İstanbul’da, 12 Eylül Askeri Faşist Cunta’nın bir ürünü olarak 6 Kasım 1981’de kurulan Yükseköğretim Kurumu’nun (YÖK) saldırı politikalarına karşı öğrenciler eylem düzenledi. “Eğitimde Eşitsizliğe ve Geleceksizliğe Karşı Mücadeleye!” pankartının taşındığı eylemde öğrenciler, sık sık “YÖK kalkacak, polis gidecek, üniversiteler bizimle özgürleşecek” gibi sloganlar atıldı.
Düzenlenen eylemde bir üniversite öğrencisi basın açıklamasını okuyarak, YÖK’le birlikte üniversitelerle öğrencilere yönelik saldırıların arttığına dikkat çekerek şunları ifade etti;
“12 Eylül faşizminin bir ürünü olan Yükseköğretim Kurumu, 39 yıl önce bugün, 6 Kasım 1981’de kuruldu. Kurulduğu günden bu yana neoliberal saldırı politikalarını üniversiteye uygulamaları üniversiteyi sermaye sınıfının arka bahçesi haline getirme, eğitimi niteliksizleştirerek anti-bilimsel hale getirme, eğitimde var olan eşitsizliği derinleştirme ve üniversiteleri sermaye ve devlet için ideolojik meşruiyet üreten kurumlara dönüştürme misyonlarıyla hareket eden YÖK, üniversitelerin bilim üretilen değil piyasanın ihtiyaçlarına göre iş gücü yetiştiren kurumlar olarak örgütlenmesinin esas sorumlularındandır. Bir darbe ürünü olan YÖK dün nasıl darbecilerin emriyle hareket ediyorsa bugün de darbenin mirasçısı Saray Rejimine itaat etmektedir. Bu süreçte üniversitelerde faşist baskılar artmış, polis şiddeti “olağan” hale gelmiş ve üniversitede anti-demokratik uygulamalar artırılmıştır.”
Mücadeleyi büyütmeye devam edeceklerini ve her sokağı direniş alanına çevireceklerini söyleyen öğrenciler açıklamaya şöyle devam etti;
“6 Kasımların militan ve kitlesel YÖK protestolarıyla hatırlanmasını sağlayan bir tarihin devamcısı olan bizler, 6 Kasım’ı üniversitenin sorunlarının dile getirildiği kürsülere çevirmek ve mücadeleyi büyütmek için 39 yıldır olduğu gibi bu sene de amfilerde, sokaklarda, eylem alanlarında olmaya devam ediyoruz. Faşist baskılarla üniversite öğrencilerinin sesini kısmak isteyenler, üniversitelerde devletin ve sermayenin tahakkümünü kurmak isteyenler, yakın zamanda yemekhane zamları sonrasında İstanbul Üniversitesi’nde başlayan öğrenci direnişi karşısında geri adım atmak zorunda kaldı. Üniversiteyi ticarethaneye çevirmek isteyenlere ve buna ses çıkaran gençliği faşist baskılarla susturmaya çalışanlara karşı dün nasıl tüm bir kampüsü direniş alanına çevirdiysek, bugün de bulunduğumuz her sokağı direniş alanına çeviriyoruz.”
Devletin, üniversiteleri sermayeye çıkar sağlayan birer şirket, öğrencileri müşteri, rektörleri patron olarak kurguladığını, kampüsleri ise rant kapısı olarak gördüğünü vurgulayan öğrenciler ekledi;
“AKP’nin iktidarından sonra ise üniversiteye yönelik neoliberal ve anti demokratik saldırıları daha önce olmadığı kadar artırarak; her kampüsü birer karakola çevirmenin yanında, üniversitelere atadığı yandaş rektörlerle saldırılarını doğrudan uygulamaya başlamış ve adeta YÖK’ün aracılığına ihtiyaç duymaz hale gelmiştir. Üniversite kadrolarını kendi yandaşlarıyla dolduran, üniversite gençliğinin sesini çete-polis-ÖGB terörüyle kısmak isteyen, kendisine yönelik en ufak bir muhalif sesi bile susturmaya çalışanlara cevabımız bellidir: Gençlik zorbalığa boyun eğmedi ve eğmeyecek! Pandemi sürecinin başından beri öğrencilerin sorunlarını göz ardı eden AKP ve Saray Rejimi, COVİD-19 salgınının faturasını açlık ile hastalık arasında seçime zorladığı emekçilere, tableti, bilgisayarı, interneti olmayan; eğitime erişemeyen milyonlarca öğrenciye kesmeye çalışmıştır. Yüz yüze eğitimin başlayacağı güne kadar tüm öğrencileri belirsizliğe itmiş, öğrenci yurtlarından taşınmak zorunda bırakılan öğrenciler ceplerindeki son para ile ya memlekete dönmüş ya da geçici evlere taşınmışlardır.”
Öğrencilerin bir gecede ders notlarına bile ulaşamadan KYK yurtlarından atılmış eşyalarına erişimleri engellendiğini, sermayedarların kendi çarkını döndürmek için ardı arkası kesilmeden açıklanan ekonomi paketlerinde öğrencilere yer bile verilmezken online derslere katılım için gerekli olan tablet, bilgisayar ve internet erişimine ilişkin eksiklikler karşılanmadığını, öğrencilere alternatif olarak okul dondurma seçeneği sunulduğunu, pandeminin devlet tarafından; eğitim hakkının engellenmesi için fırsata çevrildiğini ekleyen öğrenciler açıklamayı şöyle sonlandırdı;
“Bugün, belirsizlik içinde bırakılan ve eğitim hakkı gasp edilen üniversite öğrencilerinin de sorunlarına ses olabilmek için buradayız. Zamlı fiyatlarla kayıt alan vakıf üniversitelerinde okuyan, yurtlardan karga tulumba atıldıktan sonra belirsizlik hâli geçene dek oradan oraya evini taşımak zorunda kalan üniversite öğrencilerinin sesleri mücadelemizde yankılanıyor. Hem okurken hem de mezun olduktan sonra bizleri borç sarmalına sokanlara, geleceğimizi yok edenlere, yaşam alanlarımız üniversitelerimizi sermayedarlara peşkeş çekenlere karşı gücümüze güç katmak için gençliği mücadeleye çağırıyoruz!
Hakkını arayan, itiraz eden, soran, sorgulayan bir gençlikten korkan devlet, her fırsatta eğitimi niteliksizleştirmek istiyor. Buna karşı bir araya gelen, itiraz eden öğrencilerin mücadelesi ise faşist saldırılarla engellenmeye çalışılıyor. İşsizlik yahut güvencesiz işçiliğin, bir ömür boyu içinden çıkmak için uğraşacağımız borç sarmalının bizleri beklediğini biliyoruz. Bize gelecek diye dayatılan yıkımı reddediyoruz. Hayal ettiğimiz geleceğe, kendi ellerimizle kurabileceğimiz yarınlara ulaşabilmenin yolunun bu ablukayı dağıtmaktan geçtiğini de elbet biliyoruz. Korkularının kendilerini kurtarmaya yetmeyeceğini; birliğimizin, örgütlü mücadelemizin karşısında daha fazla korkmaya devam edecekleri de biliyoruz.
Geleceğimiz bu düzende değil. Geleceğimiz, üniversitenin iradesi yok sayılarak atanmış kayyım rektörlere karşı verilen mücadelede; barış istediği için işinden edilen akademisyenlerin yanı başında olmakta. Geleceğimiz yemekhanelere yapılan zamların geri çekilmesini sağlayan müşteri değiliz öğrenciyiz haykırışında; polis, ÖGB ve sivil faşistlerin üniversiteleri terörize eden ablukasını kıracağız diyenlerin iradesinde, kararlı mücadelesinde.”
Olabildiğine özgür olabildiğine refah dolu bir geleceğin ancak bu düzenin yıkılmasıyla mümkün olduğunu buradan bir kez daha haykırıyoruz. Bu düzenin yıkılması ise direnişi büyütmekten, örgütlü mücadeleden geçiyor. Salgın koşullarında dahi milyonların eğitime erişememesini, emekçilerin ölüme terk edilmesini değil patronların çıkarlarını gözeten Saray’ı ve onun kuklası YÖK’ü yıkmak için gençliği, üniversite öğrencilerini mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz!”
Kaynak: Gazete Patika
