Yoksul halk arasında yıllardır kullanılan bir atasözü vardır, “zenginin malı, züğürdün çenesini yorar” derler. Kısacası bu atasözüyle zenginin malı üzerine konuşmayın, onların zenginliğini kendi konunuz yapmayın deniliyor. Aslında bu şekliyle zengin sermayesinin nasıl oluştuğunu sorgulamaya itecek bir dizi düşünme eyleminin önüne geçilmiş oluyor. Öyle ya birinci dedikodu, ikinci dedikodu, üçüncüsünde ise o zengini zengin yapan nedenler bir bir açığa çıkıyor. Ödenmeyen işçi tazminatları, her şeyden alınan vergiler, zamlar… Bir de bu sözle kanık sıktırılmak istenen şey şudur ki; ilk anlamında konuşmayı sınırlandırırken ikinci anlamında ise istediğin kadar konuş zenginin zenginliğini değiştiremezsin sana sadece konuştuğunla kalmak düşer deniliyor.
Hiç kuşkusuz bu zenginler en çok mallarının, mülklerinin şaşalı, büyüleyici varlıkları ile konuşuluyor. Bu varlığa nasıl sahip oldukları noktası ise çok konuşulmuyor. Ne vergi kaçakçılıkları ne de rüşvet ve yolsuzlukları dile getirilmiyor. Onların dev dünyası ancak bize magazin konusu olarak veriliyor.
Türkiye’nin faşist iktidar destekli en zenginleri arasında yer alan Cengiz Holding Fransız bir şirketin ürettiği 47 milyon dolarlık jeti almasıyla bu bahse konu oluyor. Jet’in kaç kilometre mesafe uçtuğundan, kaç koltuğu olduğuna kadar özellikleri haber ajanslarının sayfalarında boy boy fotoğraflarla birlikte veriliyor. Faşist ortaklar sokakta insanların avuçlarına “iş, aş” yazarak intihar ettiği bir dönemde bunu büyük puntolarla, göstere göstere yapıyorlar. Çünkü faşist ortaklar için güç, iktidar önce gösteriş, sonra gerçekler oluyor. Onlar ortak oldukları ticaret imparatorluğunun yıkılıyor olduğu gerçeğini görüyorlar ve gördükçe de makyajlarını tazelemeye çalışıyorlar. Onlar faşist iktidarlarının aslında yıkılmaz bir kale olduğunun resmini çizmeye çalışıyorlar.
Ancak bu sefer bu resimde ne kadar boya kullanılsa da yetersiz olacağı günler geliyor. 17-25 Aralık yolsuzluk operasyonları sırasında yoksul halka küfrederek besmelesini çeken, faşist iktidarın en kadim ortaklarından olan “Cengiz” zenginliğinin de sonu geliyor. Alınan kamu ihalelerinin, mega projelerin de sonu geliyor. Aldığı 47 milyonluk jette uçamayacağı günler de geliyor.
Faşist ortak Bahçeli’nin formülleri etrafında şekillenen iktidar yıkılışını engellemenin yollarını meclisi Cengiz’e aydınlatarak, HDP’yi ise kapatmaya çalışarak bulmaya çalışıyor. Faşist Cengiz Holding kendisine garantili bir şekilde verilen ihalelerle zenginliğine zenginlik katarken faşist iktidar da prestijini sürdürmeye çalışıyor.
AKP-MHP faşist iktidarının siyasal hattı başta Kürt Özgürlük Hareketi’nin bitirilmesi ve tasfiyesi olmak üzere yıkamadığı birleşik devrim mücadelesi ile her gün biraz daha fazla sürdürmeye çalıştığı pozisyonu sürdürülemez kılıyor. Faşist iktidarın tüm siyasi varlığını KÖH ve birleşik devrimci güçlerin bitirilmesi tezi üzerinden özel savaş politikaları eşliğinde devreye koyduğu çöktürme planı çöküyor, yıkılıyor.
Türkiye tarihinin en fazla kamu ihalelerini alan “Cengiz” in Karadeniz’den Ege’ye, Kürdistan’a her yerde işçi sınıfı ve ezilen halkların sömürüsüne ve doğanın katliamına dayanan varlığı faşist iktidarla aynı kaderi paylaşıyor.
Faşist iktidar çökerken beraberinde Cengiz’leri, Limak’ları, Kalyon’ları da aynı son bekliyor. İşçi sınıfı ve ezilen halkların öfkesi her geçen gün büyüyor. Tarihi yolsuzluk ve rüşvet skandallarına imza atılan 17-25 Aralık’ın yıl dönümünde katmerli bir şekilde bunu sürdüren faşist ortakları bu sefer birleşik devrimci mücadele yıkmaya geliyor.
