Seçtiklerimiz, Slider

KBDH Konsey Üyesi ve Kadın Komünarlar Birliği/Kadın Özgürlük Gücü savaşçısı Eylem Keçer: Kadın direniş ruhunun her coğrafyaya yayılmasını ve mevziler kazanılmasını hedefliyoruz

KBDH Konsey Üyesi ve  Kadın Komünarlar Birliği/Kadın Özgürlük Gücü savaşçısı Eylem Keçer’le 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve KBDH’ın 3.kuruluş yıldönümü vesilesiyle gerçekleştirilen röportajı paylaşıyoruz.

Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

Merhabalar. Adım Eylem Keçer KKB/KÖG savaşçısıyım. Aynı zamanda KBDH Genel Konsey üyesiyim. Öncelikle patriyarkal kapitalizm tarafından şiddete, tacize uğrayan kadın cinayetlerinde katledilen kadınların adlarını anarak aynı zamanda da başta Türkiye, Ortadoğu ve dünyanın her yerinde artan faşizmin bu pervazsız saldırılara karşı direnen ölümsüzleşen kızkardeşlerimizi saygı ile anıyorum.

Güçlü savaşçılığın cinsiyetinin olmadığını; komutanlaşarak ve önderleşerek, en sonunda da Rojava direnişinde ölümsüzleşerek koydukları nokta ile gösteren, KBDH’ın kuruluşunda ve çalışmalarında aktif rol alan Aynur ve Ceren yoldaşların ardından neler söylemek isterseniz?

Aynur ve Ceren örgütlendikleri günden bu yana bulundukları her alanda bir gün olsun durmadan, yorulmadan, tereddüt etmeden mücadele yürüttüler. Lise yıllarından bu yana onları mücadelenin her alanında gördük. Lise sıralarında, kampüslerde, Gezi barikatlarında, kadın eylemlerinde öncü rol oynadılar. Mücadelede bir adım daha öne atılıp birçoklarının tereddüt ettiği zamanda Rojava’ya geldiler. Aldıkları görevlerden bir adım geri atmayarak direnişi son anına kadar devrimci bir irade ile omuzladılar. KBDH çalışmalarında aktif rol aldılar.
Kuşkusuz bu iki değerli kadın komünarın ardından ne söylesek az kalacak. İkisi de boşluğu doldurulamayacak iki komutandı. Anılarıyla, bize kattıklarıyla, bıraktıları kadın kurtuluş mücadelesine olan inanç ve inatlarıyla yol göstermeye devam ediyorlar. Bugün hala onlardan güç alıyoruz. Aynur’un dediği gibi “doğru yoldan yürüdüğümüze eminiz”. Mücadelemizi onlardan öğrendiklerimizle büyüteceğiz. Adları, kadınların kurtuluşu için direnen tüm kadınlara mirastır.

Kadın düşmanı faşist Türk devletinin tüm faşizan saldırılarına rağmen kadınlar direniyor. Kadın iradesine, kadın kurumlarına yönelik baskı, teslim alma saldırılarına rağmen kadınlar sokakları terk etmeyerek kadın cinayetlerine, tacize karşı özgürlük taleplerini yükseltiyor. Özgürlük şiarını birçok kadın örgütünün kullanması sizce neyin ifadesi?

AKP-MHP faşizminin neo-liberal muhafazakâr politikalarının en çok hedef aldığı kesimlerden biri de kadınlar. İktidar temsilcilerinin sürekli dillerine doladıkları, kadın düşmanı politikalar erkeklere yeni katliamlar ve kadın ezilmişliği için teşvik oluyor, katillere erkek yargı tarafından verilen ödül gibi cezalarla kadın cinayetlerinin sayısı gün geçtikçe artıyor. Bugün Suriye’nin farklı bölgelerinde kendini gösteren işgalci, yayılmacı faşist saldırganlığın hedefi aynı zamanda Rojava’da vücut bulan kadın direnişi ve kazanımları. Yine kayyumlarla beraber ilk hedef alınan da kadın kazanımları oldu. Kadın karşıtı politikalar, iktidar sözcülerinin dillerinden düşmeyen cinsiyetçi söylemlerle kadınlar açık hedef haline getirilmek isteniyor.
Bunların hiçbiri elbette tesadüfi değil, çünkü AKP-MHP faşizmi ne zaman ezilenlere saldırsa karşısında kadınları buldu. OHAL döneminde kimse sokağa çıkamazken binlerce kadın sokakları zapt etti. “Las Tesis” eylemlerinde polis karşısında bir adım dahi geri atmayan kadın direnişiyle karşılaştı. Tecavüz yasasına karşı sokağa çıkan kadınlar AKP’ye geri adım attırdı. Leyla Güven’in başlattığı açlık grevi ile kadınlar aynı zamanda zindan kuşatmasına karşı önemli bir direniş sürdürdü. Bunun gibi daha pek çok kadın direnişi örneği var. Kadınların bu gücü karşısında çaresiz kalan AKP-MHP faşizminin bugün kadınlara yönelik saldırısını arttırması da bu yüzden. Geçtiğimiz günlerde Süleyman Soylu’nun “PKK bir kadın örgütüdür” sözleri iktidarın Kürt kadın hareketine bakışını, zindanlardaki kadın tutsaklara yapılan baskıları açıklıyor. Yine Taksim’in 8 Mart gece yürüyüşüne yasaklanması da kadınların örgütlülüğünden korktuklarının önemli bir göstergesi.
Kadınlara yönelik baskılar bu kadar artmışken kadınların “özgürlük” taleplerindeki ısrarı da daha gür çıkıyor. Tahammülü kalmayan kadınların sayısı gün geçtikçe artıyor. Meksika’da kızını kaybeden bir annenin “kaybedecek bir şeyim yok, korkmuyorum” sözleri tüm kadınların yaşadıklarını, özgürlük taleplerindeki ısrarı anlatmaya yetiyor.

Yaklaşan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü vesilesiyle KBDH bileşeni bir kadın örgütü olarak kadınlara nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Bugün Türkiye’de kadınlar patriyarkal kapitalizmin her türlü saldırı biçimleriyle karşı karşıyalar. Kadınların yasal kazanımlarından tutalım da yaşam haklarının ellerinden alınmaya çalışıldığı bir saldırı bütünlüğü söz konusu. Hem tüm kazanımlarımıza sahip çıkmak için hem de bu saldırılara karşı, kadın dayanışmasıyla mücadele yürütebilmek adına 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün bizler açısından daha fazla önem taşıyor. Kadınlar krize, tacize, tecavüze, polise, devlete, işgale, faşizme karşı birden fazla kadınlık durumuyla itiraz ediyor. Nihayetinde erkek egemen kültürle donatılmış bir ideolojiyle karşı karşıyayız. Özellikle KBDH bu anlamda kadınlar için çok büyük bir mücadele aracı olarak ortaya çıktı. Rojava’da katliamcı, kadın düşmanı çetelerle, işgalci güçlerle yürüttüğümüz savaşta büyük deneyimler kazandık. Sadece Türkiye değil dünya kadın direnişi için de Rojava önemli bir süreç oldu. Bu 8 Mart’ta deneyimlerimizle mücadeleyi topyekûn büyütmeliyiz. Patriyarkal kapitalizme karşı savaşan, öfke duyan tüm kadınlar KBDH’ta birleşerek, kadın sömürüsüne dayalı bu sistemi kuşatmalıdır.
Aynur geçtiğimiz 8 Mart’ta verdiği bir röportajda şu sözleri söylüyor: “Sokaklar bizim olmalı. Olduğumuz her yer bizim rengimizi taşımalı. Üzerinize atılan hiçbir bakıştan, size atılan hiçbir laftan çekinmek, bunlara karşı koymama refleksi geliştirmek gibi bir çekinceniz olmasın yoldaşlar. Önce mücadeleyi en yakınınızdan başlatarak bütün kadınlarla dayanışma içerisinde, bugün tek bir erkeğe karşı yapılmış bir hareket aslında Türkiye’deki bütün erkek egemenliğine karşı yapılmış harekettir diyerek bu özgüvenle hareket etmeyi, böyle bir hareket tarzı geliştirmek istiyorsak da bunu yapacak güce sahip olmak istiyorsak da -ki bu potansiyelimiz var- buna uygun örgütlenme araçları geliştirmeyi kendinize borç biliniz lütfen. Biz kendimize bunları borç bilerek bu yollara çıktık, bu alanlardayız.”
Buradan yola çıkarak sesimizi duyurabildiğimiz tüm kadınlara Aynur’un işaret ettiği gibi; direniş mümkün diyoruz. Birlikte mücadeleyi büyütmeye çağrı yapıyoruz.

Adeta katliam ve soykırım ilan eden faşist Türk Devlet’nin silah doğrulttuğu savaş coğrafyasında, kadınlar direnişin bir an olsun gerisinde durmayarak kadın özgürlük mücadelesini ileriye taşıdı ve taşımaya devam ediyor. Dün DAİŞ’e karşı savaşta Rojava devrimini savundu, bugün Rojava savunmasında işgalci faşist Türk Devleti’ne karşı direnişi sürdürüyor. Rojava topraklarında yaşan kadın direnişini KBDH olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

KBDH’nin mayalandığı süreçlerden biri olarak Rojava’da yaşanan savaş tüm boyutlarıyla çok önemliydi. Gezi Direnişi, Kuzey Kürdistan’da yürütülen direniş, Rojava deneyimiyle birlikte kadın direnişini başka bir aşamaya taşıdı. IŞİD çetelerinin en büyük korkusu nasıl kadın savaşçılar olduysa, bugün erkek egemen iktidarın korkusu da aynı şekilde direnen kadınlardır. Kadınlar olarak, Kobane, Minbiç, Afrin ve son olarak Serakaniye’de Rojava Devrimi’nin savunusunda en önde yer aldık. Belirttiğimiz üzere bu savaş bizler için aynı zamanda patriyarkal kapitalizme karşı bir savaştı. Kadınları köle pazarlarında satan cihadist çetelerin AKP eliyle beslendiğini, finanse edildiğini biliyoruz. Diğer taraftan Rojava’ya dair yürütülen işgal saldırıların temelinden kadın düşmanı politikalar olduğunu biliyoruz. Rojava’da kadınların öncülüğünde tarihsel bir süreç yaşandı. Kadınlar olarak sadece savaşta, cephede değil erkek egemenliğin her türlü biçimine dair mücadele ettik, önemli kazanımlar, değerler yarattık. Erkek egemen işgalci güçlerin kara propagandasına rağmen kadın direnişinin sembollerinden biri oldu Rojava’da yaşanan süreç. KBDH ile kadınların patriyarkal kapitalizme, emperyalizme ve faşizme karşı direnişi büyütüldü. Erkek egemen saldırılara karşı KBDH olarak kadın direniş ruhunun her coğrafyaya yayılması ve mevziler kazanılmasını hedefliyoruz. Deneyimlediğimiz süreçler ve savaşlar bize gösterdi ki her türlü saldırıya karşı, bombalara, kuşatmalara rağmen kadınlar yılmıyor. Aynur, Ceren ve Delal Amed yoldaşların mücadelesi kararlılığımızın somut halidir. Bu kararlılığı kadın sömürüsünün olduğu her alana taşıyarak, patriyarkal kapitalizm son buluna kadar mücadele edeceğiz.

Kaynak: http://www.hbdh-online.org/kbdh-genel-konsey-uyesi-ve-kkb-kog-savascisi-eylem-kecer-kadin-direnis-ruhunun-her-cografyaya-yayilmasi-ve-mevziler-kazanilmasini-hedefliyoruz/

Paylaşın