Gündem

Cumartesi Anneleri: “30 yılı aşkındır devam eden hukuki süreç ailesi olarak bizlerin ayıbı değildir”

Cumartesi Anneleri 795. haftanın basın açıklamasında 11 Haziran 1990’da Siverek’te gözaltına alınarak kaybedilen Adnan Bağca’nın akıbeti soruldu, sorumluların yargılanması istendi. Açıklama koronavirüs salgınından kaynaklı bu hafta da sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirildi.

Açıklamada söz alan Adnan Bağça’nın kardeşi Mustafa Bağça yaptığı konuşmada, birçok makama başvursalar da herhangi bir sonuç alamadıklarını ve mahkemelerin sürekli uzatıldığını belirtti. Bağça, başvurdukları davaların zaman aşımına uğrayıp kapatılınca da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurduğunu ancak buradan da herhangi bir sonuç alamadıklarını kaydetti. Bağça, “Biz devletten bir şey beklemiyoruz. Ancak bizim kemiklerimizi versinler ve bir mezarımız olsun” dedi.

Ardından söz alan dava avukatlarından Adnan Bağça’nın yeğeni Sevgi Bağça da hukuki sürece dair bilgi verdi. Sevgi Bağça, 2011 yılında stajyer avukat olarak görev yapmaktayken Hürriyet Gazetesi’nde eski özel harekat polisi Ayhan Çarkın’ın itiraflarında amcasının adının geçtiğini gördüğünü ve ardından diğer gazetelerde de yer alan söz konusu haberleri dosya haline getirerek ‘yeni delil’ adı altında soruşturma dosyasına yeniden sunduğunu ancak savcılık tarafından olumlu bir yanıt alamadığı bilgisini paylaştı. Ayhan Çarkın’ın itiraflarının ardından ifadesinin alınarak serbest bırakıldığına dikkat çeken Sevgi Bağça, şöyle devam etti: “Ayhan Çarkın ise o dönem ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı ve maalesef hakkında yürütülen soruşturma ile ilgili hala bir yol kat edilemedi. Tüm bunlar yaşanırken amcamın dosyasını 2011 yılının Mart ayında AİHM’e taşıdık ancak süreç burada da hala devam ediyor. 30 yılı aşkındır devam eden hukuki süreç ailesi olarak bizlerin ayıbı değildir.”

Cumartesi Anneleri adına bu haftaki açıklama metnini Cumartesi İnsanlarından Zeynep Görmek Yukarıgöz okudu. Yukarıgöz, “30 yıllık inkâr ve cezasızlık son bulsun; Adnan Bağça’nın akıbeti açıklansın, failleri yargılansın” dedi. Gözaltında kaybedilen kişinin akıbetine ilişkin belirsizlik devam ettiği sürece devletin de bu suçla ilgili sorumluluğunun devam edeceğinin altını çizen Yukarıgöz, devletin zaman aşımını gerekçe gösteren bu sorumluluktan kaçamayacağını belirtti.

Yukarıgöz, “795 haftadır ısrarla söylüyoruz. Kamuoyunun yargıya olan güvenini korumak, yasadışı eylemlere karşı her türlü hoşgörü izleniminden kaçınmak, adli makamların öncelikle görevidir. Kaybedilen sevdiklerimizin dosyalarındaki cezasızlık uygulamasına son verilmesi, hukukun ve demokrasinin gereğidir. Bu hafta iktidarın ve yargı makamının hukuku yok sayarak 30 yıldır cezasız bıraktığı Adnan Bağça dosyasıyla karşınızdayız. Belirsizlik devam ettiği sürece devletin bu suçla ilgili sorumluluğu da devam eder. Devlet zamanaşımını gerekçe göstererek bu yükümlülükten kaçınamaz” dedi. 

Paylaşın