763. haftada bir araya gelen Cumartesi anneleri adına yapılan açıklamada;
Hüseyin Toraman’ın ablası Sakine Toraman’ın mektubu okundu. Mektubu, gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun okudu.
“Canım kardeşim, Hüseyin’im,
Veda etmeden, helallik almadan gidişler, gönüllerde dönüşsüz olmuyor. H yıldır adını koyamadığımız bir zamanda bekler dururuz seni. O pazar sabahı kurulan, ekmeğini getiremediğin kahvaltı sofrası hala yerde. 27 yıldır seni bekliyor.
Bir bilsen daha nice sofralar ekmeksiz kaldı senden sonra. Berkin Elvan’ın annesi beklemez mi getirilemeyen ekmeği. Cizre’de elinde ekmeğiyle vurulan 70’lik Mehmet Dede’nin sofrası hala ekmeksiz değil midir?
Hüseyin’im, biliyor musun, İstanbul sokakları ilk sende tanıdı gündüz gözüyle insan kaçırmayı. İnanamadık, nereden bilecektik senden sonra daha yüzlerce canın aynı akıbeti paylaşacağını.
Dünyamız karardı, bilirsin ne çok severdi annem seni. Yüzüne bakmaya bile kıyamazdı. Seni bulmak için her şeyi öylece bıraktı. Çalmadığı kapı kalmadı.
Ağar’ın adaleti faili meçhuller dağıtıyordu.
Demirel’in cebinde değildin ki, çıkarıp versindi.
Meclisin komisyonu, kuzu postuna sarılmış Ökkeş Şendillerdi.
Hâkimi, savcısı, polisi, amiri, bakanı, cumhurbaşkanı bir olup sustular. İşte böylece yarı can kaldı annem.
Sürgünde doğup sürgünde ölen babamı iki yıl önce, senin kaçırıldığın gün toprağa verdik. Ben mi, ben yıllarca sana ağlamadım. Ağlarsam eğer, işte o zaman gerçekten ölürsün sandım. En çok canımı yakan, bu olaylardan senin hiç haberin olmadı.
Sonra ne mi oldu?
Hüseyin’im, memleketin dört bir yanında kaybedilen canların sayısı bini buldu. Evlatsız bırakılan anne babalar, anne babasız bırakılan evlatlar. Sonra buluşup bir araya geldik. Birlikte sizleri, kaybedilen canlarımızı aramaya başladık. Galatasaray’ı siz kayıplarımızla kavuşma mekânımız eyledik. Acılarımızı dillendirdiğimiz, sorumlulardan hesap sorduğumuz yer oldu Galatasaray.
Canım kardeşim, çeyrek asrı aştı adalet arama mücadelemiz. Zaman aşımı deyip dosyaları birer birer kapatmaya çalışıyorlar. Ama onlar bilmiyorlar, anaların acısı, acımız zaman aşımına uğramıyor. Kuşaktan kuşağa aktararak, seni, sizleri aramaktan vazgeçmeyeceğiz!
Şimdi 64 haftadır Galatasaraylı hukuksuzca yasakladılar bize. Baskılarla, saldırılarla bizi korkutup yıldıracaklarını sandılar.
Hüseyin’ini kaybeden annemi ne korkutabilir ki! Evladı elinden alınmış bir annenin kaybedecek neyi olabilir ki! Kardeşim, Galatasaray sana kavuştuğumuz yerdir! Acılarımızı dillendirip paylaştığımız, kayıplarımızı toplumsal hafızada yaşatmak için buluştuğumuz mekânımızdır.
Baskılar bizi yıldırmayacak! Kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.
Hüseyin’im, sen insanların barış içinde, insanca yaşayacağı bir dünya için mücadele ettin.
Sen bizim gururumuzsun!
Adalet yerini bulana kadar mücadelemiz devam edecek!
Seni aramaktan asla vazgeçmeyeceğiz!
Seni çok seven ablan, Sakine Toraman”
Okunan mektubun ardından Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Kumi Naidoo konuşma yaptı. Bugün burada, aranızda olmaktan büyük bir onur duyuyorum diyerek konuşmaya başlayan Naidoo, Cumartesi Anneleri’nin on yıllardır sürdürmüş oldukları mücadelenin, insan haklarına saygı gösterilen bir dünya için verilen tüm mücadelelere ilham verdiğini söyledi ve şu sözleri kaydetti:
“Sizin herkesten daha iyi bildiğiniz gibi, zorla kaybetme dünyadaki en menfur suçlardan biridir. Bu suçun mağdurları alınıp götürülmekle kalmıyor, devlet yetkilileri tarafından varlıkları inkâr ediliyor, hayatları en sert şekilde yarıda kesiliyor. Zorla kaybedilenlerin yakınları babalarının, kız kardeşlerinin, oğullarının ve kızlarının akıbetini bilmedikleri, yas tutacak bir mezara bile sahip olamadıkları ve sorumlulardan hesap sorulduğuna ve adaletin yerini bulduğuna tanıklık edemedikleri bir kabusla yaşamaya mahkum ediliyor. Geride kalanlar için bu hayat boyu süren bir ceza demektir” dedi.
