Gündem, Slider

Editörden – Erdoğan’ın Şehir Güvenliği, Patronların Güvenliğidir.

Şehir ve Güvenlik Sempozyumu’nda konuşan Erdoğan, “Artık şehirlerimizin güvenliğini sadece kolluk güçleriyle koruyacak durumda değiliz. Yeni fikirler geliştirilmeliyiz” dedi.

Bu ifadeler her ne kadar “yeni fikirler” olarak lanse edilse de iktidarlar için tarihsel olarak kökleri bildik ve eski yöntemlere dayanır. Erdoğan’ın aslında uzun zamandır inşa ettiği halde bugün yeni bir adımmış gibi gündeme getirmesi bir kaç açıdan değerlendirmeye muhtaçtır.

Ayaklanmalar Çağı Başlıyor

2019 yılına damgasını vuran en büyük gerçeklik, dünyanın dört bir yanında “ayaklanmalar” çağının birbirini tetikleyerek yayılmasıdır. Bu ayaklanmaların ortak yanını neo-liberalizm ve kapitalizmin halklara yaşattığı yoksulluk ve açlık düzenine karşı gelişmesi oluşturuyor. Türkiye tam da bu yoksulluk düzeninin geliştiği örnek ülkelerden biri. AKP öncülüğünde sağlıktan, eğitime, doğal kaynaklardan, iş yasalarına her şeyin piyasalaştırılarak satıldığı, talan edildiği bir dönem yaşanıyor. Bu dönem içerisinde TUSİAD’ dan MUSİAD’a sermayenin tüm kesimleri azgınca kar ediyor, insan emeğini ve doğayı adeta yağmalıyor. Çok büyük yoksullaşmanın, işsizliğin ve temel insan haklarına ulaşmanın nüfusun büyük kesimi için imkansızlaşması ve kitlesel olarak insanların düzenden umutlarını yitirmesi “ayaklanma” olanaklarını tetikliyor/ biriktiriyor. Ezilen sınıflar için yeni bir başlangıç oluşturabilecek bu dinamikler, patron ve sermaye sınıfları için büyük riskler doğuruyor. Gezi Ayaklanmasını pratik etmiş saray ve avanesi iktidarlarını sarsacak yeni “ayaklanmalar” karşısında adı “yeni”, kökeni “eski” yöntemler geliştirmeye çalışıyor. Bugün Erdoğan iktidarının “Şehir güvenliği” dediği, “patronların ve sarayın güvenliğidir.” Ve arayış halinde oldukları şey gerçekleşmesi muhtemel “halk ayaklanmaları” karşısında şatafat düzenlerini korumak için polis gücünün yanında, milis güçleri de oluşturarak halka saldırı emri verebileceği faşizmin para-militer çeteleridir. İktidar, temsil ettiği düzenin çöküşünü görüyor ve berbat sonlarını erteleme adına her türlü adımı hazırlıyor.

SADAT – Polis Gücü ve Kahverengi Gömlekliler

Erdoğan’ın güvenlik danışmanı SADAT’çı Tanrıverdi’nin “Mehdinin gelişine ortamı hazırlamak” misyonu başka bir deyişle sarayın bekasını korumak için faşist kurumsallaşmanın organize edilme hali olduğu uzun zamandır bilinen bir gerçeklik. Bu aynı zamanda geçtiğimiz günlerde gazetemiz aracılığı ile de paylaşılan “polis okulunda intikam yemini” video haberinde de görüldüğü gibi hem polis gücününün hem de TSK’nın yeniden yapılandırılmasını da kapsıyor. Burada altı çizilmesi gereken olgu, polis ve asker yapılanmasının dün de, bugün de halkın hizmetinde olmadığı gerçeğidir. Dünden farklı olarak bugün inşa edilen şey, egemenler arası iç çelişkilerden kaynaklı kolluk gücünde oluşabilecek zaafiyet durumunun ortadan kaldırılarak emir-komutanın tekleştirilmesi ve ideolojik olarak da “cihadistleştirilmiş” bir yapının inşasıdır.

Kahverengi üniformaları ile sokağa salınan ve AKP teşkilatlarından devşirilen, özü itibari ile de para-militer bir oluşum olan “bekçilik” müesseside bugün bu işlevle dizayn edilmektedir. Erdoğan’ ın bugün ki konuşması ise esas olarak ülkeye dışardan gelecek güvenlik tehditlerine karşı şehirleri korumak değil, saray rejimine öfke biriktiren işçi-emekçi güçlere, kadınlara ve gençlere saldırı gerçekleştirebilecek, sokağı “terörize” edecek para-militer çeteleri çoğaltma ve istihdam etme isteğidir.

Her Diktatörün Başına Gelenler Erdoğan’ı Korkutuyor.

Tüm diktatörlerin denediği ancak yine de çöküşlerini engelleyemediği yöntemler, bugün Erdoğan tarafından “yeni” fikirler olarak uygulamaya çalışılıyor. Erdoğan tüm güçsüzlüğünü, saldırganlıkla gizlemeye çabalıyor. Bu abartılmış saldırganlığının altında karşısında ki güçleri, sürekli bir savunma halinde tutma taktiği yatıyor. Saray karşıtı güçleri parçalı tutarak ve her birine farklı saldırı konseptleri geliştirerek varlığını sürdürüyor.

Erdoğan hizmet ettiği sınıfların tüm karanlık yöntemlerini saklamadan, ona “demokrasi” pelerinleri giydirmeden, ” yasal” soslara gerek duymadan, iktidarı için sahada çalışıyor. Emek, demokrasi ve özgürlük güçleri ise iktidarın çoktan terk ettiği yanılsamalı kavramları bir kenara atarak, birleşik bir hattı inşayı ve ortamı “mehdi” için değil, cenneti yeryüzüne indirmek için hazırlamalı.

Paylaşın