12 Eylül öncesi devrimci mücadeleye Kurtuluş hareketinde başlayan, darbe sonrası hapis yatan, Filistin’de İsrail siyonizme karşı mücadeleye katılan ardından İstanbul’da SDP yönetiminde bulunduğu dönem yeniden Devrimci Karargah operasyonları ile tutuklanan İbrahim Turgut; tahliyesinin ardından DKP/BÖG saflarında IŞİD’e karşı savaşta yer almıştı. 4 Ağustos 2021 günü açıklama yapan DKP; İbrahim Turgut’un geçirdiği kalp krizi sonucu ölümsüzleştiğini duyurmuştu.
Ölümsüzleşen DKP/BÖG üyesi İbrahim Turgut (Halid Ebu Ruken) için Rojava’da bir etkinlik düzenlendi. Düzenlenen etkinliğe MLKP, MKP, TKP-ML TİKKO, THKP-C MLSPB, YPG, TKEP/L temsilcileri katılarak İbrahim Turgut anısına konuşmalar gerçekleştirdiler.
Etkinlikte konuşan;
DKP/BÖG üyesi Aziz Efe “DKP/BÖG’ün harcında Halit yoldaşı Filistin’e götürtüp oradan Amed’e ve İstanbul’a götüren devrimci irade vardır”
Yoldaşlar, Halit yoldaş hepimizin bildiği gibi bundan kısa bir süre önce 9 Mayıs’ta gerçekleştirdiğimiz Ölümsüzler Haftası’nda Mehmet yoldaş başta olmak üzere DKP/BÖG şehitlerimizi anma etkinliğimizde bizimle beraberdi, yan yanaydı. Onu Rojava topraklarında enternasyonalist bir devrimci olarak sonsuzluğa uğurladık. Bir devrimci için, bir sosyalist için ölüm her zaman mücadelenin ve yaşamın gerçekliğidir. Mücadelenin belirli bir aşamasında ölümle defalarca karşı karşıya gelmiştir Halit yoldaş. Defalarca ölümle ve onun gerçekliğiyle karşılaşmıştır. Önderimiz Ulaş Bayraktaroğlu’nun bir sözü var: “insan bir defa yaşar bir defa ölür. Devrimci her ikisini de doğru yapandır”. Halit yoldaş bunu doğru yapan bir yoldaşımızdı. Kendisi Kurtuluş geleneğiyle 1975-76’lardan başlayarak Kızıltepe’de Arap-Kürt kökenli bir ailenin ferdi olarak bu mücadeleye başladı. Kendisi Kürdistan’da sömürgeciliğe karşı o dönemde Kurtuluş Hareketi içerisinde yer alıp hem bir Kürt olarak Kürdistan’ın özgürlük mücadelesinde yer aldı ve aynı zamanda kapitalist sömürü sistemine karşı mücadelede yer aldı. Sonrasında 12 Eylül askeri darbesi koşullarında Filistin için Lübnan’a giderek orada 3 yıla yakın enternasyonalist bir devrimci olarak siyonizme ve emperyalizme karşı bir devrim mücadelesinin neferi olarak, enternasyonalizmin bayrağını ileri taşıdı. Sonrasında Türkiye ve Kuzey Kürdistan Kurtuluş Örgütü’ne yönelik bir operasyonla Amed’de yakalandı ve 7 yıla yakın bir tutsaklık süreci oldu.
61 yaşında ölümsüzleşti Halit yoldaşımız. O, hayatının önemlice bir kısmını devrim ve sosyalizm mücadelesine adadı. 90’lı yıllarda hapishaneden çıktığında mücadele kaçkınlığı, sosyalizmden uzaklaşma, tasfiyecilik, yasadışı faaliyetten vazgeçme, legalizm süreçleri olurken o dönemde Kurtuluş Hareketi için önemli ve belki de politik alanda itibarı zor ama örgüt için kritik bir çok görevi yerine getirdi. 90’lı yıllar boyunca hem Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla ve genelde yer alan atmosferde 12 Eylül yılgınlığı koşullarında o, örgütte ve örgütlü mücadelede ısrar eden bir yoldaştı. O zaman için risk olabilecek, belki de birçok insanın yapmak istemediği birçok görevi yerine getirdi. Kurtuluş Hareketi de hem Sovyetlerin yıkılışı hem de 12 Eylül askeri darbesinin yarattığı tasfiyeci dalgadan çok ciddi bir şekilde etkilendi. Sonuç olarak şunu diyebiliriz: O yılgınlık atmosferinde, sol liberalizmin hegemonyası karşısında onun aziz hatırası bizlere şunu hatırlatıyor. Halit yoldaş, örgütten ve örgütlülükten yana tavır alan bir yoldaştı. Örgütlü mücadele ısrar etmişti. İşçi sınıfının mücadelesinde ısrarcıydı. Proletarya sosyalizminde ısrarcıydı. Enternasyonalizm tavrında ısrarcıydı. Bu yönüyle onun mücadelesi her zaman Kurtuluş Hareketi içerisinde daha devrimcilikte ısrar eden proletaryanın devrimci kurtuluş örgütü olan odakla oldu. Sonrasında partileşme sürecimiz gerçekleşti ve hem Kasım Atılımı sonrasında –kendisi gibi o dönemde Devrimci Karargah operasyonu sırasında tutuklanan birçok isim sonrasında Avrupa’ya gidip mülteci olmuştu- o, Kürdistan topraklarına gelerek Mehmet yoldaşın çağrısıyla DKP/BÖG ile kaderini birleştirdi. Bu açıdan, hem ileri yaşına rağmen bize şunu ispatlamıştır. Bir komünistin yaşı yoktur. Sistemle çelişkileri olan bir komünist her zaman mücadeleden ve örgütten yanadır. Yaşamıyla bu pratiği bizlere sundu. Bu açıdan çok net şunu söyleyebiliriz; Bizler için Halit yoldaş her zaman genç bir yoldaş olmuştur. Yaşamda emeğiyle, katılımıyla en öndeydi. Hem de içinden geldiği geleneğin tasfiyeci ve reformist eğilimleri karşısında devrimci bir tercihi destekleyen bir yerde durdu. Bu açıdan bizim için de, 90’lı yıllarda bu mücadele içerisinde olan genç kadrolar için, geçmişle o bağlantıyı kurmak açısından da önemli bir isimdi. Bu yönüyle bir değerdi. Tarihsel anlamıyla, bir tarihsel bütünlüğü ve devamlılığı ifade etmektedir.
O, bu mücadelenin bu örgütlülüğün yanında durdu. Mehmet yoldaşın çağrısıyla bu topraklara geldi. Partimizin bir çok görevinde bir çok kritik aşamasında yer aldı, görev aldı. O dönem parti ile ilişkisi daha dost pozisyonundayken, özellikle partimiz ikinci kongresini gerçekleştirdikten sonra, içerisinde bulunduğu askeri-politik stratejisi daha da netleştikten sonra bizimle ilişkileri daha net bir zemine oturdu. Partimizin sorunları çözme sürecinde her zaman örgütle ve partiyle hareket etmiştir. Bu çok önemli bir tercihti. Sonuç olarak, biz onun ideallerinin taşıyıcısıyız. DKP/BÖG, onun mücadele geleneğini bugüne taşıyan bir çizgidir. O, reformizmin, tasfiyeciliğin, düzen içiliğin reddi ve devrimciliğin sahiplenilmesidir. DKP/BÖG’ün harcında Halit yoldaşı Filistin’e götürtüp oradan Amed’e ve İstanbul’a götüren devrimci irade vardır. Bu açıdan bu sürekliliğin takipçisiyiz. Halit yoldaşın ideallerinin takipçisiyiz. Onun ideali olan Türkiye ve Kürdistan birleşik devrimini gerçekleştirmek bizim tarihsel sorumluluğumuzdur. Halit yoldaş, her zaman mücadelenin içinde oldu. Yoldaşlarının yanında oldu. Partisiyle de bütünleşmesi bu açıdan anlamlıdır. O, tarihsel bütünlüğü bugüne taşıdı. Serekaniye Savaşı döneminde faşist Türk devletinin işgali karşısında aktif bir şekilde görev alıp partisiyle ve yoldaşlarıyla daha güçlü bir şekilde buluştu.
Bizler, DKP/BÖG adına söz vermek istiyoruz. Onun ideallerinin takipçisiyiz, mücadelesinin takipçisiyiz, devrimcilik ve sosyalizm iddiasında sonuna kadar devam edeceğiz. Onun ideallerini gerçekleştireceğiz, Türkiye ve Kürdistan devrimini gerçekleştirmek boynumuzun borcudur. Halit yoldaş sen rahat uyu, senin ideallerin bizimle beraber partimiz saflarında yaşamaya devam edecektir. Yaşasın devrim, yaşasın sosyalizm!
MLKP üyesi Raperin Çem: “Halit yoldaş şahsında tüm ölümsüz yoldaşların eylemi, yaşamsal duruşları daha büyük bir varlık ve ideolojik değer haline geliyor”
Halit yoldaş şahsında ağustos ayında ölümsüzleşen devrim ve sosyalizm şehitleri başta olmak üzere tüm ölümsüzlerimizi büyük bir saygı, sevgi ve minnetle anıyorum.
Ölümsüzler bizler için bir yaşam parolasıdır. Ölümsüzler aynı zamanda nasıl yaşanması gerektiği ve nasıl yürünmesi gerektiğine dair bir paroladır. Kutsiye Bozoklar bize şu sözü miras olarak bıraktı: “devrimci olmak değildir önemli olan, devrimci yaşamak ve devrimci ölmektir”. Halit yoldaş ve ölümsüz her yoldaşa baktığımızda onlar bu kararlılığı, bu iradeyi gösterdikleri gibi daha büyük bir kararlılık ve iradeyi devrimci yaşamak, devrimciliği bir yaşam tarzı haline dönüştürmek ve gerektiğinde bir devrimci olarak ölümsüzleşmek bayrağını üstlenerek yerine getirdiler. Bu yanıyla, partimiz MLKP ölümsüzleri anmanın, ölümsüzlerden öğrenmenin, onların yaşatmanın en önemli özelliğinin onların yaşamlarına bakmak olduğunu, yaşamlarımızda onları pratikleştirmek olduğunu söyler. Bu doğrultuda baktığımızda ise Halit yoldaşın yaşamında devrimci mücadele açısından oldukça uzun bir serüven var. Bir o kadar bu uzun devrimcilik serüveni içerisine birçok şeyi biriktirdiğini, birçok devrimci değeri sığdırdığını görebiliyoruz. Bunları, devrimciler bakımından, devrimci komünistler bakımından ayırt edici özelliklerden biri olarak şehitlere bağlılığı Halit yoldaş şahsında söyleyebiliriz. Bugüne kadar Halit yoldaş burada ölümsüzleşen devrimcilerin ardından onlara karşı sorumluluğunu yerine getirirken bugün biz ona karşı bu sorumluluğu yerine getiriyoruz.
Halit yoldaşın yaşamına baktığımızda emekçiliğini, bir devrimcide, bir komünistte olması gereken, en değerli özelliklerden birinin iddialı, iradeli, umutlu ve bir o kadarda mütevaziliğini, emekçiliğini görüyoruz. Bunun, devrimci olmanın ve aynı zamanda devrimci kalmanın, devrimci ölebilmenin diyalektik ilişkisi içerisinde bütünleşmiş, harmanlanmış bir yaşam tarzı olabildiğini görüyoruz. Bu yanıyla öğreticidir bizlere, ardıllarına ve gelecek kuşaklara.
Halit yoldaşın devrimciliğine baktığımızda devrimci yaşamına, ideallerine bağlılığını sürdürdüğü koşullara baktığımızda oldukça zor, çetin ve büyük bedeller gerektiren dönemlerde görev üstlendiğini, devrimci yaşamda ısrar ettiğini, devrimciliğin hangi görev olursa olsun görev ayrımı yapmadan kendi gerçekliği içerisinde ama devrimci kalarak ama devrimcilikte ısrar ederek bir duruş gösterdiğini görüyoruz. Öğrenmemiz gereken, ardıllarına elbette ki daha fazla taşımamız gereken en önemli özelliklerden biri budur. Bu şu açıdan önemlidir; nasıl ki Sovyet Devrimi’nin yenilgisi ardından, sosyalizme karşı yürütülen mücadelede karşı-devrimin örgütlediği saldırılar arasında politik-örgütsel saldırılar kadar komünizme karşı bir ideolojik saldırılar toplamı da vardır. Bugüne baktığımızda o gün ki koşullarda devrimci kalabilmek nasıl ki önemliyse bugün içinden geçtiğimiz siyasal ağırlığı olan sürece baktığımızda benzer dönemleri yaşıyoruz. AKP faşizminin, dünya sistemi açısından baktığımızda kapitalizmin içinden geçtiği kriz sürecinde devrimci hareketlere dönük, komünistlere dönük tasfiye saldırıları politik-örgütsel olduğu kadar en fazla da ideolojik saldırılarını yoğunlaştırdığı bu dönemde devrimci olmak çok büyük ve çok anlamlıdır. Ama devrimci kalmak ve devrimci ölebilmek daha büyük bir değer haline geldi. Bu nedenle, kolay devrimciliklerin tercih edildiği yerlerde Halit yoldaşın, Halit yoldaş şahsında tüm ölümsüz yoldaşların eylemi, yaşamsal duruşları daha büyük bir varlık ve ideolojik değer haline geliyor. Bunları büyütmek elbette ki bizim omuzlarımızda bir görevdir. Bu devrimci yoldaşlığın bir görevidir aynı zamanda. Bütün şehitleri parti şehitleri olarak sahipleniyoruz. Bütün devrim ve sosyalizm şehitlerini kendi şehitlerimiz olarak alıyoruz. Onların yaşamlarından öğrenmeyi önümüze büyük bir görev olarak koyuyoruz. Bu bakımdan Halit yoldaşın yaşamından başka bir öğrenilmesi gereken; örgütlü duruştur. O örgütlü bir duruşu seçti. Biliyoruz DKP/BÖG’ün zor süreçlerden geçtiğini. Bu zor süreçlerde örgütlü yaşamı tercih etti. Bu, bir inanç; devrime, sosyalizme bağlılığın ve örgütlü olmanın mutlak ve mutlak zorunluluk olduğunu kavramanın, içselleştirmenin bir duruşudur. Sahiplenilmesi ve büyütülmesi gereken en önemli şeylerden biri budur.
Halit yoldaş enternasyonal bir devrimci, savaşçı olarak Filistin’den tarihinin başlattı. Birçok devrimci örgütün tarihinde olduğu gibi Filistin ilk enternasyonal buluşmaların Ortadoğu bakımından buluştuğu bir mevzidir. Bugün de bu enternasyonal devrimciliğin büyütüldüğü yer Rojava topraklarıdır. Halit yoldaş Arap ve Kürt kökenli bir devrimci olarak Rojava devrim topraklarına geldiğinde aynı zamanda enternasyonal görevleri itibariyle burada yerini aldı. O, bize aynı zamanda birçok ölümsüz yoldaşımızda olduğu gibi Rojava devrim topraklarının her karışına, adımına, cephesine, mevzisine baktığımızda görebileceğimiz bir devrimci yoldaşlığın ortak kanlar dökülerek yaratılmış bir devrimin daha fazlasının sahiplenilmesinin ve büyütülmesinin gerektirdiğini gösteriyor. Rojava devrim toprakları bu yanıyla tüm dünya emekçi halklarına, kadınlara, gençlere umut olan bir devrim özelliği taşırken aynı zamanda devrimlere karşı, sosyalizme karşı bu kadar saldırıların yaşandığı bir yerde bir devrimin ayakta durma çabası ve bunun içerisinde bizim varlığımızın ve görevlerimizin daha büyük bir anlam taşıdığını şehitlerimiz şahsında öğreniyoruz. Halit yoldaş ve Rojava devrim topraklarında ölümsüzleşen bütün yoldaşlara karşı görev ve sorumluluğumuzdur aynı zamanda. Rojava devrim topraklarını savunmak, onu işgalcilere ve sömürgecilere karşı sonuna kadar savunmak aynı zamanda ölümsüzlere verdiğimiz bir sözdür. Aynı zamanda onlara karşı bir diğer sorumluluğumuz sosyalizmi inşa etmektir. Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren işgalcilere karşı, egemenlere karşı Ortadoğu’da sosyalizm bayrağını yükseltmektir. Biz devrimci komünistler, yurtseverler olarak birleşik mücadeleyi Türkiye ve Kürdistan’da yürütmenin iddiası ve adımıyla yan yana gelen devrimciler olarak aynı zamanda sosyalizm mücadelesini, komünizm mücadelesini Ortadoğu’ya taşımak gibi tarihsel bir görevimiz vardır. Halit yoldaş şahsında hem onların anılarına bağlılığın hem onların ideallerini yaşatmanın hem de şehitleri yaşamları ile birlikte yaşamlarımıza taşımanın anlamı ve değerini pratiklerimizde, sözümüzde, eylemimizde daha güçlü taşıyacağımızın sözünü veriyoruz. Halit yoldaş şahsında partim adına ölümsüzlerimize verdiğimiz bu sözü kanımızın son damlasına kadar, nefesimizin son anına kadar bu değerlerimize, şehitlerimize bağlılığımızı ve bu neticede görevlerimize bağlı kalacağımızı bir kez daha söylüyoruz.
Şehit namırın! Halit yoldaş ölümsüzdür! Yaşasın birleşik Türkiye ve Kürdistan devrimi!
TKP-ML üyesi Cemil Amed: “Biz hiçbir zaman devrim şehitlerini mezarlarda aramayacağız. Biz hiçbir zaman onları dört tahtaya çakılı tabut içerisine koyup gömmeyeceğiz. Çünkü onlar bizimledir”
Halit yoldaş şahsında bütün devrim ve sosyalizm şehitlerini saygıyla ve minnetle anıyorum. Ağustos ayında şehit düşen bütün devrimcileri saygı ve minnetle anıyorum.
Biz hiçbir zaman devrim şehitlerini mezarlarda aramayacağız. Biz hiçbir zaman onları dört tahtaya çakılı tabut içerisine koyup gömmeyeceğiz. Çünkü onlar bizimledir. Bizim mücadelemizde, ideallerimizde ve kavgamızdadırlar. Bizimle yaşıyorlar. Biz bugün yine Halit yoldaşı, o devrim emekçisini, işçisini, o mütevazi insanı yanımızda görüyoruz. O, güler yüzüyle, o devrimci yaklaşımıyla hal-hatır soran tutumuyla, fedakarlığıyla yanımızdadır. Devrimciler hem birer sıra neferidir ama yaptıkları sıra dışıdır. Onları sıra neferi yapan çok sayıda devrimcilerin, emekçilerin, işçilerin devrim safında yer almasıdır. Ama onların yaptıkları sıradan değildir. Büyüktür, anlamlıdır, değerlidir.
O, işgalciliğe övünen, soykırım tarihleri gerçekleştiren bir devlete karşı durdu. Diktatörlüğe, ırkçılığa, soygunculuğa, sömürüye karşı durduğu için büyüktürler, sıra dışıdırlar. Biz onları sıra dışılığından anlıyoruz. Onun büyüklüğünü sadece gençlik yıllarında değil, orta yaşlarında değil en ileri yaşını devrime adadığı için büyük kabul ediyoruz. Bu yüzdendir ki o sıra dışıdır. Bu yüzdendir ki o hiçbir zaman dört tahtaya çakılı bir tabuta konulmayacak kadar değerli ve büyüktür. Devrimciler yağmur damlaları gibidir. Kuru toprakları yeşertir. Oraya canlılık, umut, iddia taşır. Bu yüzdendir ki onlar ölümsüzdür. Hiç kimse bizlere onları mezarlıklarda aramamızı istemesin. Çünkü onlar her taraftadırlar. Rojava’da, Kürdistan’da, Türkiye işçi sınıfının emek ve devrim mücadelesinde, sosyalizm mücadelesindedir.
Eğer, cesaret varsa ölüm yoktur orada. Eğer, devrim iddiası varsa ölüm çürümüştür orada. Bu yüzden, biz Halit yoldaşı gerçekten devrimin bir emekçisi, bir işçisi, mütevazi ama iddialı bir yaşamı örgütleyen kişi olduğu için örnek almalıyız. Tıpkı Nubar Ozanyan yoldaş gibi. İkisinin de devrim mücadelesi yolunun ne kadar birbirine benzediğini görüyorum. Nubar Ozanyan yoldaş da tıpkı Halit yoldaşımız gibi, herkesin Halit abisi gibi Rojava’ya, Ermenistan’a, Karabağ’a, Türkiye işçi sınıfının mücadelesine ve Kürdistan’a kadar uzanan bir direniş köprüsü olmuştur. Bu yüzden onlar hem militan hem sıra neferi hem de enternasyonal ölümsüz kahraman olmuşlardır. Onları vitrinlerde göremeyiz. Onların yaptıkları hep görünmez, sessiz ve sakindir. Ama yaptıkları bir o kadar da anlamlıdır. Nubar Ozanyan yoldaş da tıpkı Halit yoldaşımız gibi bütün ömrünü devrime, sosyalizme adayarak ve emperyalizme, faşizme karşı savaşarak geçirdi. Dolayısıyla her ikisi de devrimin direniş köprüleridir. Birer emekçileridir.
Sovyet devriminde meçhul asker anıtları vardır. Kahramanlar vardır ve bir de meçhul asker anıtları vardır. Onlar isimsiz binlerce, on binlerce, yüz binlerce emekçinin isimlerini yazmak, sıra sıra dizmek mümkün değilse de bir anıt ile onları anıyorlar. Bizler de aynen devrimin sonsuz ve sayısız emekçilerini, şehitlerini meçhul asker anıtları ile anacağız. Asıl kahramanlar onlardır. Asıl kahramanlar halktır. Asıl kahramanlar işçilerdir. Asıl kahramanlar devrimcilerdir. Hiçbir zaman soyguncular, işgalciler, talancılar, emperyalistler kahraman olamazlar. Onlar sadece soygun tarihi yazarlar. Sadece işgal ve soykırım tarihleri yazarlar. Sadece lanetli ve karanlık bir tarih yazarlar. Biz devrimciler umudun, emeğin, sosyalizmin tarihini yazıyoruz. Bugün de yazıyoruz. Biz azınlığız. Azınlıktayız ama çoğunluğu temsil ediyoruz. Biz sosyalizmi temsil ediyoruz. Burada bulunan bütün devrimciler geleceğin sahipleridirler. Sosyalizmin sahipleridir. Geleceği nasıl yaratılacağını, nasıl inşa edileceğini öğretiyorlar. Halit yoldaş da böyle bir öğretmendi. O sadece okulda öğretmenlik yapmadı çocuklara. O aynı zamanda bizlere de ‘gençlik yıllarınız birkaç ayını, birkaç yılını devrime değil; orta yaşınızın sadece birkaç ayını birkaç dönemini devrime vermeyin; bütün ömrünüzü verin’ demiştir. O yüzden öğretmendir. Biz öğretmenimizin önünde saygıyla eğiliyoruz. Onu saygıyla, minnetle sevgiyle anıyoruz. İdeallerini yaşatacağımıza söz veriyoruz.
TKEP/L üyesi Yaşar Güner: “Halit yoldaşı, onun yaşlarındaki ve o dönemlerden bugüne devrimi taşıyanları gördüğümüzde hem bu işin zorluğunu hem de olabilirliğini ve mümkünlüğünü görüyoruz”
Halit yoldaşın devrimci anısı önünde saygıyla eğiliyorum.
Ondan öğrendiklerimiz oldu. Yanımızda ki duruşuyla bize kattıkları oldu, verdikleri oldu. Devrimciler devrime bir şey katarlar. Hepsi bir yerden bir şeyler katarlar. Kimisi kritik bir süreçte bir hareket yapar oradan katar, kimisi bir sorumluluk ve görev üstlenir oradan katar. Kimisi bir an’da yapacağı kritik müdahale ile bir değer katar. Ama aslolan ömrünü devrim için bir değer haline getirmektir. Bizim için de aslolan budur. İşimiz devrim yapmaktır ama onun içerisinde ki amacımız da ömrümüzü devrime katmaktır. Orada bir ömürle değer yaratmaktır. Başarılması zor olan şey budur.
Halit yoldaşı, onun yaşlarındaki ve o dönemlerden bugüne devrimi taşıyanları gördüğümüzde hem bu işin zorluğunu hem de olabilirliğini ve mümkünlüğünü görüyoruz. Eskiden bizim kuşağımız, Halit yoldaşın kuşağındakileri, ne kadar o dönemlerde örgütlerde görevler almış insanlar varsa, hepsini, mücadele çizgisinin dışında olarak görüyordu. Ama onu ve onun gibi mücadele içerisinde o kuşak devrimcilerini gördüğümde umudu yaşadım. Bu umudu ve mutluluğu yaşattığı için Halit yoldaşa teşekkür ediyorum. Dediğim gibi devrime ömrünü bir değer olarak katmak asıl meseledir, bir devrimci açısından. Biz Halit yoldaşın, TKEP-Leninist’li yoldaşları olarak buna şahidiz. Ömrünü bir değer olarak devrime kattı. Tekrar anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Kattığı değere layık ve bağlı kalacağımıza söz veriyoruz.
Halit yoldaş ölümsüzdür!
komungucu.org
