 milyar dolar civarındadır. Araştırmalar açlık sınırını dört kişilik bir aile için 2.075 tl, yoksulluk sınırını ise 6.760 tl olarak gösterirken buna rağmen asgari ücret halen 2.020. tl ile açlık sınırının altında verilmektedir. Ekonomiden bahsederken işçilere, emekçilere mermi hesabı yaptıran AKP-MHP ittifakı ülkeyi açlık, yoksulluk ve savaşla sınamaya ısrarla devam etmektedir.

Kayyum saldırısı sadece Kürt halkına değildir

Kürt illerinde uyguladığı gasp, baskı, şiddet ve Suriye’deki savaş halindeki ısrar egemenlerin AKP-MHP ittifakı eli ile yayılmacı heveslerinin artarak devam ettiği yönünde. Elbette bu yayılmacı hevesleri hüsrana mahkum olsa da bölgedeki halklara olduğu kadar Türkiye işçi sınıfı ile emekçilerinin de başına yeni sorunlar açacak sınıf mücadelesini engeller hale gelecektir.

AKP-MHP ittifakının izlediği konsept saldırı, baskı, zorbalık, militarizm konseptidir. Bu konseptle içerde işçi ve emekçileri şovenizmle zehirleyip krizin ağır yükünü unutturacaklarını düşünüyorlar. Yine şovenizm zehiri ile Kürt düşmanlığını yükseltip işçileri-emekçileri, yayılmacı-işgalci politikalarına yedekleyerek kirli politikalarını hayata geçirmek istiyorlar.

Egemenlerin ve AKP-MHP ittifakının bu hastalıklı denebilecek heveslerine karşı mücadele etme sorumluluğu sosyalistlerin, işçi sınıfı ve emekçilerin omuzlarındadır. Savaş halinin politik-psikolojik etkisini de kullanarak sınıf mücadelesini zayıflatan, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, adil yargılanma hakkı, örgütlenme özgürlüğü hakkı, iletişim özgürlüğü hakkı gibi birçok temel hakkın kullanımını da fiilen engellemektedirler.

Yine bu savaş ortamı ve kayyum gaspları Türk-İş’in, Memur-Sen’in ortak olduğu düşük zam oranlarına karşı işçilerin, memurların muhalefet edememesini, işsizliğin üstünün örtülmesini ve muhalif sendikaların baskı altına alınmasını sağlıyor.

Tüm bu nedenlerle kayyum gaspı ve Kürt illerinde, Ortadoğu’da sürdürülen savaş politikalarına Kürt halkı ve Türk işçi ve emekçileri birlikte karşı koymak, birlikte mücadele etmek zorundadırlar. Düşman ortaktır mücadele de ortak olmak durumundadır.

Türk işçi sınıfının kayyum gaspına, Kürt illerindeki baskılara-saldırılara ve egemenlerin sömürgeci hamlelerine karşı mücadelesi sınıf mücadelesinden ayrı düşünülemez. İşçi sınıfı ve Kürt halkının, demokrasi güçlerinin özgürlük ve demokrasi için mücadelesi meşrudur ve bu meşru hakkını sonuna kadar kullanmalıdır. İşçi sınıfının yaşanan kayyum gaspına, sömürüye, sömürgeciliğe ve savaşa karşı mücadelesi aynı zamanda yoksulluğa, işşizliğe, zorbalığa karşıdır ve sınıf mücadelesini yükseltirken bölge halkları arasındaki mücadele birliğini de güçlendirecektir.

İşçi sınıfına, topluma ve doğaya, bölge halklarına savaş açmış AKP-MHP faşist ittifakına karşı geliştirilebilecek tek mücadele yöntemi birleşik devrimci direniş olarak önümüzde durmaktadır. AKP-MHP faşizminin yenilmesi işçi sınıfı, Türkiye ve Kürdistan ezilen halklarının bir araya gelerek sürdüreceği birleşik devrimci direnişle mümkündür.

İşçilere güvencesiz kölece çalışmayı, gençlere işsizliği-geleceksizliği, kadınlara erkek şiddetini, Kürtlere zulmü-ölümü, doğaya yok etmeyi reva gören sermayeye ve uşakları AKP-MHP faşist ittifakına karşı birleşik devrimci direnişin tam zamanıdır.

Paylaşın