Umut Röportaj Boğaziçi Üniversitesi’ye yönelik kayyum rektör Melih Bulu’nun atanmasına yönelik günlerdir yapılan protestolar devam ediyor. Gözaltına alınan öğrencilere yönelik işkence ciddi boyutlara ulaştı. Protestolar esnasında polis şiddetine maruz kalan İstanbul Üniversitesi öğrencisi ve Birleşik Gençlik Meclisi Yürütme üyesi Başak Yeşilot ile yaşanan süreci konuştuk.
“Örgütlü gençliği terörize etme çabası içerisindeler”
Boğaziçi direnişinin bir sıçrama yaratarak tüm üniversitelerin talebini haykırdığını ifade eden Yeşilot, “Özellikle örgütlü gençliği terörize etme çabası içerisindeler. Gençliği kendi belirledikleri alana sıkıştırmayı politika haline getiren AKP iktidarı, denetimsiz alanlara karşı direniş büyüdükçe korkmakta ve kendi güvenli alanlarını yaratmak zorundadır” dedi.
Yeşilot, gençliğin AKP’nin belirlediği ve denetleyebildiği alanlardan kendi öz gücüyle, aşarak çıkacağını ve bu anlamda iktidarın kendisine karşı güç olarak gördüğü her kesime yönelik saldırı politikası içinde olduklarını ifade etti. Yeşilot, “İstanbul Sözleşmesi’ni savunan kadınlara saldırılarından, LGBTİ+’ları hedef gösteren Süleyman Soylu’dan biliyoruz, Kürtlere yönelik saldırılarını belediyeye atanan kayyumlardan biliyoruz. AKP’nin dış siyasetini özel savaş politikalarından biliyoruz” dedi.
“Kadın bedenine yönelik özel işkence”
Konuşmasının devamında, Bebek sahilinde kitle ile Boğaziçi dayanışmasının çağrısıyla Güney kapısına doğru yürüdüklerini ve polisin saldırdığını belirterek, “Kadın bedenine yönelik şiddetle karşı karşıya kaldık karnımız tekmelendi, göğüslerimiz sıkıldı ve bunun özel olarak yapıldığını belirttiğimiz de ise cinsiyetçi küfürlerle karşı karşıya kaldık” şeklinde konuştu. Yeşilot, dünyada güçlü bir kadın iradesinin ve kadın direnişlerinin söz konusu olduğunu belirtirken bulunduğumuz coğrafyada da güçlü bir şekilde sürdüğünü ve buna karşı erkek devletin kadınlara yönelik saldırılarının da daha şiddetli bir şekilde sürdüğünü söyledi.
Yeşilot, konuşmasının devamında gençliğin bir bütün olarak geleceksizlik ile karşı karşıya bırakıldığını ve üniversite mezunlarının iş bulamadığını aktarırken, “Akademi ise iktidarın dinci politikaları ile kuşatılmak isteniyor. Kayyum rektör de Üniversitelere ve akademiye yönelik bir saldırıdır. Dindar ve kindar bir nesil yetiştirmek istiyorlar. Gökyüzüne direniş sesleri yükseliyor, gelecek bizim ellerimizde biliyoruz” diyerek konuşmasını sonlandırdı.
