Gündem

Bir ihtimal daha var; o da örgütlenmek mi dersin- Eylem Mor

Bugün hiçbir şey olmamış gibi mi yaşayacağız ?

Her şey yolundaymış gibi, kimse ölmemiş gibi mi davranacağız ?

Mutluymuşuz gibi mi güleceğiz ?

İnsan olan yerlerim çok ağrıyor…!

Birhan Keskin

Her gün yeni bir intihar haberiyle güne uyanıyoruz. Her gün bir yerde insanlar kendilerini öldürecek duruma geliyor ve kurtuluşu ölümde buluyorlar. İnsanlar kendilerine dair sistem içindeki en etkin ve son eylemlerini de intiharla noktalıyorlar.

Siyanürle intihar eden insanlar, kendilerini yakarak öldüren insanlar, beslenme yetersizliğinden ölen insanlar, parasızlıktan hayatlarını yaşanmaya değer görmeyen üniversite öğrencileri, aslında bir bütün insanca onurlu ve özgür yaşamdan umudunu kesen ve en önemlisi de kendi canlarından vazgeçecek raddeye geliyor insanlar.

Alışılmış bir duruma doğru evrilen bu intihar eylemleri her geçen gün artarak devam ediyor. Bu intihar eylemlerinin insanlar üzerinde korkunç bir etki ve tepkisellik yaratması gerekirken insanlar bu haberleri alalede bir haber olarak okuyup hayatlarını -her şey yolundaymış, hayat güllük gülistanlıkmış gibi- sürdürmeye devam ediyorlar.

Bu nasıl bir toplum, insan milyonların ortasında en derin yalnızlığı yaşıyor;

hiçkimse farkına varmadan dayanılmaz kendini öldürme arzusuyla kahrolabiliyor?

Bu toplum toplum değildir… vahşi hayvanların yaşadığı bir çöldür.”

J.J.Rousseau

Bu intihar eylemleri artık kanıksanır hale gelmeye başladı ve bu durum gerçekten korkunç bir hal aldı. Bu tepkisizliğin oluşmasının nedeni insanların tekrarlanan haberlerle kendilerine ve çevrelerine yabancılaşmalarıdır. Kendi güçlerinden bir haberdirler ve bir şeylerin değişeceğine olan inançları kalmamıştır.

İktidar ilişkilerinin ürettiği eşitsizliğe karşı kişinin bu duruma tepkisinin dışa vurumu olarak kişi intiharı çözüm görür. Kapitalizmin insanlar üzerindeki etkisiyle intiharlar yaşanır.

İntiharlar bireysel olaylar gibi görünse de aslında toplumun içindeki yaşanılan sorunlardan kaynaklı bir sonuç olarak açığa çıkar. Bu yüzden toplumdaki bireyler, özgür bir özne olarak yaşamak isteğiyle toplumda yer alamaz duruma geldiklerinde intihar ederler çünkü sistem onu çevrelediği üretim ilişkilerinin getirisinden yoksun bırakarak bu duruma iter. Kapitalizmin insanları üretim ilişkilerindeki rollerine yabancılaştırırken onları aslında kaçamayacakları bir ağın içine çeker, er ya da geç bir gün başlarına benzer durumlar geleceğini anlatır her yaşanan intihar olaylarında.

İnsanlar intihar ederken bu durumum yaratıcıları ne yapıyorlar, ne diyorlar birde onlara bakalım:

AKPli bir kişinin twitterda yaptığı bu paylaşım aslında insanları açlığa mecbur bıraktıklarını göstermektedir. Bunun üzerini kapatmak için yaptıkları açıklamalar, gerçek yüzlerini açığa vurmaktadır. “Kimse açlıktan kendini yakmaz. Öyle olsaydı Nijerya, Çad, Zambiya, Haiti, Madagaskar, Yemen ve Sierra Leone gibi ülkelerde insan kalmazdı. Böyle ucuz siyasi manevraları millet yemez.”

Berat Albayrak “İlk çeyrekte işsizlik verilerinde sert düşüş olacak” dedi, insanların gözünü boyamaya yeni açıklamalarıyla devam etti ve bu sırada “Çocuklarım aç, işsizim” diyerek kendini ateşe veren bir kişi vefat etti. İki olay aynı saatlerde gerçekleşti.

Hükümet ekonomik kriz derinleşirken ve intiharlar devam ederken 200 milyon lira Ukrayna’ya silah yardımı yaptı.

“Domates,patlıcan,sivri biber diyorlar.Düşünün bir merminin fiyatı ne kadar?” diyerek ekonomik krizin üstünü kapatmak için savaş naraları atıldı.

”Küçük balık büyük balığı yutuyor,sistem böyle canım napalım yani,benim keyfim yerinde,azim etselermiş çalışsalarmış, onlar da iş beğenmiyor ama”, tarzı cümlelerle keyfi yerinde olan burjuvazinin söylemiyle sözde iktidar sözcüleri açıklamalarında “herkes iş sahibi olacak diye bir şey yok”, “savaşa girdik sıkın dişinizi “ tarzı söylemler ve yukarıdaki örneklerdeki gibi aynı zihniyetin dışa vurumudur aslında.

Yaşanılan ekonomik kriz insanlar üzerinde bir çok etki yaratıyor. Bir çaresizlik haliyle intihar eden insanların yanında, adeletsizliğe karşı bireysel tepkiler veren ve adaleti arayan insanların da aşağıdaki örneklerde yoğunlaştığını görebilmekteyiz.

Mersin’de bir çiftçi tarım arazisine haciz koyan bankayı hedef alıp ateş açması gibi, çalıştığı fabrikadan atıldıktan sonra borçları nedeniyle kredi vermeyen bankanın camlarını kıran işçi gibi, Bursa’da bir fabrikadaki işinden atılan işçinin fabrikanın kartonlarını ateşe vermesi gibi bu tekil eylemler hedefe yönelmede başarılıdır. Yaşanan olaylar karşısında kitleler üzerinde rıza kültürü yaratan iktidar politikasını alaşağı edecek, insanlardaki özgürlük gücünü açığa çıkarmak gerekir. Kapitalizm hayatımızın her alanında sürekli bizi sarmış ve mağlup etmek için uğraşmaktadır. Bunun topyekün bir savaş olduğunu bilincimize yerleştirmemiz gerekir sistem ve onun sürdürücüleri bulundukları her yerde insanlığa karşı topyekün bir savaş halindedir. Sistem insanların yaşama dair umutlarını her gün daha da yok ederken umutsuzluk tohumu ekerken kitlelere, haykırmalıyız umudun sesini her yerde, çözüm için yanyana gelmeliyiz, güçlü ve haklı olduğumuzun bilincini açığa çıkartarmalıyız ,başka bir hayatın mümkün olduğunu anlamalı ve anlatmalıyız herkese. Fikirsel ve eylemsel bütünlükle hareket etmeliyiz . İnsanları intihara sürükleyen bu sistemi lanetlemek yetmez ona karşı örgütlü mücadele etmek ancak kurtuluşumuzu getirecektir ve buna göre de bir mücadele hattı örmemiz gerekmektedir.Bu sistem ve onun sürdürücülerine karşı örgütlü bir mücadele etmeden tek başına bir kurtuluş hayal olacaktır. İnsanlar sistemden, onun kurumlarından ve hukukundan umudunu kesmiş kendi adaletlerini yaratmaya çalışıyorlar. Gün be gün an be an sömürünün hedefi olan emekçiler, artık hedef almaya başlamışlardır. Topyekün, her yerde hedef alma eylemlerini çoğaltarak ancak kurtuluşumuz için adım atabiliriz.

Başka bir hayat elbette mümkün, yalnız değiliz, biz milyonlarız derken bunun yolunu göstermek ve kanallarını açmak gerekir. Değiştirme gücüne sahip olduğumuza inanmalıyız.Örgütlü bir mücadeleyle hakkımız olanı bizden alanlara ve bizi hedef alanlara karşı hedef olmayı reddetip artık onları hedef almalıyız.

Sistemin sonraki hedefi olmadan sistemin hedef alınmasının gereğini anlatmak gerekiyor. Hedef bellidir kapitalist sistem ve onun sürdürücüleri.

İnsan olarak kalmak isteyen herkes bu sisteme karşı mücadele saflarında yerini almalıdır. Bu sebeple kapitalizme karşı örgütlü bir mücadele en başta insanca eşit ve özgür bir yaşam için en acil ve en zaruri mücadeledir. İnsanlar içlerinde bastırdıkları özgürlük gücünü artık açığa çıkarmalı ve düşmanıhedef almalarının zamanı gelmiştir.

Daha neyi bekliyoruz,sıranın bize gelmesini mi? Örgütlenip, sırayı bozalım ve hedef olmadan hedef alalım.

Eylem Mor

Paylaşın