TZOB kuraklıkla ilgili hazırladığı raporda tarımsal üretimlerde yaşanan düşüşlere dikkat çekiyor. Diğer yandan mevcut iktidarın baraj inşa etmek dışında bir çabası görülmezken, bu barajlar kuraklığın başlıca sebebi haline dönüşmüş durumda
TZOB (Türkiye Ziraat Odaları Birliği) tarafından hazırlanan ‘Mayıs 2021’ Kuraklık Raporu açıklandı. Genel Başkan Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, “Mayıs ayı başında kuraklıktan etkilenen il sayısını 22 olarak açıklamıştık. Mayıs yağışları yetersiz olunca kuraklıktan etkilenen il sayısı 41’e çıktı. Haziran yağışları da yetersiz olursa bu sayı daha da artacak” diye belirtti. Bayraktar, “Buğdayda 18 milyon tonun, arpada 7 milyon tonun ve mercimekte ise 250 bin tonun altında bir rekolte tahmin ediliyor” dedi. Bayraktar, 2020-2021 üretim sezonunda kuraklığın ciddi oranlarda baş gösterdiğini belirterek, “Bu dönemde çiftçilerimizin yoğun emek vererek ürettikleri ürünler, kuraklıktan büyük zarar gördü. Kayıpların etkisi sürmeye devam ediyor. Ülkemizde son yıllarda kış yağışları yetersiz. Bu yılda sezonun başından itibaren ülke genelinde beklenen yağışlar gerçekleşmedi. Bunun sonucunda meteorolojik ve tarımsal kuraklığın yanı sıra bir de hidrolojik kuraklıkla karşı karşıya kaldık” dedi.
Biçerdöverler çalışamadı!
Bayraktar açıklamasının devamında, “Yaşanan kuraklık; üretim sezonunda harcanan emeğin, kullanılan tohumun, atılan gübrenin ve ilacın karşılıksız kalmasına neden oldu. Mayıs ayında beklenen yağışların gelmemesi sonucu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Diyarbakır, Batman, Urfa, Mardin, Kilis, Siirt, Şırnak, Antep illerinde kıraç şartlardaki buğday, arpa ve kırmızı mercimek kuraklıktan ciddi olarak zarar gördü” diye belirtti. Bayraktar, “Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu Bölgeleri başta olmak üzere diğer bölgelerde büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. Hasat zamanı yaklaşan bölgelerde mayıs ayının sonuna kadar yeterli yağış olmadığı için hububat tarlalarına biçerdöverler giremedi” dedi.
Hayvancılık da tehlikede
Bayraktar, samanın hayvancılıkta en fazla kullanılan kaba yem kaynağı olduğunu söyleyerek, “İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde görülen kuraklık bu bölgeden saman temin eden iller için sıkıntı oluşturacaktır. Hayvancılığın kaba yem kaynaklarından biri de yem bitkileridir. Kuraklığın etkili olduğu illerde bu ürünlerde verimin de olumsuz etkilendiği görülmektedir. İç Anadolu Bölgesi başta olmak üzere meralarda yağış yetersizliğinden dolayı önemli ölçüde ot kaybı yaşanmış ve bitki boyları çok kısa kalmıştır. Bu zarar, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık kadar arıcıları da etkilemektedir. Arıcılarımız mera ve çayırlarda yeterli çiçek olmadığı için mağdur olmaktadır. Kuraklığın hayvancılıkta da yükselen maliyetlerin daha da artmasına neden olabileceği görülmektedir. Geçimini hayvancılıkla sağlayanlar, yem fiyatlarını karşılayamadıkları için hayvanlarını satarak veya kestirerek sektörden çıkmakta, ahırlar boşalmaktadır” diye belirtti.
Kuraklık yaygınlaşıyor
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş kuraklıkla ilgili yaptığı bir açıklamada, “Kuraklığın şiddetlenmesi ve yaygınlaşması bekleniyor. Eğer gerçekleşirse, son yıllarda olduğu gibi sonbahara daha şiddetlenmiş-uzamış kuraklık koşulları altında girebiliriz” sözleriyle kuraklığın önümüzdeki aylarda ve yıllarda süreceğine işaret ediyordu. İktidar küresel iklim değişimine yönelik hiçbir önlem geliştirme çabası ortaya koymazken, baraj sayılarını arttırmakla övünmeye devam ediyor. Oysa barajların bölgesel iklimlerde değişikliğe yol açtığı ve devasa büyüklükte olan barajlardaki sular ısınan hava nedeniyle buharlaşmakta. Bunun yanında suyun doğal akışı kesilerek binlerce yılda ortaya çıkmış olan ekosistem yerle bir ediliyor.
Yeraltı suları da tükeniyor
Kentlerin büyük çoğunluğunda sular yer altından çekiliyor. Birçok il coğrafyasında yer altı suları tükenme noktasına gelmiş durumda. Her akarsuyun önüne bentler çekip barajlar kurulmasıyla birlikte yer altı sularını besleyen yer üstü su hareketleri yok edildi. Bunun yanında yağış sisteminin bozulması sonucu yağışlar kısa ama şiddetli yağışlar olarak görülmeye başlandı. Kısa sürede çok miktarda yağmur suları yeryüzüne inerken, bu suların yer altını beslemesi imkansız hale geldi. Kısa dönem içinde kentlerdeki barajlarda suların kentleri besleyemeyeceği ve bir alternatifin de yaratılamayacağı bekleniyor. Bu durumda tarım üretimlerinde ortaya çıkan kuraklık ve suya erişememe sonucu açlık ve sefaletle karşı karşıya kalacağımız günler artık çok yakın.
İktidar çözüm üretmekten uzak
Devasa büyüklükte inşa edilmiş olan barajlardan çiftçiye suyun yeterli ve ödenebilir seviyede bir ücretle karşılanmaması ve çiftçinin yer altı suyuna mahkûm edilip enerji şirketlerinin sömürüsüne tabi tutulması, tarımsal üretimlerde yüzde 90’lara varan oranda düşürmesine neden olurken, büyük bir gıda krizinin kapıda olduğu ortaya çıkıyor. Urfa, Mardin, Diyarbakır ve Batman’da yaşanan kuraklığın müsebbibi mevcut iktidar olduğu açıkça görülürken, kuraklık Konya ve oradan Denizli’ye kadar uzanmış durumda.
Kaynak: Yeni Yaşam Gazetesi
