Çukurova GÖÇ-DER Başkanı Selahattin Güvenç, mültecilere yönelik artan nefret söylemi ve saldırıların iktidar tarafından örgütlendiğini söyledi
Türkiye’nin birçok yerinde artan ırkçı saldırıların hedeflerinden olan mülteciler gündemdeki yerini koruyor. Özellikle Afganistan’da Taliban’ın yönetimi ele geçirmesiyle artan Afgan göçü dikkat çekiyor. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın önceki gün İstanbul’da yaptığı açıklamalardan da bu anlaşılıyor. Erdoğan, emniyet verilerine göre Türkiye’de 300 bin Afganistanlı göçmenin bulunduğunu söyledi.
Türkiye’nin göç ve mülteci politikasını Mezopotamya Ajansı’na değerlendiren Çukurova Göç ve Mülteci Araştırma İzleme Derneği (GÖÇ-DER) Başkanı Selahattin Güvenç, ülkede mülteci karşıtlığının artmasının nedenlerini sıraladı.
‘Saldırılar kullanılan dilin sonucu’
Son birkaç aydır siyasilerin ve medya organlarının artan bir şekilde kullandıkları mülteci karşıtı söyleme dikkati çeken Güvenç, bu dilin toplumsal yansımalarının artan saldırılarla açığa çıktığını söyledi. İktidarın ötekileştiren ayrımcı, ırkçı ve nefret içeren söylemlerden kaçınması gerektiğini aktaran Güvenç, mültecilerin ayrımcılıktan, ırkçılıktan ve nefret suçlarından etkili bir biçimde korunması gerektiğinin altını çizdi. Hiçbir dönem mültecilere ve diğer etnik gruplara saldırıların bu kadar artmadığını vurgulayan Güvenç, bu ırkçı saldırıların kendiliğinden gelişmediğini, devlet ve iktidar tarafından örgütlendirildiğini ifade etti.
“İktidarlar ve egemenler zaman zaman ötekileştirdiği kesimleri birbirine kırdırarak şiddet ve kaos ortamından besleniyor” diyen Güvenç, “Kim olursa olsun hangi halktan olursa olsun zorla yerinden edilme bir insanlık suçudur. İster iç göçler isterse sığınmacı, isterse mülteci olsunlar insanlara ‘Gidin sizi istemiyoruz’ diye bir söylem olamaz. Mülteciler buraya geldiği için suçlu değildir. Bu insanları kim sürgün etmişse onlar sorumludur dolayısıyla uluslararası sistem sorumludur” diye konuştu.
‘Veriler şeffaf değil’
Suriyeli mültecilerin savaşın kurbanları olduğunu ifade eden Güvenç, “Yapılan saldırılardan Türkiye’deki hükümet sorumludur” dedi. Türkiye’nin bu kadar göç almasına rağmen ayakları yere basan bir politika geliştirmediğine dikkati çeken Güvenç, Türkiye’nin göç politikaları tamamen konjonktürel, iç ve dış politikadaki gelişmelere göre yer değiştirdiğini söyledi. Göçmenlerin yıllar geçmesine rağmen statülerine ilişkin kayda değer bir gelişme olmadığına dikkati çeken Güvenç, göçmenlere dair verilerin şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmadığını da sözlerine ekledi.
Türkiye’nin eskiden göçmenler için transit ülke konumunda olduğunu ancak şimdi hedef ülke olarak görüldüğünü ifade eden Güvenç, “Türkiye sığınmacıları kendi ülkesinde tutarak karşılığında Amerika ve diğer ülkelerden para alıyor. Öte yandan ülkedeki mültecilere hiçbir hak verilmediği gibi insan bir yaşam sunulmuyor. Uluslararası hukuk çiğneniyor. İktidar, bir taraftan büyük ülkelerden para karşılığı mültecileri burada tutmaya çalışıyor, diğer taraftan kendi iç kamuoyunu yönlendirerek linç ederek kaçırtmaya çalışıyor. Bu şiddet sarmalına karşı bir direnç göstermezsek, bu sefer vatandaşlık kategorisinde olan başka ezilen kesimler hedef alınacak” şeklinde konuştu.
‘Sığınmacıları sömürüyorlar’
Türkiye’de mültecilerin en ucuz pazar gücü haline geldiğini aktaran Güvenç, narenciye depolarında, serbest bölgelerde ve tarım alanlarda Suriyeli mültecilerin karın tokluğuna çalıştırıldığını ifade etti. AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki’nin “Sığınmacılar bazı sektörleri ayakta tutuyor” sözlerini hatırlatan Güvenç sözlerini şöyle sonlandırdı: “İktidarın ‘Ayakta tutuyor’ dedikleri şey devletin desteklemediği, tarım politikalarında çiftçiye destek vermediği toprak sahiplerinin, Suriyeli sığınmacıları çalıştırdıkları alanlar. Bu açığı telafi etmek ve üretimi mülteciler üzerinden yapmak istiyorlar. Yani dünyanın en büyük sömürüsü şuanda Suriye ve Afgan sığınmacıların üzerinden gerçekleştiriliyor.”
Yeni Yaşam Gazetesi
