Marmara Üniversitesi öğrencisi ve Gençlik Komiteleri üyesi olan Yunus Emre Karaca’nın dört göndür Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde gözaltında tutulduğu öğrenildi.
1 Şubat’ta Boğaziçi Üniversitesi’nde devam eden eylemlerde gözaltına alınan 159 öğrencilerden olan Karaca’nın aynı gün serbest bırakıldı ve maruz kaldığı doktor raporu ile sabit olan işkence sebebi ile nefes darlığı çektiği için reçeteli bir ilaç kullanmaya başladığı belirtildi. 2 Şubat’ta gözaltı ve tutuklamalara karşı ve Boğaziçi Üniversitesi’ne destek için öğrenciler Kadıköy Rıhtım’da toplanmıştı. Karaca’nın oradaki eyleme katıldığı ve birçok videoda da görüldüğü üzere aynı gün altı-yedi polis tarafından sokak ortasında darp edildiği, gazetecilerin görüntü alması polis tarafından engellenmeye çalışılmışıldığı hatırlatıldı. 2 Şubat’ta gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan öğrenciler arasında olan Karaca 3 Şubat’ta sabaha karşı saat 04:30 sıralarında yapılan ev baskını ile evde arama yapıldıktan ve 2 Şubat günü üzerinde olduğu düşünülen montuna el koyulduktan sonra gözaltına alındığı öğrenildi.
Karaca’ hakkında ‘Polise Mukavemet, 2911 Sayılı Kanuna Muhalefet, Mala Zarar Verme ve Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik” gerekçeleri ile soruşturma açıldığı ve gözaltına alındığı günden bu yana henüz ifadesi dahi alınmadan Vatan Emniyet Müdürlüğü’nde tutulduğu öğrenildi.
Karaca hakkında yapılan açıklamada Karaca’ya yönelik işkence ve kötü muamele gözaltına alındıktan sonra da devam ettiği, gözaltına alındıktan sonra nefes darlığı sebebi ile ilaç kullandığını kendisi ve avukatları tarafından belirtilmesine rağmen saatlerce ilacı verilmediği belirtildi. Açıklamanın devamında ise şunlar vurgulandı;
”Görevli polisler tarafından, ki 2 Şubattan beri görevli olan polisler Nezarethane Defterinde kayıtlıdır, yasak sorgu yöntemleri uygulanarak, gözaltındaki tüm öğrenciler ”sohbet”e çağırılmış ve şifahi görüşme ile ”Kimleri tanıdıkları” sorulmuş, ”Zaten buradaki herkesi bildikleri ve kendilerine yardımcı olunmazsa hayatlarının kararacağı” tehditi ile muhbirlik teklif edilmiştir.
İçişleri Bakanı Soylu, Boğaziçi protestolarına katılan öğrencileri ”LGBT sapkınları” ve ”Terör örgütleri ile iltisaklılar” diyerek, MHP Genel Başkanı Bahçeli ise ”Kafaları ezilmesi gerekenler” diyerek hedef göstermiştir. Soylu’nun örgüt üyeliği suçlaması açıkça yargıya verilen bir talimatken Bahçeli ise öğrencileri sivil faşistlere hedef göstermiştir. Nitekim 2 Şubat’ta bir milletvekili olan Bahçeli’nin ”Kafaları ezilmesi gerekenler” çağrısı karşılık bulmuş ve arkadaşlarımız faşistler tarafından saldırıya uğramış, ancak meşru müdafaa hakkını kullanarak kendilerini savunmuşlardır. Soruşturma Savcılarının ise Soylu’nun talimatlarını uygulamaya çok istekli olduğunu tutuklama ve ev hapsi talebi ile yapılan sevklerden anlıyoruz. Ancak bir kez daha dayanışma kazanmış, tutuklama talebi ile sevk edilen öğrencilerin büyük çoğunlu serbest bırakılmıştır. Tutuklanan arkadaşlarımızı ise en kısa zamanda ellerinden alacağımızı biliyoruz.
İktidarın korkusunu Anayasal haklarını kullanarak barışçıl protestolara katılan öğrencilere uygulanan şiddetin büyüklüğünden görebiliyoruz. Kayyımlarınız da, Rektörleriniz de, siz de gideceksiniz. Arkadaşlarımıza işkence uygulayan, kötü muameleye ve yasak sorgu yöntemlerine maruz bırakılan polisler, kimliklerinin kolaylıkla tespit edileceğini ve işledikleri suçlardan dolayı muhakkak yargılanacaklarını bilsinler. Yunus Emre Karaca ve gözaltındaki tüm öğrenciler için tüm yargı makamlarına çağrımızdır: hukuka uyun, görevinizin gereklerini yerine getirin, arkadaşlarımız hiçbir hukuk kuralına uyulmayarak gözaltında tutulmaktadır, arkadaşlarımızı serbest bırakın!”
